"Sibel Bağcı Uzun" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sibel Bağcı Uzun" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sibel Bağcı Uzun

Modanın adap olduğunu unuttuk

Gardırop Sihirbazı diye anılan moda tasarımcısı Aslı Elibol, modanın gerçek anlamının usul, adap olduğunu unuttuğumuzu, başkaları gibi görünmek hevesiyle kendimiz olmaktan giderek uzaklaştığımıza dikkat çekiyor.

 Bilinçsiz tüketime ‘dur’ demek adına, ‘Kıyafet Siz Olun’ farkındalık projesini geliştiren Elibol, yaptığı sunumlarla herkesi önce kendisiyle randevulaşmaya davet ediyor. Aslı Elibol ile yine stilimizin hayatımıza yansıması üzerine yaptığı bir sunum sonrası tanıştık. Kısa süre içinde yeniden bir araya gelerek, kıtalar arası tasarım yolculuğundan modanın hayatımızdaki önemine uzanan bir sohbete koyulduk. Gardırop sihirbazını bulmuşken sizin için ipuçları almayı da unutmadık.

Modanın adap olduğunu unuttuk
- Tasarımcı olmaya nasıl karar verdiniz?

Hayat benim adıma karar verdi aslında. Uluslararası ilişkiler okumak istiyordum. Üniversite sınavına girdiğim gün annem beni dışarıda beklerken, 15 yıldır görmediği bir arkadaşıyla karşılaşıyor. Sohbet ederlerken çocuğunun girdiği güzel sanatlar akademisinden bahsediyor, annem de not alıyor. Sınav sonuçları açıklandığında istediğim bölümü kazanmıştım ama sonrasında puanlar yükseldi. Annem de, “Ben seni iyi tanıyorum, istediğin bölüm senin yapına uygun değil. Başka bir okul görmek ister misin?” diye sordu. LaSalle College’ı görmeye gittiğimizde Moda Tasarım Bölümü’ne kayıt olarak çıktım. Okula başladığım ilk gün de bu iş için yaratıldığımı anladım. Annemim doğru yönlendirmesi olmasa ben bugün çok mutsuz olduğum bir işi yapıyor olabilirdim. Benim için büyük şans. Öte yandan eğitim hayatıma 5 yaşında başladım ve direkt ikinci sınıfa aldılar. 18 yaşımda üniversiteyi bitirdim.

HEP İDEALİST OLDUM

- Sektöre adım attığınızda neler yaşadınız? Sizi şaşırtan ya da güçlendiren şeyler nedir?

Okulum sektörün önde gelenleri tarafından da iyi bilindiği için, mezun olur olmaz Boyner Holding’de tasarımcı olarak çalışmaya başladım. Misyon, vizyon, tecrübe adına ne varsa, kendi markam Clue’nun da bütün temelleri oradan öğrendiğim şeyler üzerine kuruldu. Boyner’e başladığımda, oryantasyon toplantısında yurtdışı tasarım ofisleri ile de çalışıldığını duyunca çok şaşırmıştım. İdealist yanım güçlüdür, cesurumdur da o konuda. Tepkimi gizleyemedim. “Türkiye insanına tasarım yapıyoruz. Bizi bir İngiliz, İtalyan ne kadar iyi tanıyabilir ki?” diye sormuştum.

- Yaşınızın küçük olmasının olumlu bir etkisi de olabilir mi?

Güzel bir yaklaşım. Özgüven ve cesaretimi güçlendirmiş olabilir. Sonrasında bir sezon çalışıldıktan sonra bütün anlaşmalar feshedildi. Bence bu sorgulamamın da etkisi vardı. Öte yandan ilk yurt dışı fuarımda da tek başıma firmamı temsil etmiştim. 18-19 yaşındaydım, üstelik İtalya’da satın almayı avukatlar yapar, bambaşka prosedürler vardı. Döndüğümde bütün firmaların avukatlarından yöneticime teşekkür mailleri gelmişti. Çalıştığım 2,5 yıl süresince bana çok şey kattı.

BURSA BENİ GÜÇLENDİRDİ

Modanın adap olduğunu unuttuk

Fotoğraflar: Duygu Özbekçi MİLLİ

- Bursa’ya ne zaman yerleştiniz?

2002 yılında karar verdim. O güne kadar da organik bir bağım yoktu. Kariyer açısından baktığınızda, şaşıran çok oldu. Ama başka bir şehirde yaşamayı öğrenmek, beni en güçlendiren detaylardan biri oldu. Çünkü kendi alanında bir şey yaratmak kolay ama hiç tanımadığın bir şehirde insanlarla bağ kurup, var olmayı başarmak güçlendiriyor. 3 yıl boyunca, kızım doğana kadar freelance çalıştım. Daha sonra perakendeyi tanımak adına küçük bir butik açtım. O da oturduktan sonra ‘artık kendi markamı yaratabilirim’ dedim.

