Tiyatroda 'oyuncu' dizide 'senaryo' izlettirir

Usta oyuncu Taner Turan, tiyatro sahnesinin oyunculuğun er meydanı olduğunu söylerken, oyunculukta tiyatro-dizi-sinema sacayaklarının olmazsa olmazlarını şöyle açıklıyor, “Tiyatroda, yetenekli oyuncu olduğu müddetçe en kötü tekstlere bile hayat verebilirsiniz. Dizide sağlam bir senaryonuz varsa istediğiniz kişiyi oynatabilirsiniz. Sinemada ise yönetmenin gözü çok önemlidir. Senaryoyu ve oyuncuyu muhteşem gösterebilir.”

Haberin Devamı

TV dizilerinden izleyenler usta oyuncuyu genellikle kötü rollerin adamı olarak tanıdı. Şimdilerde ise tarihi bir dizide gaddar bir emir rolüyle hayranlarının karşısına çıkıyor. Diğer taraftan tiyatro sahnesinde “insan sevgisine duyarlı” dediği Sait Faik’i canlandıran Turan’ın, komedi dalında bir ödülü, yazdığı ve yönettiği çocuk oyunları da bulunuyor. Karşımızda her rolün hakkını veren çok yönlü bir oyuncu olunca, sohbetimiz de tiyatrodan son dönem dizilerine, kendisinin uykularını kaçıran genç oyuncu adaylarının hayallerine kadar uzandı. Ayrıca 14 yıl Bursa’da görev yapan Taner Turan ile Bursa’nın kendisi için özel anlamını da konuştuk elbette.

Tiyatroda oyuncu dizide senaryo izlettirir

Haberin Devamı

-Tarihi bir dizi olan, Uyanış: Büyük Selçuklu’daki rolünüz hayırlı olsun öncelikle. Sert mizacınız nedeniyle genellikle sizi kötü adam rollerinde izledik. Şimdi nasıl bir karakteri oynuyorsunuz?

Diğer rollerimden farklı olarak bu kez tarihi bir karakteri canlandırıyorum. Sevgili izleyicilerimiz bu rolde daha gaddar asıp kesen, diğer tarafıyla kızına düşkün bir emir görecekler. Daha önce oynadığım dizilerde sert mizacımdan kaynaklı olmasıyla beraber, iyi ve doğru canlandırdığımı düşündüklerinden bu tarz roller teklif ediliyor. Tabii ki, ben oyunculuk eğitimi almış bir sanatçıyım. Tiyatroda bir çok tarzda oyunlar oynadım; komedi, dram, Osmanlı tarzı, absürt, clown tarzı, epik, meddah... Hatta, sert mizaçlı bir kişi olarak tiyatroda komedi dalında ödülüm dahi var (gülerek).

TARİHİ ROL HEYECANLANDIRDI

Tiyatroda oyuncu dizide senaryo izlettirir

-Tarihi dizilerle ilgili görüşlerinizle birlikte, rolünüz teklif edildiğindeki ilk duygularınızı da öğrenmek isterim?
Şunu belirtmeliyim ki, tarihi bir dizi çekmek büyük prodüksiyon işidir. Dolayısıyla hazırlığı ve planlaması meşakkatlidir. Bir taraftan kostümleri ve mekânlarıyla tarih doğru aktarılmaya çaba gösterilirken, diğer taraftan da izleyiciye sunulması için zamanla yarışılır. Bu projedeki “İlteber” rolü teklif edildiğinde çok heyecanlandığımı itiraf etmeliyim. Bu denli büyük bir projenin içinde önemli bir role can vermek, beni çok mutlu etmekle birlikte, farklı bir rolle ekranlarda sevenlerimin karşısında olmak inanılmaz heyecanlandırdı.

Haberin Devamı

-Bu role nasıl hazırlandınız? Sette nasıl bir ortam var?

Tiyatroda oyuncu dizide senaryo izlettirir

Tiyatrodan gelen alışkanlığım üzere; özellikle bu tür tarihi projelerde, öncellikle konusu geçen tarihi araştırır ve okurum. Canlandıracağım karakteri ise analiz etmeye çalışırım. Proje sahibi ve yapımcımız olan Emre Konuk başta olmak üzere, birinci yönetmenimiz Sedat İnci ve ikinci yönetmenimiz Berat Özdoğan’ın sıcak ve samimi yaklaşımlarının yanı sıra çaycısından set amirine, makgözünden kuaförüne, ışıkçısından kostümcüsüne, asistanlardan kameramanlara kadar tüm proje çalışanlarının güler yüzlülüğü de eklenince, sette olması gereken başarı ve huzur yakalanmaktadır. Diğer taraftan tüm rol arkadaşlarımla karşılıklı sahneleri oynamak benim içim ayrı bir keyif. Bu tür tarihi rolleri canlandırırken çok keyif alıyorum.

