"Selçuk Şirin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Selçuk Şirin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Selçuk Şirin

Bu iki testi geçen aday seçimi kazanır!

ADAY odaklı seçimlerde iki kriter var: Karizma ve ehliyet! Ben bu iki kritere çay ve çobanlık testi diyorum.

Bu iki testi geçen adayların önümüzdeki seçimlerden galip ayrılacağını düşünüyorum. Anlatayım.

1-  HANGİ ADAYLA ÇAY İÇMEK İSTERDİNİZ?
Aday odaklı seçimlerde sonucu en iyi tahmin eden sorulardan biri şudur: Kiminle oturup bir şeyler içmek istersiniz? Amerika’da buna ‘bira testi’ diyorlar. Seçmenlere ‘Hangi adayla bira içmeyi tercih edersiniz?’ diye soruluyor. Ve bu basit soruya verilen yanıt seçim sonucunu pek çok başka göstergeden daha doğru tahmin ediyor. Hatta öyle ki 2004 başkanlık seçimlerinde eski bir alkolik olduğu için içki içmediği bilinen George W. Bush buna rağmen bira testini kazanmıştı. Aynı şekilde seçmenler Romney yerine Obama ile Clinton yerine Trump ile bira içeceklerini söylemişti. Tüm seçimlerde de sonuç bira testini geçen adayın lehine sonuçlandı. Peki neden? Çünkü bu test seçmenin hangi adayı daha karizmatik bulduğunu, hangi adayı daha çok sevdiğini gösteriyor. O nedenle önümüzdeki seçimlerde Türkiye seçmeninin en çok hangi adayla çay içmek istediğini ben çok merak ediyorum... İdeolojik bariyerleri aşıp bu çay testini geçen adayın bu seçimde başarı şansı yüksek olacak.

 

2- HANGİSİNİN ŞOFÖRLÜĞÜNE AİLENİZİ TESLİM EDERSİNİZ?
Sadece sevmek yetmiyor elbette. Sonuçta ülkeyi yönetecek bir aday seçiyorsunuz. Öyle olduğu için de çay testini geçen adayda ehliyet aranıyor. Siyasal tercihte karizma kadar önemli bir diğer kriter de ehliyet. Yani hangi adayı seçilecek mevki için daha yetkin, donanımlı görüyorsunuz. Özellikle kriz zamanlarında bu kriterin ehemmiyeti artıyor. Eskiler ‘çobanlık testi’ derdi: Hangi aday üç danayı güdebilir? Şimdi de ‘Arabayı kime teslim edersiniz?’ deniyor. Özetle, seçmen canını ve malını güvenle teslim edebileceği bir aday arıyor. O nedenle önümüzdeki seçimlerde Türkiye seçmeninin şoför koltuğunda hangi adayı görmek istediğini çok merak ediyorum. Ehliyet sınavını geçen adayın bu seçimde başarı şansı yüksek olacak.

SEVMEDİĞİNE GÜVENMEK ZOR!
Karizma ve ehliyetten hangisinin daha önemli olacağını ise koşullar belirliyor. Normal koşullarda seçmen sevmediği bir aday sırf ehliyet sahibi diye gidip ona oy vermiyor. Al Gore ya da Hillary Clinton’ı hatırlayın! Her ikisi de rakiplerinden çok daha yetkindi ama daha sevimli adaylar gelip seçimi onların elinden aldı. Ama bu dediğim denklem kriz zamanlarında tersine dönüyor. Seçmen, eğer kriz var ise arabanın anahtarını ehliyetsiz birine vermiyor. Yani sevmek tek başına yetmiyor. Bakalım bu seçimde hangi kriter önemli olacak ve hangi aday bu iki kriterin ikisini de geçecek.

 

Bu iki testi geçen aday seçimi kazanırÇİN’DE TÜRKİYE’Yİ ARDAHAN TEMSİL EDECEK
DEMEK oluyormuş. Ardahan’dan Türkiye şampiyonu yazılımcılar çıkıyormuş. Haberi duyunca merak edip araştırdım. Nasıl oldu da Ardahanlı çocuklar ülkenin çok daha gelişmiş coğrafyalarından gelen akranlarını geride bırakarak Türkiye’yi Çin’de temsil etme fırsatını elde etti? Buyurun, haftanın hayalini birlikte anlayalım.