KIYAFETİMİZ İPUCU VERİR

- Markanızın ismini nasıl koydunuz? Olmazsa olmazlarınız neler oldu?

Kıyafetiniz sizi karşıya yansıtan, sizle ilgili ipucu veren ilk faktördür. Clue, iz ve ipucu demek. İplik zaten bizim hammaddemiz. İki taraftan da anlamlı oldu, örtüştü gerçekten. Sonrasında heyecanla logo, çekimler, web sitesi, fotoğraflar ile uğraştık. Bu süreçteyken bir gün kapı çaldı. Karşımda 17-18 yaşlarında genç bir kız vardı ve “Terzi burası mı?” diye sordu. Geri çevirmedik, işini yaptık ama ben o gün özel sipariş hiçbir şey dikmemem kararımı verdim. Bu kararım beni İstanbul’dan İsviçre’ye en ünlü markaların vitrinine taşıdı. Ancak benim temel kurgumda seri üretim yoktu. Bu sürecin de beni yanlış tarafa götüreceğini hissettiğim için geri çekildim. Tasarım çözüm demektir. Ben de kişilerin ihtiyaçlarına yönelik çözümler yaratmak istiyordum. Sonrasında benim gardırop tasarımı dediğim taraf ağırlıklı olmaya başladı. Bugün yaş sınırı olmadan çocuk, erkek ve kadın için farklı kıyafetler dikiyoruz. Kıtalar arası ve dünya ekonomisine yön veren kişiler için tasarım yapan bir markayız artık.

MODA SOSYOLOJİK BİR KAVRAM

- Tasarım ya da moda kelimesinin tam anlamıyla karşılığını biliyor muyuz?

Moda çok sosyolojik bir kavram ve hepimizin hayatında çok önemli bir yeri var. Tasarımı da bir bilim dalı gibi düşünebilirsiniz. İşin için de matematik de var edebiyat da. Belki bugüne güne kadar çok yanlış kalıpta kıyafetler giydiğiniz ya da yanlış renkler tercih ettiğiniz için, kendinizi iyi hissetmiyordunuz. Size uygun dikilen bir kıyafetle, çok daha kendiniz gibi olmanız mümkün. Tasarımın daha pahalı olduğu ya da “moda eşittir para” algısı hala yaygın. Sosyal medyanın da çok etkisi var tabii. Hep en zengin insanlar çok güzel giyiniyor gibi düşünülüyor. Bir sürü alışveriş yaparak onları çöp yapmak yerine, kendinize yakışan 3 tane kıyafetin zaman ve ekonomi tarafında müthiş bir katkısı var aslında.

- Sizin yaratım sürecinizde önemsediğiniz şeyler neler?

Ben rahatlığı çok önemsiyorum. Sadece güzel görünsün diye kimseyi kendinden uzaklaştırarak tasarım yapamam. O yüzden önce dinliyorum, duygularına, vücut dilini nasıl kullandığına bakıyorum. Nasıl görünmek istediğini anladıktan sonra kendi tecrübemle, bakış açımla birleştiriyorum. Moda adap demektir, bu unutuluyor. Benim daha çok önemsediğim stil de üslup, tarz demektir. Gittiğin yerin adabına uygun giyindiğinde, kendini daha özgüvenli hissedersin. Bu da gittiğiniz yere göre konuya, ortama da daha iyi odaklanmanızı sağlar.

KIYAFET SİZ OLUN!

- “Kıyafet Siz Olun” projeniz nasıl hayat buldu?

Farkındalık yaratmak benim olmazsa olmazlarımdan. Clue sekiz yaşında ve ben bu süreçte birçok eğitim, seminerler de verdim. “Kıyafet Siz Olun” ise benim tüm tecrübelerimin tek başlık altında toplanmasıyla ortaya çıktı. Modayı çok basitleştiren bir taraf da var, görmemezlikten gelemeyiz. Hep başkaları gibi olmak isteyen insanlara, aslında ne kadar kendileri gibi olurlarsa hayatın bambaşka bir şekle gireceğini anlatıyor ya da kurumsal taraftan baktığımızda çalışanların çok daha dünya insanı olarak giyim kuşamlarını düşünmelerinin önemine dikkat çekiyorum. Öte yandan ne kadar çok tasarımcı yetiştirirsek o kadar vizyon sahibi bir ülke olacağımıza inanıyorum. Tasarım okumaya gönüllü çocuklarımızla, kendi işini kurmaya cesaret etmiş biri olarak deneyimlerimi de paylaşıyorum.

