"Sibel Bağcı Uzun" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sibel Bağcı Uzun" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sibel Bağcı Uzun

Görüntülere ruh katarak, ilk film müziği ödülümüzü kazandırdı

Geçtiğimiz yıl Türkiye tarihinde ilk kez Madrid Uluslararası Film Festivali’nden En İyi Film Müziği Jüri Özel Ödülü ve Yılın Enleri Evrensel Müziğe Değer Katan En İyi Müzik Direktörü Ödülü’nü alan İrsel Çivit için, özetle kelimelerin müziğini duyan ve görüntülere ruh katan müzisyen diyebilirim. En son şöyle bir görüntü kalmış zihnimde; İlham Veren Konuşmalar kapsamında Bursalılarla bir araya gelen ve hikâyesinde aslında hayatında bir dönüm noktası olan şehrimizle olan bağını da anlatırken, Merinos AKKM’yi dolduran yüzlerce kişi birbirinden bağımsız ayağa fırlamış ve dakikalarca alkış yağmuruna tutmuştu sanatçıyı. İrsel Çivit o gün, uzun süredir yaşamadığımız bir duygu seli etrafında sahneden herkesi birbirine kenetlemişti. Bize insan olmayı hatırlattığı için müziği kendisine verilmiş bir armağan olarak niteleyen sanatçı ile müziğin ta kendisini konuştuk.

Görüntülere ruh katarak, ilk film müziği ödülümüzü kazandırdı

- Müziğe olan yeteneğini ilk ne zaman keşfettin?
Kilis’te ortaokula gidiyordum 13-14 yaşlarındaydım. Ali Gören ve eşi Ayten Gören, Anadolu Lisesi’nde müzik öğretmenleriydi. Ali Hoca bir gün şehir dışında çıktığında Ayten Hoca’nın ihtiyaçları için ara sıra uğramamı istemişti. İkisi de çok iyi bağlama çalarlardı. Bir gün yine tam kapıyı çalacakken içeriden çok güzel bir ses geldi, durdum ve dinledim. Zili çalınca Ayten Hoca kapıyı açtığında, artık nasıl hayranlıkla bakmışsam sanırım gözlerimden anladı ve “Öğrenmek ister misin?” diye sordu. Nasıl heyecanlandım anlatamam, nasıl istemem ki. “O zaman kendine bir saz al,” dedi. Heyecanım, nasıl saz alacağım endişesine dönüştü birden.

BAHŞİŞLERLE SAZ ALDIM

- Ailenden mi çekindin, yoksa yokluktan mı?
Her ikisi de! Ailemde feodal bir yapı vardı. Öyle ki bir gün köye ziyarete gittiğimde, tarlaya giderken şarkı söyledim diye kuzenlerim beni uyardılar. Civar köylerden görür, duyarlarsa kötü bir şey yaptığım konuşulur diye. Evde de saz alacağımı söyleyememiştim zaten, erkeklerin şarkı söylemesi ayıp karşılanırdı.
Öte yandan 6 kardeştik. Babamı küçük yaşta kaybettim. Anneme de destek olurken, okumak için çalışmaktan başka çaremiz yoktu. Ben de okul sonrası kahvede çalışıyordum. O zamanlar kahveye gelip tömbeki içenler vardı ve hazırlamak meşakkatli bir işti. Sabah beşte kahveye gidip onları hazırlamaya başladım. Topladığım bahşişlerle de Antep’e gidip kendi sazımın dut ağacından kütüğünü seçtim. Azar azar götürdüğüm için bahşişleri, her gidişimde bağlamamın yapılışını görüyordum. Normalde saza bir de süs yapılır ama benim param ona yetmemişti. Ustam bu da benden diyerek küçük bir de süs eklemişti. Ama kılıf alamamıştım.
- Öğrenme süreci de zor oldu muhtemelen?
Tabii, saz çalmasını hiç bilmiyordum zaten. Ayten Hocam notaları benim için sazın üzerine yapıştırmıştı. Kardeşlerim çıkan seslerden rahatsız oluyor diye battaniyeyi kafama çeker, öyle çalışırdım. Çünkü 6 kardeş sobanın yandığı odada bir arada uyuyorduk. Ağabeyim kızardı “Sabah okula gideceğiz hadi artık uyu,” diye. Bazen soğuk odaya gider çalışmaya devam ederdim. Kahvede de çayları dağıtır, bulduğum her boşlukta saz çalmaya devam ederdim.