Haberin Devamı

TİCARİ KAYGI HEP OLACAK

-Son dönemde özellikle şiddet içerikli diziler daha çok eleştirilmeye başlandı. Ticari kaygının ön planda olduğu filmler giderek arttı mı, hep mi öyleydi?

Mesleğim gereği tabii ki hepsini takip etmeye çalışıyorum. Şiddet içeren dizilerin çoğaldığının düşünülmesi elbette normaldir. Rekabetin olduğu bu dizi piyasasında, senaristler ve yapımcılar daha çok ilgi gören ve izlenilen senaryolara yönelirler. Elbette toplumun bir diğer kesimini mutlu etmeyen projelerdir. Reytingler ne kadar yüksek tutulursa, projenin diğer gelirleriyle birlikte kazanımı yüksek olacaktır. Bu dengede olan projeler bir nebze olsun ticari açıdan sıkıntı çekmez. Ticari kaygı geçmişte de vardı bugün de var; hep olmuştur, olacaktır da. Son zamanlarda yapımcılar ve senaristler tarafından, toplumun farklı bir yaşam halini yansıtma çabasıyla düşünülüp başlatılan projeler de görüyoruz. Bu tür projelerin de olması gerektiği kanaatindeyim.

Haberin Devamı

OYUNCULUĞUN ER MEYDANI

Tiyatroda oyuncu dizide senaryo izlettirir

- Bir tiyatro oyununun, dizinin ve sinema filminin olmazsa olmazları nelerdir sizin için?

Oyunculuğun er meydanının tiyatro sahnesi olduğunu düşünüyorum. Ayrıca şöyle bir tezim var - katılırsınız katılmazsınız- tiyatro, dizi ve sinema; bunların saç ayağı olduğundan yola çıkarsak; tiyatroda “oyuncu”, dizide “senaryo”, sinemada da “yönetmen” ana değişmezlerdir. Açacak olursam; tiyatroda, yetenekli oyuncu olduğu müddetçe en kötü tekstlere bile hayat verebilirsiniz. Dizide sağlam bir senaryonuz varsa istediğiniz kişiyi oynatabilirsiniz (ki çoğu dizilerde fotoğraf vermenin oyunculuk olduğu zannediliyor). Sinemada da yönetmenin gözü çok önemlidir. Senaryoyu ve oyuncuyu muhteşem gösterebilir.

Haberin Devamı

-“Sanat yapmak için değil para kazanmak için tv dizilerinde rol alıyoruz” sözü tiyatro oyuncularının genel bir söylemi haline geldi ya da yadsınamaz bir gerçek oldu. Sizin bu anlamda başarı ölçütleriniz ya da seçimleriniz ne yönde?
Gerçekten şunu net ifade etmeliyim. Günümüz dizilerinin birçoğunda sanatın ötesinde, maddi ihtiyaçları karşılamak için görev alınıyor. Kimseyi zan altında bırakmak için söylemiyorum bunu, gerçekten. Sanat yapılacak platform dizi ekranı maalesef değil. Lakin şunu not düşmeliyim, tarihi projeler bir nebze olsun sanatçının kendini ifade edebileceği, oyunculuğunu sergileyebileceği alan imkânsallığındadır. Ancak gerçek sanat icracılığı tiyatro sahnesidir

SAİT FAİK’İN RUHUNA İNDİM

Tiyatroda oyuncu dizide senaryo izlettirir

-Sait Faik Abasıyanık’ın, Meraklısı İçin “Öyle Bir Hikâye” oyunu ile siz de sanırım sanat yaptığınızı hissediyorsunuz? Oyun hakkında bilgi alabilir miyiz?

Sait Faik canlandırdığım en nadir insanlardandır. Hikâyeleriyle birlikte kendini canlandırırken, kalabalığın içinde ne kadar yalnız, doğaya, hayvanlara, insan sevgisine duyarlı bir insan olduğunu algıladım. Günümüzde üzüntüyle gördüğüm, çok okunmamış ve ruhuna inilmemiş bir yazar olarak algılıyorum Sait Faik Abasıyanık’ı, namı diğer, “Abasıbazlı”... Adı üstünde “abasını” hep dert edinmiş.

CEVAPLARIN ÇOĞU MEŞHUR OLMAK

-Oyunculuk hayali kuran ya da sanatçı olmak isteyen çocuklara ebeveynleri genelde önce altın bileziğini tak öğüdü verirler. Genç meslektaşlarınıza ya da bu yolda olan gençlere neler söylemek istersiniz?

Sınavlarda jüri olduğumda, oyuncu aday adaylarına ya da bu mesleği seçmek isteyen taze beyinlere sorduğum ilk soru şu oldu: Tiyatro sanatı senin için bir heves mi yani TV’de meşhur olayım kafası mı? Yoksa gerçekten inandığın, ömrünü verebileceğin tutkulu bir meslek ya da yaşam algın mı? Cevapların çoğu meşhur olmaktı... Acı bir “yazık” haykırışıyla geceleri hep uykum kaçmıştır.