ÖNCE KENDİNİZLE RANDEVULAŞIN

 Nelere dikkat çekiyorsunuz? Nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Biz en çok kendimiz ile karşılaştığımızda, yüzleşmeye hazır olduğumuzda şaşırmaya başlıyoruz aslında. Önce kendinizle randevulaşın, diyorum o yüzden. Kimse bunu yapmıyor ki. Bunu yaptıklarında gerçekten düşünmeye başlıyorlar. Biz hep eğitim seviyesi düşük ya da olanağı olmayan kişiler bakımsızdır zannediyoruz, oysa toplumun her kesimi için geçerlidir. Düşünsenize en çok beslendiğimiz yer olan evimiz, aynı zamanda en bakımsız olduğumuz yer. Ben de diyorum ki dışarıda insanlar seni bu kadar güzel görürken, evde ailen seni dizleri çıkmış bir eşofman altı ya da yağlı saçlarla neden görsün? Seni güzel görmeyi en çok hak eden ailendir aslında. Aynı birbirine duyduğun saygıdır. Biz önce kendimizde sonra evimizde bu saygıyı korumayı başarırsak, hayata yansımanız çok daha iyi olacaktır. Bu anlamda ilişkilerin iyileştiğine şahitliğim var. Kendinden başla boşuna demiyoruz. O değişimi kendinde başlatırsan, sihirli değnek gibi herkese dokunuyor.

- Çocuklara nasıl rol model olmak lazım?

Temel kavramlar vardır bu konuda, örneğin pis bir ayakkabı. O kadar çok şeyin göstergesidir ki. Bir anne baba, çocuğuna kapıdan çıkarken ayakkabısını temizlemesi gerektiğini mutlaka öğretmeli. Siz gereken özeni gösterdiğinizde de zaten rol model olacaksınız, özel bir şey yapmanıza da gerek kalmayacak. Zor geliyor ama temiz ve bakımlı olmak aslında çok daha kolay. Dolabında daha derli toplu oluyor. Tüketimin de altını çizmek istiyorum. İlla çok ve hızlı tüketerek iyi görünmeyeceğinizi de öğreniyor çocuklar. Gardırop temizliğinde de mutlaka görevler verin.

BİRİKTİRMEKTEN KURTULUN

- Gardırop temizliği, düzeni konusunda ipuçları alabilir miyiz?

Gardırop temizliği sadece yaz-kış değişimi değildir. Önce her şeyi dolaptan indirmek gerekiyor. Taşınıyormuş gibi düşünün diyorum. Size çok değerli gelen şeyi atın demiyorum ama yıllardır biriktirilenlerden bir kurtulmak gerekiyor. İstemediğiniz şeylere gerçekten teşekkür edip, fayda sağlayın, ihtiyaç sahiplerine ulaştırın. Ayıklandıktan sonra da gardırobunuzu ev, günlük hayat ve özel hayat olarak üçe ayırın. Bu düzende göreceksiniz ki ihtiyaçlarınız daha net görünecek ve hızlı tüketime de dur diyeceksiniz.

Modanın adap olduğunu unuttuk

- Alışveriş konusunda uyarılarınız ne olur?

En büyük hatalardan biri alışverişe çıkarken hep birilerinin onayına ihtiyaç duymaktır. Kıyafetin bize ne hissettirdiğini başkası nasıl bilebilir ki? Ben herkese tek başına çıkmalarını, denemedikleri renkleri, kalıpları denemelerini öneriyorum ki kendilerine yolculukları artsın. Alışverişi de bağımlılık haline dönüştürenler var. Çok ucuz diye görüp aldığın şeyin nasıl boyandığını, tenine verdiği zararı, evinin havasına yansıyacak kimyasalı biliyor musun? Ben şiddetle bilinçli tüketimi öneriyorum. Sosyal medyada da herkes çok mutlu, zengin ve güzel diye düşünüyoruz baktıkça. Böyle bir dünya da yok. Başkaları gibi olmak için değil kendimiz gibi olmak için çaba sarf etmek gerekiyor.

ANNE MESLEĞİMDEN CLUEHOME DOĞDU

Modanın adap olduğunu unuttuk

- Hayallerinizi anlatır mısınız ve kimlere nasıl ilham olmak istediğinizi?

Fayda yaratmak, sosyal sorumluluk kısmı işimin hep bir parçası olacak. Bir gün alanımda kitap yazmak da çok istiyorum. Açılış ya da kapanış cümlesi mutlaka şu olacaktır; Denge zarafetin nefesidir. Hayatımızda denge varsa güzellik de saygı da var demektir çünkü. Gençlere ilham verecek cümlem bu olsun isterim. Öte yandan yeni bir heyecan içindeyim. Annem 30 yıldır kişiye özel ev tekstili yapıyor. 400 yıllık antikaları tamir ediyor örneğin. Alanında özel bir iş yapıyor. Baktığınızda yaratıcılık genlerimizde var. Annemin mesleğini de sürdürülebilir hale getireceğim, Cluehome geliyor. Bu beni ayrıca çok heyecanlandırıyor.

X