Görüntülere ruh katarak, ilk film müziği ödülümüzü kazandırdı

MACERAM BURSA’DA BAŞLADI

- Sonrasında bir Bursa hayatın var ve senin için bir dönüm noktası niteliğinde?
Üniversiteyi okumak için geldiğim Bursa benim için bir kırılma noktası oldu. Toplumda daha kolay kabul görecek bir meslek sahibi (doktor) olmak için fırsatım varken, yaşadığım özel bir şey sonucu okulu bırakmak zorunda kaldım. Sonrasında ekonomik sıkıntılar, hayal kırıklıkları gibi bir insanın başına gelebilecek her şeyi yaşadım. Ailem de tepkili olduğu için, artık son çaresizlik noktasında bir inşaatta iş bulup çalışmaya başlamıştım. İnşaat firmasının sahibi hikâyemi duyunca bir aylık maaşımı elime tutuşturup evine, ailenin yanına dön dedi.
- Ama sen gitmedin ve başka bir tercih yaptın?
Üniversitede öğrenciyken Bursa’da başlayan maceram çok uzun yolculuklarla hayatımı değiştirdi. Bir tercih yaptım ve Kıbrıs Lefkoşe’de Londra kökenli ve her yıl özel yetenek burslu 5 öğrenci alan SNP Art Academy’e başvurdum. Ruhi Su’nun Drama Köprüsü ile girdim sınava ve burslu kazanarak 3 yıl okudum. Hocalarım besteci yanımın daha ağır bastığını düşündüğü için, eğitimimi ağırlıklı bestecilik üzerine aldım.
Mezuniyet sonrası yıllar uzun süre İstanbul-Bodrum hattında ağırlıklı sahne almakla geçti. O dönemlerde bestelerimin, sözlerimin çoğunun altına imzamı atamadım çünkü günü kurtarmak adına yapıp satıyordum. Bu süreçte ise sanat hayatında arkadaşlıklar ve ilişkiler de çoğalmaya başladı. Yıllar sonra sahne aldığım Kıbrıs’ta bana çocukken bağlamayı öğreten hocalarımla karşılaştığımı ve bunun benim için ayrı bir ödül olduğunu da belirtmek isterim.

KELİMELERİN MÜZİĞİNİ DUYUYORUM

- Peki film müzikleri konusunda kendini keşfin nasıl oldu? Evet ben artık ustalaştım dediğin dönem ne zaman?
Müziğimin kıymetli olduğunu hissettirdiler bana. Bu sanırım bana bir hediye. Şöyle bir avantajım vardı kelimelerin müziğini duyuyordum, hala da öyle! Bir şey okurken müziği kulağıma geliyor ya da eğer bir insanın müziği varsa yüzüne bakarken onu mutlaka duyuyorum. Müziklerimi yaparken de o enstrümanı oraya hangi nedenle koyduğumu açıklamaya başlayınca, insanlar “İrsel bu olağanüstü bir şey,” demeye başladılar. Oysa ben herkes böyle yapıyor zannediyordum. Sonra fark ettim ki piyasada ağırlıklı, bu müzik güzelmiş, buraya koyabiliriz mantığı yürüyormuş. Yaptığım işin kıymetli olduğunu keşfetmeye başlamamla, para da kazanmaya başladım diyebilirim. Para kazanmak ise bana daha çok müzik yapmamın yolunu açtı. Çünkü öncesinde haftanın 7 günü gecede 6 saat müzik yaptığım ama kıymetinin yerini bulmadığı zamanlar çok oluyordu.

HAYALİM HANS ZIMMER İLE TANIŞMAK

- Sonrasında bu alanda New York’tan aldığın ödülün hikâyesini de merak ettim?
Film müzikleri yapmaya başlayınca müzikal eğitim alan bir arkadaşım vardı, madem bu işi yapıyorsun bir tık üste çıkaralım dedi. New York Üniversitesi’ne başvurumuzla birlikte bana bir demo sahne gönderdiler ve onun üzerine sebebiyle birlikte yaptığım müziği gönderdim. Bir sınav niteliğindeydi. 1 hafta sonra ‘’Best Music And Film Adaptation’’ Akademi Ödülü (2016) için davetiyem geldi. Orada dünya film müzikleri, Batı sineması ve Doğu sineması arasındaki dengeler-farklar, müzik- mekân, müzik-zaman ilişkisi üzerine önemli bir süreç geçirdim. Ben de bakış açısı değişti, çok izledim, çok dinledim…
O kadar etkiliydi ki bugün film müzikleri konusunda iyi yapıyorsun denilen ne varsa oradan gelen şeyler. Çünkü bir ses her şeyi değiştirip renklendirebilir… Eğer siz buna izin verirseniz. Müzik sadece enstrüman ve melodilerden oluşan bir nota dizilimi değildir, bazen bir insan yüzü, bazen sessizliğin ta kendisidir. Gün, mevsim, vakit, dönem her şey müziği değiştiren unsurlardır.

Görüntülere ruh katarak, ilk film müziği ödülümüzü kazandırdı

BİR GÜN OSCARI DA ALACAĞIM

- Ve gelelim Türkiye tarihinde ilk olan ödülüne?
Yapımcılığını Osman Subaşı’nın yaptığı senaryo ve yönetmenliğini Olgun Özdemir’in üstlendiği “Mor Ufuklar / Bir Akdeniz Hüznü” filmi Madrid’de düzenlenen Uluslararası film festivalinde 400 film ile birlikte yarıştı. Suriyeli mülteci olan ve ailesinin tamamını ege denizinde kaybetmiş olan Meryem’in hikâyesini çok etkileyici buldum, müziği de öyle oldu. Bu çalışmam, Türkiye tarihinde ilk kez Madrid Uluslararası Film Festivalinden En İyi Film Müziği Jüri Özel Ödülünü getirdi.
- Daha büyük hedeflerin ve bu yönde çalışmaların var biliyorum?
Evet, En iyi Film Müziği Oscar’ını almak! Alacağıma da inanıyorum. Önemli bir film projesi için de yurt dışında görüşmelerimiz devam ediyor. Henüz sözleşmeye imza atmadığım için açıklayamıyorum ama ilk haberi size vermekten mutluluk duyarım.
En büyük hayallerimden biri de Karayip Korsanları, Son Samuray gibi bir çok filmin müziklerine imza atan Hans Zimmer ile bir araya gelmek. Onunla çok iyi anlaşacağımızı ve birbirimizi anlayabileceğimi düşünüyorum.