ÇOCUK OYUNLARIMDA EĞLENİYORUM

-Aynı zamanda çocuk oyunları da yazıyorsunuz. Sizin hayal gücünüz, kaleminiz ön plana çıktığında hangi duygular ön plana çıkıyor?

Evet, naçizane oyun da yazıyorum. Günümüzde, yeni yazarlara verilen değer mertebesinde uğraş veriyorum da diyebilirim. Oyuncu olduğumdan yola çıkarak, kaleme aldığım oyunları yazarken kendi kendime bir takım canlandırmalar yapıp kağıda döküyor ve çok eğleniyorum. Yılların tecrübesi ve profesyonelliğiyle en ufak detaylara dikkat ediyorum. Gözettiğim husus ise, çocuklara hitaben bir oyun yazdıysam onların, sıkılmamaları ve bu süre zarfında oyunumda vermem gereken mesajları akıllara algılamaları olmuştur. Tabii ki, çocukların eğlenmeleri de şarttır. Akılda kalıcı müzikli, şarkılı, sorgulu anlatımlar kullanmaya hep dikkat ettim.

AHMET VEFİK PAŞA’YA SELAM OLSUN

-Aynı zamanda devlet tiyatrosu sanatçısı olarak 14 yıl Bursa’da görev yaptınız. Bursa bir sanat şehri olarak potansiyelini harekete geçirebilmiş midir sizce?
14 yıl dile kolay... Bursa Devlet Tiyatrosu’na çok şey verdim. Çok emeğimin geçtiğini düşünüyorum. Kimse bunu inkâr edemez. Bu süreçte dönemin müdürüne teklifim ile vali beyi ziyaretimiz olmuş ve köylere otobüs gönderip oradan gelemeyen halkımıza hizmet götürmüş, oyunlarımıza getirmiştik. Diğer taraftan, Bursa’nın kemikleşmiş bir sanat izleyicisi de var elbette. Ahmet Vefik Paşa’nın kurduğu ilk tiyatro şehrinde, gelişmesinde bir nebze olsun benim de katkım olduysa, Ahmet Vefik Paşa’ya selam olsun...

 ATATÜRK’Ü CANLANDIRMAK İSTİYORUM

Tiyatroda oyuncu dizide senaryo izlettirir

-Son olarak özel hayatınızla çok ön planda olmadınız ama Bursalı bir sanatçı ile evli olmanız bu soruyu sormama da vesile oldu. Nebahat Nalan Höke ile Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evde evlendiniz. Özel hikâyesini kısaca dinlemek isteriz?

Dediğiniz gibi çok özel. Şairin dediği gibi ismini söyleyemem, edebiyat tarihçileri bulsun (gülerek). Şaka bir yana, o an, o yer, o mekân benim hayatımın en en özel anı ve yeriydi... Bir yıl öncesinden yaptığım planı bir ay içinde uygulamaya koydum. Atatürk hayranı ve ruhu taşıyan bir insan olarak, hayatımın kadınıyla, onun doğduğu evde Selanik’te, o dünya değeri kadınla hayatımı birleştirmekten beni daha mutlu kılacak bir an olamazdı sanırım. Daha anlatacak birçok duygu var. Mustafa Kemali Atatürk’ü tanıyan ve anlayanlar ancak anlar.

-Atatürk’ü canlandırmak isteğinizin de olduğunu biliyorum. Daha çok hangi özelliğiyle canlandırmak isterdiniz, böyle bir tercihiniz var mı?

Hala geçerli bir istek. O muhteşem insanın yalnızlığını aktarabilmeyi canlandırmak isterdim.

DİJİTAL KAPİTALİZM DÜZENİ

-Son olarak pandemi sürecine dair düşüncelerinizi dinlemek isteriz?

Pan-Demi? Aylarca insanların bilmediği, sonradan algılamaya çalıştığı bir durum. Dünya üzerinde kapitalist sistemin başka bir boyut aldığı, insanlığın yaşamaya zorunlu kılındığı bir süreç. Benim tanımladığım ve net teşhisini koyduğum süreç şudur ki; O AVM’li kapitalist düzenin yerini dijital kapitalizme bırakmış olması. Dünya ülkelerinin biyolojik savaş başlatma sürecinde ki, Çin baş aktör, yanında anlaşmalı Fransa, gizli ortak İngiltere, geri planda yok edilmek istenen ABD ve kobay üçüncü sınıf ülkeler bu süreci yaşamaya mahkûm edildiler. Kazanan kim oldu? Tabii ki bu virüsü ortaya salan Çin... Geçmiş olsun...

 

Yazarın Tüm Yazıları