Eksik liste

ÇEŞME’nin farklı bir evreye geçişi otoyolla başladı.

Haberin Devamı

Önce Alaçatı ilgi çekti.

Bereket versin ki, sathi kültüre sahip necip halkımızım bu handikaplarını kanıtlarcasına hiçbir şekilde fark etmedikleri bu kasaba, tıpkı toprak altında kaldığı için korunmuş tarihi eserler gibi, en az bozulmuş haliyle bir anda keşfedildi.
Arkasından Alaçatı sahil şeridi, Çeşme, Ilıca, Reis Dere...
Tüm ilçe “yürü ya kulum” oldu.
Eski Çeşme, İzmir’in, hatta Alsancak sakinlerinin sayfiyesi idi.
Ilıca Şantiye Evleri’nin merkez olduğu, birbirini tanıyan birkaç bin kişinin okullar kapanıp Fuar açılıncaya kadar eşlerinin ve çocuklarının “hicret” ettiği, babaların yaz bekarı olarak haftanın üç günü Kordon’da demlendiği, hafta sonları Dalyan’da ailecek balık yemeğe gidildiği bir küçük dünyaydı Çeşme...
Dalyan balık lokantaları bir klasik olarak hala hayatlarına devam ediyorlar.
Geçenlerde İzmir’in en iyi 10 balıkçı restoranı listesi yayınlandı Hürriyet Gazetesi’nde.
Aralarında Dalyan’dan hiçbir restoran yoktu.
Kusura bakılmasın. Bu mekanlar, geleneksel yapıları, sürprizsiz servisleri, yıllanmış garsonları, hijyenleri, bazılarının ısrarla koruduğu muhafazakar sunumları ile müthiş bir “yerleşiklik” huzuru yayıyorlar.
Hani De Gaulle’ün, Sartre Fransa’dır dediği gibi, balık restoranları “Dalyan”dır.
Tamam, yeni gelişen mekanlarda da çok başarılı yerler var.
Ama, 25-30 yıl kıdemlenmeden eskileri bu kadar kolay unutmak doğru olmamıştır.
Bu yazının amacı, Cevat, Körfez Memet, Emin, Hasan, Levent ve aşçısından garsonuna kadar özel bir deniz ürünleri “vaha”sının ıskalanmasını tamir çabasıdır.

-----

Gelen gideni...

Haberin Devamı

ÇEVREMİZE bakıyoruz.
Hani sevenleri daha çok biliyoruz, ama bizim mahallelerde Sayın Cumhurbaşkanı’ndan hoşlanmayan epey kişi var. Tamam, diyelim gönüllerine göre gelişmeler oldu ve iktidar değişti.
Ne yani, Recep Tayyip Erdoğan yerine İsmail Cem gibi birilerinin mi geleceğini umuyorlar.
Bu ülkede sosyal demokrat, Alevi koalisyonu en fazla %25’tir.
Hadi Kürtlerin de bir kısmı teveccüh gösterse.
Geriye %70 kalıyor. Diğer deyişle, şayet değişirse, lider yine muhafazakar birileri olur.
Cumhurbaşkanı hiç olmaz ise “açık boyacı”.
Yani kendini saklamıyor.
Bu sayede, kolay kızılıyor, eleştiriliyor, teşhis ediliyor.
Hani bir başkası gelse, kendini saklayan bir insan olsa, hep gülümsese...
Esasında sorun muhafazakarlıktan ziyade otokratik zeminin normalleştirilmesi. Aksi halde değişen pek bir şey olmaz.

-----

Deistler artıyor

Haberin Devamı

EVRENDEKİ yıldız sayısı dünyadaki tüm kum tanelerinden daha fazla olduğunu yazıyordu bir dergi.
Bırakın evreni; karıncalar, kuşlar, balıklar, gözle görülenler, görülmeyenler, mesela bağırsaklarımızdaki parazitler, özetle dünyamız da devamlı bir hareketlilik içerisinde.
Canlılar; doğuyorlar, ürüyorlar, ölüyorlar.
Evrenin yaşı 13.7 milyar yıl olarak kabul ediliyor.
Öncesini ve sonrasını bilmek mümkün değil.
İdrakimize sığan tek şey muazzam bir dengenin var olduğu.
Tüm bunları yaratan ve idare eden bir “yüce” var mıdır?
Bu soruyu en azından “yok olduğunu kanıtlamak imkanına sahip değiliz” diye yanıtlayabiliyoruz.
İdrak kapasitesi, akıl yürütmesi bir yerlere gelip duruyor.
Ötesine dair üç seçenek karşınıza çıkıyor.
Ya bir “kabul”e yaslanacaksınız.
Ya reddedici bir tutuma gireceksiniz.
Ya da bu soruyla ilgilenmeyeceksiniz.
Bu son tercih Ateist olmaktan farklı bir durum.
Özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde her türden metafizik meseleler bireylerin yaşam denklemi içinde kayda değer bir yüzde işgal etmiyor.
Hal böyle olunca, bir “kutsal”a göre hizalanma, ona uygun davranma baskısı ortadan kalkıyor, onun yerine doğanın değişken ve dinamik yapısına uyumlu ortak davranış normları oluşturulmaya çalışılıyor.
İşte bu noktada evrene uyumun, eğer varsa nizam koyucunun varlığını hissetmek olduğunun ayırdına varılıyor, semavi dinlerin reçetelerinden bağımsız “Deist” bir tavır filizleniyor.
Doğaya saygı duyan, onun bizatihi tanrısal gücün yansıması olduğunun kabulünde hiçbir beis görmeyen, “beşeri kısıtlamaların” evrenin sonsuzluğunda ne denli anlamsız kaldığını hisseden, dengeli, barışçı, huzurlu bir kültür gelecek dönemlerimize damga vurmaya hazırlanıyor.

Yazarın Tüm Yazıları