Cemal Kaşıkçı cinayetinin gölgesi altında Türkiye-Suudi Arabistan normalleşmesi

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun geçen yıl 11 Mayıs’ta Riyad’ı ziyareti, Türkiye’nin sorun yaşadığı Ortadoğu ülkeleriyle ilişkilerini normalleştirme arayışları çerçevesinde Suudi Arabistan cephesinde yapılan bir açılımı temsil ediyordu.

Haberin Devamı

Çavuşoğlu, ziyareti sırasında yaptığı açıklamada “ilişkilerde sorunlu alanlar olduğunu” belirterek, “Bundan sonra bunları nasıl çözebiliriz?” konusunu ele aldıklarını anlatmıştı.

Bu sorunlu alanlar ilişkinin bütününü kilitlemiş durumdaydı. Ziyaretin hemen ertesinde, 18 Mayıs’ta kaleme aldığımız bir yazı “Suudi Arabistan ile normalleşme arayışları sancılı geçmeye aday” başlığını taşıyordu. Yazımız, “Başkonsoloslukta katledilen Cemal Kaşıkçı’nın cesedinin ne olduğu sorusu bu ilişkilerin üzerinde asılı durmaya devam ediyor” tespiti ile bitiyordu.

Geçen perşembe günü İstanbul 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan ve 26 Suudi vatandaşının Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili gıyaplarında yargılandığı davada Savcılık, yargılamanın Suudi Arabistan adli makamlarına devredilmesi yolunda bir mütalaa sunmuştur.

Haberin Devamı

Savcılığın bu adımı, Cemal Kaşıkçı ile ilgili herkesin sorduğu sorunun gölgesinin ilişkilerin üzerinden en azından resmi düzeyde kalkmakta olduğunun habercisidir.

BİRİ RİYAD’DA DİĞERİ İSTANBUL’DA İ DAVA AÇILINCA

Öncelikle Çavuşoğlu’nun bu ziyaretine rağmen geçen bir yıla yaklaşan süre içinde sorunlu başlıkların aşılması yönünde -çok yakın
zamana kadar- bir gelişme sağlanamadığını belirtmeliyiz.

Bu çerçevede siyasi düzeyde atılması tasarlanan bazı adımlar da kuvveden fiile çıkamamıştır. Örneğin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen 3 Ocak’ta yaptığı bir açıklamada şubat ayında Suudi Arabistan’a gideceğini söylemesine karşılık, bu ziyaret gerçekleşmemiştir. Basında çıkan haberlerden bazı Arap ülkelerinin arabuluculuk girişimlerinin de söz konusu olduğu anlaşılıyor.

Meselenin özünde Suudi Arabistan’ın kendi vatandaşı olan gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı Türkiye’ye gönderdiği resmi devlet görevlilerinden oluşan bir infaz timi aracılığıyla 2 Ekim 2018 tarihinde İstanbul’daki Başkonsolosluğu’nda vahşice katlederek ortadan kaldırması yatıyor. Gelen infaz timinin elebaşısı olan isimlerin Suudi Arabistan’da rejimin iki numaralı ismi Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın çok yakın çevresinden olması, karar makamının adresine de işaret ediyor aslında.

Haberin Devamı

Türkiye’nin kendi topraklarında işlenen bu cinayetin ardından Suudi Arabistan yönetimine gösterdiği sert tepki ve delillerin ortaya konarak bu ülkenin sorumluluğunun uluslararası camiada teşhir edilmesi ilişkileri büyük bir krizin içine itmiştir.

Türkiye’nin yarattığı baskının somut bir sonucu, Suudi Arabistan’ın bu görevlilerin en azından bir bölümünü (11 sanık) yargılamak zorunda kalması olmuştur. Bunlardan beşi idam cezasına mahkûm edilmiş, bu cezalar sonradan 20 yıl hapis cezasına çevrilmişti. Bu durum, Kaşıkçı’nın ailesine kan parası ödenip ailenin suçluları affetmesi sonucu ortaya çıkmıştır.

Faillerin önemli bir bölümü ve kilit isimler yargılanmasa da Suudi mahkemesinin bir grup görevli hakkında bu cinayetle ilgili olarak mahkûmiyet kararı vermiş olması bile, bu cinayeti Suudi Arabistan’ın devlet görevlilerinin işlediği gerçeğinin tescil edilmesi anlamına geliyor.

Haberin Devamı

Ancak konu Türkiye’de farklı bir seyir izlemiştir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2020 yılında birleştirilen iki iddianamesi üzerinden 26 görevli hakkında ayrı bir dava açılmıştır. Bu sanıkların çoğu İstanbul’a iki ayrı uçakla gelip infazı gerçekleştiren ekiptendir.

Sonuçta biri Suudi Arabistan’da 11 sanıklı, diğeri İstanbul’da 26 sanıklı olmak üzere iki ayrı yargılama süreci ortaya çıkmıştır. Suudi Arabistan’daki dava kapatılınca, İstanbul’da 26 sanıktan 22’sinin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talebiyle yargılandıkları dava açık kalmıştır.

TÜRKİYE’NİN İHRACATINI AŞAĞI ÇEKTİLER

Türkiye’nin kendi topraklarının böyle bir cinayet için kullanılmasına uluslararası alanda gösterdiği kuvvetli tepki ve atılan adli adımlara Suudi Arabistan’ın verdiği karşılık, öncelikle ekonomik yaptırım kartını devreye sokmak olmuştur.

