"Refika Birgül" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Refika Birgül" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Refika Birgül

Kahve, yeni kola mı?

Bir süredir şekerin en büyük düşman ilan edilmesi, kola içebilmenin bir statü sembolü olmaktan çıkıp tabana yayılmasıyla dünya kahveye kayar oldu. Peki mücadelenin arka planında neler var?

Kola tartışmasız 20’nci yüzyılın içeceğiydi. Amerika’nın yükselişini, kapitalizmin ve tüketici toplumun yayılmasını, ileri globalizasyonun yaşandığı dönemi temsil ediyordu. Ama artık özgürlüğün, kendine güvenin, iyimserliğin, modernliğin sembolü olan bu gazlı içecek, eski popülerliğini yitiriyor. Tam da bunlar olurken kahve, kolanın bir dönem temsil ettiği bütün değerlerin üstüne kurulmuş gibi. Kola deyince retro, 60’lar, ‘Grease’ aklımıza gelirken; kahve kendi hipster trendini yarattı.

Gazlı içecek sektörü 1998’den beri yüzde 25’ten fazla küçülürken, tek bir kahve zinciri yüzde 4 binin üzerinde büyüdü. Bu süre zarfında gazlı içecek şirketi bildiği bütün yolları denemekten geri durmuyor. Her ülkedeki popüler kız ve erkek isimlerini kendi markası yerine yazmak dahil.

Öte yandan, 25 bine yakın mağazası olan kahve zinciri, tüketicilerinin günlük değişim ve beklentilerini de hesaba katarak, çay zinciri de olmak gibi agresif hedefler koyabilecek elastikiyete sahip.

Modern hayat stili, ‘cool’ görünüm, doğaya ve insana saygı, hız... Birbirinden hoşlanan iki gencin sosyal medyada kahvelerini paylaşmaları veya kahve içmeye gitmeleri gibi temsili durumlarla beliren aşk, gençlik ve heyecan da var işin içinde. Ayrıca artan boşanma oranları ve şehirleşmeyle iyice yalnızlaşan hayatlarda aşk arayışının adedi ve yaşı da yükselmiş durumda. Kahveci tam da bu noktada, kendi gibi yalnız insanların oluşturduğu kalabalıkta rahat hissetme vaadi de sunuyor.

Büyük memleketler, dünyada önemli güç olabilmek için kendi kültürlerini medya ve yaşam şekliyle de var etmek zorunda. Trend belirleyicisi olmak ve onları başka kültürlere tükettirebilmek, güç olmanın önemli kriterlerinden.

Ve kanımca şekerli ve gazlı içeceklerden açılan boşluğu, yine Amerika menşeli bir şirketin kapatıyor olması pek de tesadüf değil...

Kahve, yeni kola mı

Kahve daha mı az kalorili?

Sade kahve, evet. Ancak kahve zincirinin bu kadar büyümesini sağlayan içeceklerden frappuccino, kalori miktarı olarak gazlı içecekleri ciddi anlamda katlıyor. Hatta latte bile, bir kutu koladan daha kalorili. Peki kahve, gazlı içecekten farklı olarak kültürümüzü nasıl etkileyecek?

1) Gazlı içecekler kültürlerini yayarken ramazan sofralarını, bayramları süslemek gibi misyonlar ve ‘glokal’ stratejiler güderken, kahveciler tam bir yaşam biçimi değişikliğine yönlendiriyor. Makineleşme, üretimlerin başka ülkelere kayması ve sanayinin büyük şehirlerden çıkarılmasıyla birlikte serbest veya yarı zamanlı çalışanların ve tabii ki işsiz insanların sayısı artıyor. Kahveciler, bu kitleye çalışabilecekleri bir alan sunuyor. Her bir kahve elle ve kişiye özel yapılıyor ama mesela su filtrelerinde standardizasyona kadar giderek, aynı lezzette suyla, aynı kalitede kahveyi dünyanın her yerinde içebilmeyi vaat ediyor. Bu bakış açısıyla aslen sadece kolanın değil, hızlı yemek piyasasının yerine de bir nevi göz dikiyor gibi...

2) İlk öğün kahvaltı, yeniden ‘kahve altı atıştırmalık’ olmakta. Osmanlı döneminde henüz Avrupa’da yokken hayatımıza giren kahve ve Sanayi Devrimi’yle erken kalkmaya başlanıp iki öğünden üçe çıkıldıktan sonra ona altlık olan öğünümüzün, minik bir sandvice dönme ihtimali çok büyük.

3) Evde çay demleme âdetinden kahve demliklerine (coffee pot) geçiş... Çay tüketiminde dünya birincisiyiz. Evde çay kaynaması; çocuk sesi, yemek kokusu, kaloriferin yanması kadar gündelik hayatımızın bir parçasıyken, yeni nesilde çay çok hızlı yok olmakta. Çay ve etrafındaki kültür buna yenilmeden devam edebilmeli.

4) Her genç kız ve erkeğin rüyası bir kahveci açmak oldu. Hem sebep hem de sonuç olan bu durum, yetenekli ve üretim yapabilecek bir çoğunluğun, kaynaklarını tüketime ve ölü vakit geçirmeye harcadığını gösteriyor.

5) Günlük kafein alımının artmasıyla insanlar gitar teli gibi gergin. Kafein karaciğerimizde parçalanıyor ve 200 mg kafeinin tamamen sindirilmesi 40 saat alıyor. Etkisinin yarıya inmesi altı saatten fazla sürüyor. Kahve zincirinde satılan bir kahvede 60’la 150 mg arasında kafein bulunduğunu düşünürsek günde birden fazla kahve bağımlılık, çarpıntı, gerginlik gibi istenmeyen etkilere neden olabilir.

Özetle; gazlı içecek şirketleri var olan marka değerleri ve dağıtım ağlarını artık kahve, çay ve hepsinden önemlisi şişelenmiş su işine yatıracak gibi görünüyor. Kahve zinciri ise hem hamburger hem de gazlı içecek şirketlerinin önüne serdiği örneklerle iş modelini sağlam ve hızlı bir şekilde büyüteceğe benziyor.

HER YIL 500 MİLYAR FİNCANDAN FAZLA İÇİLİYOR

-- Kahve petrolden sonra en çok ticareti yapılan ikinci ürün. Buğday, şeker, altın ve mısır, kahveden sonra geliyor.

-- Şu an dünyada 500 milyar fincandan fazla kahve içiliyor. Bunun sadece 14 milyarı espresso bazlı. Aslen öne çıkan, Türk kahvesi olarak bilinen ve Arap Yarımadası’nda içilen kahvenin istatistiğini bulamadım. Bulsak hepimizi şaşırtacağına inanıyorum.

-- Bu kadar farklı çeşit varmış gibi görünse de iki tip kahve çekirdeği bulunuyor. Robusta ve Arabica. Arabica daha fazla aromalı, robusta ise daha sert ve ucuz diye düşünebiliriz.

-- Kahve en çok gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde üretilirken (Brezilya, Vietnam, Kolombiya), en fazla gelişmiş ülkelerde tüketilmekte.

-- Aslında çok az miktarda kahve ‘fair trade’ yani adil ve sürdürülebilir ticaretle üretiliyor ancak bunun tam aksi bir imajla lanse edilmeyi başarıyor.

X