Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Sebebi ağır stres ve mizaç özellikleri

Sevgili okurlar Bu hafta konumuz panik atak ve tedavisi.

Bir çeşit psikolojik rahatsızlık olarak kabul edilen panik atak, çoğu zaman diğer fiziksel hastalıklarla karıştırılmakta ve bu nedenle tanısı gecikmektedir. En önemli belirtileri arasında çarpıntı, ağız kuruluğu, boğuluyormuş hissi bulunan çağımız hastalığını, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Hakan Kumbasar ile konuştuk.

- Öncelikle panik atağı tanımlar mısınız?
- Panik atağı, gerçekte bir tehdit olmamasına karşın ani başlangıçlı yoğun korku ve kaygıya eşlik eden fiziksel tepkilerin ortaya çıktığı bir çeşit nöbettir. Genellikle 15-20 dakika sürer ve kendiliğinden sonlanır. Kişiler için çok rahatsız edici olabilir. Şiddetli korkuya, fiziksel semptomlar da eşlik ettiğinden kişi kalp krizi ya da felç geçiriyor olduğunu düşünebilir ya da aklını kaybetme korkusu yaşayabilir. Halk arasındaki yaygın kanının aksine panik atak herhangi bir tetikleyici durum yokken beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar. Ağır stres genel olarak panik ataklara yatkınlık yaratabilir.

- Panik atak sırasında görülen fiziksel ve psikolojik semptomlar nelerdir?
- Çarpıntı, terleme, ağız kuruluğu, ateş basması, boğulma hissi, kontrolün kaybolduğu ya da aklını yitireceği düşüncesi, göğüs ağrısı ve kalp krizi geçiriyor olduğu düşüncesi, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı gibi çok sayıda fiziksel ve psikolojik belirti gözlenebilir.

- Peki panik atak hastalık mıdır?
- Panik atakları, bir çok kişi yaşamında bir ya da iki kez yaşayabilir. Bu durumda tedavi gerekmeyebilir. Ancak, panik atakların sık tekrarlaması durumunda, panik bozukluk olarak adlandırılan bir psikiyatrik hastalık tanısı konulabilir.

- Panik bozukluğunun görülme sıklığı ve risk faktörleri nedir?
Panik bozukluk tanısı konulacak şiddette tekrarlayıcı panik atakları olan hastalar, ülkemizde yaklaşık yüzde 2-3 oranındadır. Kadınlarda daha sık görülür ve genellikle semptomlar 20’li yaşlarda başlar. Ayrıca, ailesinde panik bozukluk öyküsünün olması, şiddetli stres, sevilen birisinin kaybı, yaşamında yakın zamanda büyük değişikliklerin olması da risk faktörleri arasında sayılabilir.

- Panik atakların ortaya çıkış nedenleri arasında neler sayılabilir?
- Kalıtsal özellikler, ağır stres, strese yatkınlık yaratan mizaç özellikleri ve bazı beyin işlev değişiklikleri nedenler arasında sayılabilir. Panik ataktaki belirtilerin nedeni aslında beyindeki alarm zilinin ortada herhangi bir görünür neden yokken çalmasıdır. Aslında, alarm hayatı tehdit eden bir durum karşısında savaş ya da kaç yanıtını tetiklemek için çalar. Ancak, panik atak sırasında alarm zilinin neden gerekmediği halde çaldığı kesin olarak bilinmemektedir.

- Panik atak ve benzeri nöbetler yaşayan kişiler ne yapmalıdır?
- Panik atak tanısının konulması genellikle gecikmektedir. Hatta çoğu hasta, doktor doktor dolaşmakta ya da sık sık acil servislere gitmektedir. Önemli olan tanının çok geç kalmadan konulması ve tedaviye hızlıca başlanmasıdır. Tekrarlayan panik ataklar etkin şekilde tedavi edilmelidir.

- Tedavisi mümkün müdür?
- Panik bozukluk tedavisi genellikle yüz güldürücüdür. Hastaların çoğunluğu psikoterapilerden ya da ilaç tedavilerinden büyük fayda görür. Önemli bir kısmında ataklar tekrarlamaz, ya da atak sıklığı çok azalır. Hekim tercihine göre ilaç tedavileri ya da çeşitli psikoterapiler tedavide uygulanabilir. Hangi tedavi seçilirse seçilsin hastadan beklenen bazı davranış değişiklikleri vardır.

- Hastadan beklenen davranış değişiklikleri nelerdir?
- Tedavi planına tam olarak uyması beklenir. Genel olarak tüm hastalar için şu önerilere uyulması yararlı olacaktır. Uyku düzeninin sağlanması, yeterli fiziksel aktivitenin yapılması, alkol ve kafeinden kaçınılması önemlidir. Bunun yanı sıra bazı kişiler de stres azaltıcı ve gevşeme tekniklerinden de yararlanabilmektedir.

HAKAN KUMBASAR KİMDİR

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Prof. Dr. Hakan Kumbasar Ankara, Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalında uzmanlık eğitimini tamamladı. Erişkin Psikiyatri alanında birçok yayınları olan Dr. Kumbasar Ankara Tıp Fakültesi’nde 1993 yılında kurulan Konsültasyon Liyezon Psikiyatri Ünitesi’nin 2002 yılında bilim dalına dönüşmesine katkı verdi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı ve Konsültasyon Liyezon Psikiyatrisi Bilim Dalı öğretim üyesi olarak çalışmalarına devam eden Kumbasar, Türk Tabipler Birliği, Türkiye Grup Psikoterapileri Derneği, Türkiye Psikiyatri Derneği üyesidir.

X