Amerika’ya İstanbul’dan ‘ayrılıkçı gündem’ uyarısı

GEÇEN hafta sonu İstanbul’da düzenlenen Türkiye, Rusya, Fransa ve Almanya liderlerinin katıldığı zirvenin en çok dikkat çeken yönlerinden biri, Suriye’nin geleceğinin konuşulduğu kritik bir uluslararası diplomasi faaliyetinde ABD’nin denklemin dışında kalmış olmasıydı.

Haberin Devamı

Dörtlü zirvenin ABD’yi ilgilendiren bir başka ilginç yönü daha vardı. Toplantı, aynı zamanda ‘Fırat’ın doğusu’ ile ilgili ucu ABD’ye dokunan hassas bir mesajın kayda geçirilmesine de sahne oldu.

*

Bu mesajı geçen cumartesi günü zirvenin bitiminden sonra yayımlanan bildirideki
kritik bir paragrafın içinde buluyoruz. Bildirinin beşinci paragrafında, “Cumhurbaşkanları ve Şansölye’nin, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğine zarar vermeyi amaçlayan ayrılıkçı gündemleri reddetme kararlılıklarını vurguladıkları” belirtiliyor.

Aktardığımız cümlenin altında imzaları bulunan cumhurbaşkanları Recep Tayyip Erdoğan, Vladimir Putin ve Emmanuel Macron, şansölye ise Angela Merkel’dir.

Peki burada kastedilen hem Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğüne hem de komşu ülkelerin (Türkiye) ulusal güvenliğine zarar vermeyi amaçlayan “ayrılıkçı gündem” kime aittir?

*

Haberin Devamı

Aslında Astana formatı altında bir araya gelen Türkiye, Rusya ve İran açısından izlenen bu ayrılıkçı gündemin sorumlusu bellidir. Son dönemde bu üç ülke arasındaki en önemli ortak paydalardan birini, ABD’nin Fırat’ın doğusuna, yani Suriye’nin kuzeydoğusuna dönük niyetlerine koydukları teşhis oluşturuyor.

Örneğin, Cumhurbaşkanı Erdoğan, önce ad geçirmeden “birtakım yabancı güçler”den söz edip, bu güçlerin “DEAŞ ile mücadele bahanesiyle attığı adımların bambaşka bir istikamete yöneldiğini” belirtiyor. Ardından adını verip, “ABD’nin bölgede bir diğer terör örgütünü (YPG) güçlendirdiğini, bunun da Suriye’nin toprak bütünlüğü için tehdit oluşturduğunu” vurguluyor. (Tahran Zirvesi’ndeki konuşması/7 Eylül)

Erdoğan gibi düşünen bir başka taraf Rusya’dır. Bu ülkenin dışişleri bakanı Sergey Lavrov, “Suriye’nin toprak bütünlüğüne dönük ana tehdit, ülkenin doğusundaki bölgelerden, ABD’nin doğrudan kontrolü altında bağımsız özerk yapıların kurulmakta olduğu Fırat’ın doğusundan gelmektedir” diye konuşuyor, bu faaliyetleri “yasadışı” olarak nitelendiriyor. (Saraybosna’daki basın açıklaması/21 Eylül)

İran da çok farklı bir görüşte değildir. İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Suriye’nin geleceğindeki önemli konulardan birini “Fırat’ın doğusu” olarak nitelendirdikten sonra “Fırat’ın doğusunun düğümünü çözelim. Amerika’yı oradan çıkmaya zorlayalım. Çünkü bu krizin devam etmesinin arkasındaki en önemli etken Amerika’dır” şeklinde konuşuyor. (Tahran zirvesi/7 Eylül)

*

Haberin Devamı

Salt bu üç açıklamayı yan yana sıralamak bile, Astana ortaklarının, ABD’nin PKK’nın Suriye’deki uzantısı YPG ile Fırat’ın doğusunda kalan coğrafyada yürütmekte olduğu işbirliğini iyi niyetli bulmadıklarını göstermeye yetiyor. Her üçü de ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusunu ülkenin bütününden ayrıştırdığı hususunda büyük ölçüde görüş birliği içindedir.

Geçen hafta yapılan İstanbul toplantısının önemi, Astana paydaşları arasında zaten şekillenmiş olan bu mutabakatın ülke ismi geçirilmeden diplomatik bir dille yayımlanan bildiri metninde yer alması oldu. Bildirideki bu sonucun Türkiye ve Rusya’nın ortak çabasıyla elde edildiğini tahmin etmek güç değildir.

Haberin Devamı

Kuşkusuz, Fransa ve Almanya, Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunduklarını, dolayısıyla genel bir politikanın ifadesi olarak bildirideki bu paragrafın altına imza attıklarını söyleyip, burada ABD’nin kastedilmediğini ileri sürebilirler. Bununla birlikte, yine de en azından böyle bir gündemin varlığını kabullenmiş oluyorlar.

Buna karşılık, Türkiye ile Rusya’nın kamuoyu karşısında kayda geçmiş bilinen pozisyonları dikkate alındığında, bildiride “Suriye’nin toprak bütünlüğüne zarar veren ayrılıkçı gündem”den söz edilirken soyut bir ülkenin kastedilmediği de kolaylıkla anlaşılabilir.

Bu açıdan İstanbul Zirvesi bildirisinde kastedilen “ayrılıkçı gündem”in sorumlusunun adını bulmak Suriye bilmecesinin belki de en kolay sorusudur.

Yazarın Tüm Yazıları