İŞİMİ CİDDİYETLE YAPIYORUM

- En büyük gücünü nerden alıyorsun diye sorsam?
Öncelikle kızım ve tabii ki her doğan günde kendinize dair herşeyi yeni baştan inşa etme şansınızın hep olması. Bunun için çok çalışmak kaydı ile tabii istemek tek başına asla yeterli olmaz. Müzik bu konuda muhteşem bir armağan gibi duruyor hayatımda. Farklı dünyalardan insanları bir şarkının etrafında yan yana gülümseten ya da gözyaşı döktüren neyse, bu deneyimi birçok kez yaşattı bana. En çok insan olduğumuzu hissettiğim anlardır onlar.
Ben sıkıntılar yaşarken de uluslararası ödülleri alırken de çok mutluydum. Bana bugün olduğum şeyi olmaya hazırlayan her şeye ayrı ayrı minnettarım. Belki beste yaparak kansere çare bulamayabilirim ya ama yaptığım bir beste bunu yapabilecek iyi insanlara ilham verebilir. Bu yüzden işimi büyük bir ciddiyetle yapmaya çalışıyorum. Eğer varlığım bir tek kişinin hayatına küçücük dokunur ve bir etki yaratırsa, sanatım anlamını bulmuş olur ve gönül rahatlığıyla göçüp gidebilirim…

Görüntülere ruh katarak, ilk film müziği ödülümüzü kazandırdı

ÖNEMLİ PROJELERDE BULUNDU

- İrsel Çivit Kimdir?
Aslen Kilis’li olan sanatçı 1972 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlk orta ve lise eğitimini Kilis’de tamamladı. Ardından özel yetenek bursu ile SNP Art Academy’de müzik, İtalya Verona Accademia Per da opera eğitimi aldı. Doğu (şark) müziği, özellikle Avrupa ve İran olmak üzere dünya film müzikleri konusunda araştırmaları ve çalışmaları birçok gazete ve dergide yayınlandı. 2010 yılında Şems isimli ilk proje albümünü çıkaran İrsel Çivit, Konya Kültür A.Ş. için hazırlanan Kenan Işık’ın yorumladığı Mevlana adlı sahne ve albüm projesinin de librettolarını yazdı.
Enes Batur: Hayal mi Gerçek mi, Koğuş Akademisi, Delisin Delisin, Olur İnşallah, Firardayız gibi komedi filmlerinden; 8 Saniye gibi uluslararası biyografik film, Güney Amerika için çekilen Super Hereos internet dizisi ve Mor Ufuklar gibi festival filmlerine kadar neredeyse her alan ve tarzda projelere imza attı.
YouTube Türkiye Müzik Direktörü olan İrsel Çivit, birçok kurumsal markanın müziklerini ve müzik direktörlüğünü yapmaya devam ederken, şimdilerde Eskişehir için “Yunus Emre” müzikalini ve dünya gösterimi için “Ateş Pervane ve Bizim Yunus” adlı müzikal için hazırlanıyor. 80’den fazla müzisyen, oyuncu ve dansçıyı bir araya getirip Prag ve Bilkent Senfoni Orkestrası dahil Rock-Sufi-Anadolu Halk-Etnik müzik karması ile modern ve yerel dansçılarla sahnelemek için iki yıldan uzun bir zamandır çalışmalarını sürdürmektedir.

ÖDÜLLERİ

Sanatçının bugüne kadar aldığı ödüller arasında; ‘’Chemistry and Love’’ adlı müzikal projesi ile New York’tan ‘’Best Music And Film Adaptation’’ Akademi Ödülü (2016), Türkiye’de Altın Defne En iyi Film Müziği (2017), Avrupa’nın en prestijli festivallerinden biri olarak kabul edilen ve Türkiye tarihinde ilk kez Madrid Uluslararası Film Festivalinden En İyi Film Müziği Jüri Özel Ödülü (2017), Yılın Enleri Evrensel Müziğe Değer Katan En İyi Müzik Direktörü Ödülü (2017) yer almaktadır.
Ayrıca, Batı ve doğu müziklerini birleştirerek modern dansçılar ile senfonik ve yerel enstrümanları bir araya getirip sahnelediği çalışmaları İtalya, İspanya, Almanya, Polonya, Fransa ve Danimarka gibi birçok Avrupa ülkesinde etnik müzik festivallerinde sahnelendi ve ödüller aldı.

X