Haberin Devamı

Suudiler, önce Türkiye’nin ihracatına boykot uygulamasına girişerek yaptıkları ithalatı kademe kademe düşürdüler. Türkiye’nin 2019’da
3 milyar 292 milyon dolar olan ihracatı, 2020 yılında 2 milyar 379 milyon dolara gerilemiştir. Ardından 2021 yılında sert bir düşüş göstererek 186 milyon dolara kadar inmiştir.

MÜTEAHHİTLERE YENİ PROJELERİ DURDURDULAR

Suudiler, sadece ihracatçılara değil müteahhitlere de yaptırım uygulamıştır. Türkiye Müteahhitler Birliği’nin rakamlarına göre, Türk firmalar 2018 yılında bu ülkede toplam 3 milyar 43 milyon dolarlık proje üstlenirlerken, 2019 yılında bu rakam birden 559 milyon dolara düşmüştür. 2020 yılında ise 21 milyon dolara kadar inmiştir.

Haberin Devamı

Geçen yıl ise yüklenilen yeni projeler sınırlı bir şekilde 165 milyon dolara yükselmiştir. Ancak bu durumun daha önceden başlamış olan bir projenin devamı niteliğindeki bazı ek işlerden kaynaklandığı anlaşılıyor.

Hem ticaret hem müteahhitlik alanlarındaki bu gelişmeleri yan yana getirdiğimizde, Suudi Arabistan’da bir “el”in düğmeye basarak, Türkiye’nin ekonomik çıkarlarının önüne bir duvar ördüğünü söylemek mümkündür.

DOĞU AKDENİZ’DE TÜRKİYE’YE MEYDAN OKUMA

Bu süre zarfında ekonomik yaptırımlar dışında, iki ülke, Ortadoğu’da güç dengelerindeki çatışma ekseninde de karşı karşıya gelmiştir. Bölge, bir tarafta Türkiye ile Katar, bunun karşısında Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Mısır arasındaki bir cepheleşmeye sahne olmuştur. Bu cepheleşmenin su yüzüne çıkması aslında Mısır’da 2013’teki darbeye kadar uzanmaktadır.

Ancak son dönemdeki restleşmede Suudi Arabistan Doğu Akdeniz’de de sahneye çıkarak Türkiye’nin çıkarlarına karşı hareketler içine girmiştir. Suudi Arabistan’ın F-15 savaş uçaklarının Girit’te üslenip Yunanistan’la ortak manevralara katılması Türkiye’ye açık bir meydan okumadır. İki ülke keza Libya’da da karşı karşıya gelmiştir.

Bu arada, yakın zamanlarda Ortadoğu’da meydana gelen köklü değişiklikler de iki ülke arasındaki cepheleşmenin üzerine oturduğu jeopolitik zemini önemli ölçüde sarsmıştır.

VE BAKANDAN GELEN SÜRPRİZ AÇIKLAMA

Ve derken geçen perşembe günü Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun A Haber’de yaptığı “Suudi Arabistan ile ilişkilerin normalleşmesi yönünde önemli adımlar var” açıklaması bir değişimin habercisi olmuştur.

Bakan, ardından iki ülke arasında “yargı alanında işbirliği bulunduğunu” hatırlatarak, “Bu yargı işbirliği daha iyi bir noktaya geldi” ifadesini kullanmıştır. Çavuşoğlu, “durgunluk” içindeki ilişkilerin “canlanması için somut adımlar atılacağını” belirtmiştir.

Aynı gün İstanbul’daki 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde Savcılığın sunduğu yargılamanın durdurularak dosyanın Suudi Arabistan’a devredilmesi yolundaki mütalaası, Çavuşoğlu’nun açıklamasıyla aynı doğrultuda bir adım olarak görülebilir.

SUUDİ YARGISINDAN ADALET BEKLENEBİLİR Mİ?

Dosyanın Suudi Arabistan’a devredilmesiyle, Cemal Kaşıkçı cinayetinde adaletin tecelli etmesi sorumluluğu bir kez daha Suudi Arabistan adli makamlarının sahasına girmektedir.

Bu noktada Suudi Arabistan’daki mahkemenin 23 Aralık 2019 tarihinde beş sanığa idam cezası, üç sanığa hapis cezası kararı açıkladığında, bu kararın Ankara’nın kuvvetli bir tepkisiyle karşılaştığını hatırlayabiliriz.

Dışişleri Bakanlığı, aynı gün yaptığı bir açıklamayla “Bu kararın gerek Türkiye’nin gerek uluslararası toplumun bu cinayetin tüm yönleriyle aydınlatılmasına ve adaletin tecellisine yönelik beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu” duyurmuştu.

Kaşıkçı’nın bedeninin akıbeti, cinayetin azmettiricilerinin ve varsa yerel işbirlikçilerinin tespiti gibi önemli hususların karanlıkta kalmasının, adaletin tecellisi ve hesap verebilirlik ilkesi bakımından temel bir eksiklik olduğuna” da dikkat çekilmişti bu açıklamada.

Şimdi dosya Suudi Arabistan’a havale edilince, bu açıklamada belirtilen hususların karanlıktan aydınlığa çıkacağına ve adaletin tecelli edeceğine ihtimal veren kimse var mı?

İki ülke arasındaki ilişkiler resmi düzeyde düzelme sürecine girse bile, bu cinayetin gölgesi ilişkilerin üzerinden kolay kolay kalkmayacaktır.

Yazarın Tüm Yazıları