Büyüyünce birer kuğu oldular

Miss Turkey Güzeli Nursena Say da Melek Mosso gibi akran zorbalığı görmüş küçükken. Onun derdi de fazla uzun boylu olmakmış. Ama aradan yıllar geçti, devran döndü, biri Türkiye’nin tescilli en güzel kızına, diğeri müzik dünyasının en seksi kadınlarından birine dönüştü.

Haberin Devamı

Melek Mosso yıllar öncesinden bir öğrencilik fotoğrafını paylaşıp altına da “Arkadaşlar umudunuzu kaybetmeyin!” yazdı.
“Ben bu kadar değiştiysem, herkes değişebilir” demeye getiriyor.
Fotoğraftaki küçük kızın Mosso’nun şimdiki haliyle uzaktan yakından ilgisi yok gerçekten de.
Melek Mosso bugün sahnelerin en alımlı kadınlarından biri.

Büyüyünce birer kuğu oldular

Büyüdüğünde çok güzel bir kuğuya dönüşen çirkin ördek yavrusunun hikâyesindeki gibi biraz.
Yıllarca yaşıtlarının zorbalığına maruz kaldığını da anlatıyor Mosso. “Çocuklarınıza farklılıkları sevmeyi, arkadaşlarına kötü davranmamayı öğretin” diyor.
Şurası doğru: Çocuklar bazen büyükler kadar, hatta bazen daha da acımasız davranabiliyor arkadaşlarına.
Ve bir çocuğun bundan alacağı yara, bir yetişkinin alacağından daha büyük olabiliyor.
Güzellikle ilgili bir başka aklı başında laf da Miss Turkey Güzeli seçilen Nursena Say’dan geldi.
Hürriyet Pazar ekinde Hakan Gence’ye verdiği söyleşide şunları söylüyor Say:
“Ben Türkiye’nin en güzel kızı değilim. Miss Turkey’e başvurmuş, seçilmiş, kendisini iyi şekilde ifade edebilmiş; genel kültürünü, aldığı eğitimi, oturuşunu, kalkışını, verdiği enerjiyi iyi bir şekilde jüriye yansıtmış biriyim.”

Haberin Devamı

Büyüyünce birer kuğu oldular

Haddini, sınırlarını, kendini bu kadar bilen bir Türkiye güzelimiz olduğu için çok şanslıyız.
Türkiye’yi dünya yarışmasında da en iyi şekilde temsil edeceğine eminim Nursena’nın.
Anne-babasının eğitimci olmasının etkisi de var bunda herhalde.
Mimar Sinan’da mimarlık okumuş. Mesleğini aktif olarak yapıyor ve bundan sonra da devam etmek istiyor. Nursena da Melek Mosso gibi akran zorbalığı görmüş küçükken.
Onun derdi de fazla uzun boylu olmakmış:
“O zamanlar tabii ergenliğin de verdiği o enerjiyle kötü hissediyor, karşı taraftan uzun olduğum için bazı kötü yorumlar alıyordum...”
Ama aradan yıllar geçiyor, devran dönüyor, biri Türkiye’nin tescilli en güzel kızına, diğeri müzik dünyasının en seksi kadınlarından birine dönüşüyor.

Haberin Devamı

O nasıl bir dayak?

◊ Mekân kapısı kurallarını hatırlayalım: Eğer bir yere alınmıyorsanız, bodyguard’larla tartışmanın hiçbir yararı yoktur.
◊ Sizi haklı ya da haksız yere içeri almamaları mühim değil. Mekân kapısı, adalet aranacak yer değildir.
◊ Eğer sizi sokabilecek kuvvetli bir tanıdığınız varsa arayın, yoksa başka mekâna gidin ya da evinize dönün.
◊ Durum ne kadar gurur kırıcı olursa olsun sözlü tartışma sadece sinirlerinizin daha da bozulmasına neden olur.
◊ Tartışmaya girmeyeceğiniz gibi, görevliye kafa atmak gibi fiziksel şiddeti aklınızdan bile geçirmeyin.
◊ Dünyanın neresinde olursa olsun, bunun karşılığının yine fiziksel şiddet olacağını asla unutmayın.
◊ Fakat her ne olursa olsun...
Ortaköy Ruby’de içeri alınmayınca görevliye kafa atan gruba yapılan neydi öyle?
◊ Buna “saldırgan kişiyi etkisiz hale getirmek” değil, dakikalarca süren linç denilebilir ancak.
◊ Ne yani? Birisi alkolün de etkisiyle bir taşkınlık yaptıysa bunun karşılığı sopalarla öldüresiye dövmek midir?
◊ Sizin işiniz alkollü insanla uğraşmak... Kontrolünüzü böyle kaybedecekseniz, mahalle çetelerinden farkınız ne?
◊ Yerde baygın yatan insana çıkıp çıkıp sopayla tekrar saldırmak ne demek?
Güvenlik misiniz, intikam tugayı mı?
◊ O kişi ölmesin diye sopalardan ve tekmelerden korumak için üzerine kapaklanan kadına vurmak ne demek?
◊ Olmaz olmaz ama eskaza biz de benzer bir münakaşanın içinde bulduk kendimizi, sonumuz böyle mi olacak?
◊ İşletmeci Ali Ünal yılların tecrübesinden gelen bir isim.
◊ Eğer bu güvenlik kadrosuyla ilgili tatmin edici bir önlem açıklamazsa kişisel olarak adımımı atmam Ruby’ye ben.

Haberin Devamı

Oynuyor ama oynayanı görmüyor

“Issız Adam” filmiyle ünlenen Cemal Hünal, filmi baştan sonra hiç izlememiş.
SinemaPort dergisine konuşan Hünal şöyle diyor:
“Issız Adam’ı bir kere yarım yamalak izledim. O da galada. Kendimi hiç izlemiyorum. Sette de öyle. Asla kamera arkasına geçip monitöre bakmam acaba ne yapmışım diye...”
İyi de marifet değil ki bu. İnsanın kendini geliştirebilmek için yaptığı işe bakması, değerlendirmesi, eksiklerini görmesi gerekir.
Cemal Hünal’ınki biraz, sonradan sağır olan ünlü klasik müzik bestecisi Beethoven’a benzemiş: Çalıyor ama çalanı duymuyor.

Yazarın Tüm Yazıları