Ardahan Eğitim Vakfı Başkanı İlter Avşar bu proje için ilhamı İstanbul’da özel okullarda okuyan çocuklar için açılan kodlama derslerinden almış. ‘Neden kendi çocuklarım için olan fırsatlar, Ardahanlı çocuklar için olmasın?’ demiş. Sonra bakmış dernek yöneticileri ondan daha istekli, hep beraber bir kampanya başlatmışlar. Sadece Ardahanlı değil, ülkenin geleceğinin yazılımda olduğuna inanan pek çok kişi yardıma koşmuş. Yaklaşık 120 bin liralık bir bağış sonucu Ardahan 23 Şubat İlkokulu’nda Robotik Kodlama Atölyesi kurulmuş. İçinde son model bilgisayarların, robot mekanizmalarının, legoların ve güç kaynaklarının olduğu bu laboratuvara gönüllü kayıt olan öğrenci sayısı 140. Ama sorun ekipmanla çözülmüyor. Öğretmen olmazsa robot da, yazılım da öğrenilmiyor... İşte o noktada da imdada bir avuç idealist bilgisayar öğretmeni koşuyor... Gerisi bildiğiniz formül: Un, yağ ve şeker...

ARDAHAN ŞAMPİYON!
Bu iki kelimeyi bir arada çok sık gören bir coğrafya değil bizimkisi. Elbette potansiyel var. Ama işte potansiyelin varlığı yetmiyor. Birilerinin o potansiyelin ötesini hayal etmesi, birilerinin o hayale ortak olması, birilerinin de o hayali hayata geçirmesi gerekiyor. Tüm bunlar olunca o zaman bu pek bir arada görmeye alışmadığımız iki kelime kolayca bir araya geliyor: Ardahan şampiyon! Ama yetmez, Ardahan’dan Türkiye şampiyonu çıkarsa, Türkiye’den de dünya şampiyonu çıkar pekâlâ. Kasım ayında Çin’de yapılacak yarışmaya gidecek ortaokul öğrencileri Asım Efe Gürel, Ayşenur Uslu, Nuri Katar ve Hayriye Tuana Açıkyıldız’a sonsuz başarılar. Kıymetli öğretmenleri Samet Arslan ve Sedat Tufançlı’ya dağ başındaki o muazzam coğrafyada gençlere yeni dünyalar açtıkları için içten teşekkürler. Eksilen her şeyin çaresi bulunur, hayallerimiz eksilmesin yeter.

 

HER TARAFTAN KESİP EĞİTİME YATIRALIM!
EKONOMİK kaygıların arttığı şu günlerde Finlandiya kalkınma mucizesinin mimarlarından Esko Aho’nun bir sözünü hatırlatmak istiyorum. 36 yaşında Finlandiya’ya başkan olduğunda sadece kendi ülkesinin değil tüm Avrupa’nın en genç başkanı olan Aho ile İstanbul’da, Finlandiya eğitim başarısının sırlarını aradığımız bir toplantıda tanışmıştım. ‘Nasıl yaptınız’ diye sorunca şöyle demişti: Ülke 1990’larda ekonomik krize girince sıra dışı bir şey yaptık. Tüm bakanlıkların bütçesini kıstık, eğitim bakanlığının bütçesini ise arttırdık. 1990’larda yapılan bu yatırım meyvesini 2000’lerde Finlandiya’yı zirveye çıkararak verdi. Bizimle 1970’lerde benzer bir duruma sahip Finlandiya önce eğitimde, sonra teknolojide ve bunun sonucu olarak da kişi başı milli gelirde bizi aşıp geçti. O nedenle gelin bu seçim döneminde eğitim tartışalım. Tam da bu maksatla Eğitim Reform Girişimi tarafından bu seçim için hazırlanan raporu herkese tavsiye ederim: Özellikle de adaylar için mecburi okuma olacak derli toplu birçok öneri var bu raporda. Sadece başlığı vereyim: Eğitimde reform için önce ortak akıl oluşturmayı öneriyoruz! Bence de kalkınmanın reçetesi bu. Hiçbir alanda olmazsa da eğitimde gelin ortak aklı işletelim. Çünkü geleceğimiz buna bağlı.

X