Prof. Dr. Sinan Çavun
Prof. Dr. Sinan Çavun
Prof. Dr. Sinan ÇavunYazarın Tüm Yazıları

Yaşlılarda ilaç kullanımı

Başlıktan da anlaşılacağı gibi bugünkü konumuz, hepimizin etrafında çok sık karşılaştığımız bir sorun olan yaşlı kişilerde ilaç kullanımı. Ve bu kişilerde ilaç kullanırken nelere dikkat etmeliyiz?

Haberin Devamı

 

Tabii burada “yaşlı kişi” ibaresinden neyi anladığımızı da açıklamak gerekiyor.
Her ne kadar Victor Hugo, “Kırk yaş, gençliğin yaşlılığı, elli yaş, yaşlılığın gençliğidir” dese de, yaşlılık, genetik, kimyasal, fizyoloji ve davranışın karmaşık etkileşimleri sonucu oluşan bir süreçtir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan tanıma göre de 65 yaş ve üzeri kişiler yaşlı olarak kabul edilir.
*
Yaşlılık da kendi içerisinde çeşitli alt gruplara ayrılmaktadır;
- 65-75 yaş arası erken yaşlılık evresi
- 75-85 yaş arası; orta yaşlılık evresi
- 85 yaş ve ötesi; ileri yaşlılık evresi
Tüm dünyada özellikle de gelişmiş ülkelerde sağlık hizmetleri, beslenme ve sosyal yaşam konularındaki gelişmeler yaşlı nüfusunun giderek artmasına bu da beraberinde yeni problemlerin oluşmasına neden olmaktadır.
Bu problemlerin başında da yaşla birlikte artan ilaç kullanımının getirdiği sorunlar gelmektedir. Yapılan araştırmalarda 75 yaş üzerindeki her 5 kişiden 4’üne ilaç reçete edildiği, % 40’a yakınının ise 4-5 ilaç kullandığı gösterilmiştir. Ve bu kişilerde yaşlanma ile birlikte ilaçların dağılımı, atılımı ve etkisini değiştiren fizyolojik/biyolojik bir takım değişiklikler meydana geldiğini de düşündüğümüzde aslında ne kadar tehlikeli bir durum ile karşı karşıya kaldığımızı anlayabiliriz.
Peki, yaşlanma ile birlikte vücudumuzda ilaçların etkisini değiştiren ne gibi durumlar ortaya çıkar kısaca ondan bahsedelim;
*
Öncelikle ilaçların dağılımı bakımından önemli olan total su ve kas kitlesi azalırken, yağ oranları artar. Su miktarı ve kas kitlesinin azalması, bu bölgelerde dağılım gösteren ilaçların plazma yani kandaki düzeylerinin artmasına, bu da istenmeyen bir takım yan etkilerine yol açmaktadır.
Yağ oranlarındaki artış ise lipofilik dediğimiz yağ dokusunda dağılma özelliğinde olan ilaçların vücutta kalma süreleri uzatarak, ilaç etkilerinin uzamasına neden olabilir.
İlaçların vücuttan temizlenmesinde en önemli görevi üstlenen karaciğer de yaşlılıktan etkilenen organların başında gelir. Yaşlanma ile birlikte karaciğer kitlesi ve kan akımı azalmaktadır. Buna bağlı olarak da ilaçların parçalanması yani vücuttan atılmasında gecikmeler ona mukabil ilaçların kan düzeylerinde artışlar meydana gelecektir.
Aynı şekilde karaciğerde ilaçları parçalayan enzimlerin aktivitesinde de özellikle 70 yaş üzerinde %30’lara varan azalmalar olduğu için alınan her bir ilacın vücuttan atılmasında bir miktar azalma söz konusu olacaktır. Hele ki yaşlılık ile birlikte çoklu ilaç kullanımında parçalayıcı enzimlerin fonksiyonlarındaki bu azalma daha da ciddi problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir.
İlaçların vücuttan atılmasında bir diğer çok önemli organ böbreklerdir ve yaşlanma ile birlikte böbreklerin kan akımı ve süzme faaliyetinde de azalmalar meydana gelir. Bu da aldığımız ilaçların daha az atılmasına ve daha fazla vücudumuzda kalmasına neden olmaktadır.

Haberin Devamı

MİNİMUM DÜZEYDE TUTULMALI

Haberin Devamı

Yaşlılarda ilaç kullanımındaki bir diğer önemli sıkıntı çoklu ilaç kullanımıdır.
Polifarmasi olarak tanımlanan bu ilaç kullanımı, hastada aynı anda 5 veya daha fazla ilacın birlikte kullanılmasının söz konusu olduğu durumlar için geçerli bir tanımlamadır.
Türkiye’de çoklu ilaç kullanımı ile ilgili olarak 12 farklı şehirde 65 yaş ve üzerindeki 1430 kişi üzerinde yapılan bir araştırmada; yaşlıların %84,7’sinin sürekli kullandığı bir ilacı olduğu, %38,2’sinin ise 4 veya daha fazla ilaç kullandığı tespit edildi.
*
Normal şartlarda bile ilaçların birbirleriyle etkileşmesinin ciddi bir sorun olduğu bir dünyada, çok fazla sayıda ilacın, yaşlı bireylerde kullanılmasının getireceği riskler çok daha fazla olacaktır. Üstelik bu kişilerde bilişsel fonksiyonlarda ve görme keskinliğindeki azalma ile birlikte ekstra ciddi durumlar ortaya çıkabilme potansiyeli mevcuttur.
Bu bakımdan yaşlı bireylerde ortaya çıkan ekstra şikâyetlerde genel prensip olarak bir hastalık belirtisi yerine öncelikle ilaç-ilaç etkileşmesi veya ilaca bağlı bir yan etki ihtimalini değerlendirmek son derece önemlidir.
Dünya Sağlık Örgütü tarafından; “Hastaların klinik ihtiyaçlarına uygun ilaçları, kişisel gereksinimlerini karşılayan dozlarda, yeterli bir süre boyunca, kendilerine ve topluma en az maliyet ile kullanmaları” şeklinde açıklanan Akılcı İlaç Kullanımının her hasta grubunda olduğu gibi yaşlılar için olan uygulama ilkelerinin benimsenmesi ve ona göre hareket edilmesi gereklidir.
*
Bu ilkeleri kısaca özetleyecek olursak;
- Alınan ilaç sayısının minimum düzeyde tutulması
- İlaç yerine non-farmakolojik dediğimiz ilaç dışı yöntemlerin de düşünülmesi.
- Tedaviye düşük dozda başlanıp, doz artışlarının daha yavaş yapılması.
- İlaç dozunun titre edilmesi (yan etkiden koruyarak belirtilerinizi en yüksek dereceye indiren ilaç dozunu belirleme işlemi).
- Hastanın bilgilendirilmesi.
- Tedavi planlarının sık sık gözden geçirilmesi.
*
Sonuç olarak her zaman dediğimiz gibi ilaç uygulamaları hastanın yaşından bağımsız olarak tek başına dahi dikkat edilmesi gereken, insanlarda ölümle sonuçlanan yan etkilere neden olan kimyasal bir ajanın dışarıdan vücudumuza verilmesi işlemidir. Bu bakımdan her hasta grubunda olduğu gibi yaşlılar için de Akılcı İlaç Kullanımı (AİK) olarak tanımlanan uygulamaların harfiyen yerine getirilmesi ortaya çıkabilecek istenmeyen etkilerin engellenmesi bakımından büyük bir gerekliliktir.

Yazarın Tüm Yazıları