"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

Diyet ne zaman lazım

Eskiden kilo verme söz konusu olunca perhize girilirdi. Zamanla perhize girmeler de, “Perhiz” sözcüğü de terk edildi, yerine “rejim yapma” modası geldi. Son yirmi yılda rejim sözcüğü demode oldu ve yerini “diyet”e bıraktı.

Çoğumuz diyet sözcüğünü Ömer Seyfettin’in ünlü hikâyesindeki gibi “bir bedel ödeyerek zayıflamak” gibi algılasak da işin aslı farklı. Daha doğrusu sözcüğün anlamı bizim düşündüğümüzden bir hayli değişik.
Diyet sözcüğünün kökeni Romalılar dönemine kadar uzanıyor ve “yaşam tarzını iyileştirici değişimler”i ifade ediyor.
Gerçi zamanla Romalılar da işin tadını kaçırıp hem yan gelip yatarak, hem de hasta olana kadar tıkınıp yedikleri, sonra da yiyip içtiklerini kusarak ziyafetten ziyafete koşmayı marifet kabul ettiklerinden iş biraz karışmış ama o ayrı bir konu.
Diyet sözcüğü –pek çok sözcük gibi- zamanla anlamını değiştirmiş ve hayat tarzı değişimleri yerine sadece “beslenme tarzında yapılan değişimleri” ifade etmek amacıyla kullanılmış.
FARKLI NEDENLER VAR
Bu pencereden baktığınızda diyet yapmak sadece zayıflamak için “düşük kalorili beslenmek”, yani “az yiyip içmek” anlamına gelmiyor.
Örneğin hamile olduğunuzda beslenme düzeninizi değiştirmeniz gerekebiliyor ve siz bir hamile için gerekli olan tavsiyeleri içeren özel bir beslenme modeline geçebiliyorsunuz ki bu da diyete giriyor, “hamilelik diyeti” olarak tanımlanıyor ya da reflünüz, gastridiniz, ülseriniz, kolitiniz olduğunda da bu sorunlarla ilgili beslenme değişiklikleri yapmanız zorunlu olabiliyor ki bunların da her biri kendine özel diyet planları olarak kabul ediliyor: Reflü diyeti, gastrit diyeti, kolit diyeti gibi. Örnekleri çoğaltmak mümkün: Menopoza giren ve hızla kemik dokusunu kaybeden bir kadına osteoporoz diyeti ya da kolesterolü çok yüksek olan kalp hastası birine kolesterol diyeti, kan basıncı yüksek olanlara da hipertansiyon diyeti –örneğin dash diyeti- tavsiye edilebiliyor.
Kısacası diyet yapmak mutlaka kilo fazlası ya da obezite söz konusu olduğunda akla gelmesi gereken bir süreç değil. Zaten bu nedenle de bu işin eğitimini gören uzmanlara “zayıflama uzmanı” değil de “beslenme ve diyet uzmanı”, yani “beslenme alanında değişiklikler yaparak sağlık sorunlarının çözümüne yardımcı olan sağlık uzmanları” deniyor.
HER DİYET BİR İLAÇTIR
Peki bütün bunları niye anlattım? Muradım şudur: Diyet yapmak sadece kilo vermek için beslenme tarzını değiştirmek anlamına gelmez. Herhangi bir sağlık sorununun çözümü söz konusu olduğunda da diyet yapmanız gerekebilir, hatta bu bazen zorunlu bile olabilir. Daha da önemlisi ister sağlık sorunlarınızın çözümü, isterse kilo vermek için diyet yapılsın fark etmez diyet yapmak ciddi bir iştir, sağlığa yapılmış müdahale anlamına gelir.
Bana sorarsanız önünüze konulan bir beslenme reçetesinin doktorunuz tarafından kullanmanız tavsiye edilen ilaç reçetesinden hiçbir farkı yoktur. Nasıl ki ilaç reçetelerinde yer alan hapların, şurupların, iğnelerin yan etkileri, toksik reaksiyonları, birbirleriyle etkileşimleri söz konusuysa, nasıl ki her bir ilaç için size özel ayarlamalar yapılması zorunluysa diyetler, yani beslenme reçeteleri için de aynı riskler vardır ve aynı hassasiyeti göstermek lazımdır.
Bu nedenle önünüze gelen her diyet listesini körü körüne uygulamaya kalkmayınız. Hele hele oradan buradan kopya, internetten indirme, gazeteden-dergiden kesme diyet listelerinin geçici birkaç haftalık “hoşluk diyetleri!” haricinde uygulamayınız.
Çok önemli bir nokta da şudur: Kilo vermek amacıyla diyet yaptığınızda işi lütfen “işkence” düzeyine vardırmayın. Kesinlikle aç kalmayın. Kısacası açlığı açlıkla terbiye etmeye kalkmayın.

BİR BİLGİ
KİLO VERME HIZI NEDEN ZAMANLA AZALIR?

Fazla kilolarınızdan kurtulmaya karar verdiniz. Önce bir tıbbi denetimden geçtiniz. Doktorunuz sorununuzun nedenini belirledi. Kilo yönetimi ekibinde bulunan diyet uzmanının hazırladığı beslenme listesine, aktivite uzmanının önerdiği aktivitelere ve doktorunuzun önerebildiği ilaç tavsiyelerine dikkatle uyuyorsunuz. Başlangıçta her şey yolunda. Kilolarınız azalıyor, yağlarınız eriyor, siz mutlu ve keyiflisiniz.
Gelin görün ki 3. veya 4. haftadaki kontrollerde kilo kaybının azalmaya başladığını öğreniyorsunuz. Canınız sıkılıyor, keyfiniz kaçıyor. Ama durun ve sakın üzülmeyin! Bu normal, fizyolojik, beklenen bir gelişmedir. Nedeni vücudunuzun kendini koruma mekanizmalarını devreye sokmasıdır ve fizyolojik bir durumdur.
Kilo kaybını yavaşlatan ilk uyarılar tiroid bezinden geliyor. Tiroid bezi metabolizmanızın birinci düzenleyicisidir. Metabolik hızınızı salgıladığı T3 ve T4 hormonları ile en çok bu küçücük, 25 gramlık iç salgı bezi etkiliyor. Siz zayıflamaya başlayınca tiroid bezinizin T4 hormonunu T3 hormonuna dönüştürme yeteneği bozuluyor. Sonuçta metabolizma hızının temel belirleyicisi T3 hormonunun miktarı azalıyor. Metabolizma yavaşlayınca kilo verme de yavaşlıyor, bazen durma noktasına geliyor.
Kısacası, siz kilo kaybederken vücut da kendi dengesini bulmaya, kilo kaybını durdurmaya çalışıyor. Siz bedeninizin –metabolizmanızın- bu beklenen yanıtı karşısında asla gerilememeli, vazgeçmemeli, ümitsizliğe kapılmamalısınız. Sağlıklı beslenme planınızı uygulamaya devam etmelisiniz.
Yavaşlayan metabolizmanızı hızlandırmak için egzersizi bırakmak yerine biraz daha arttırmalısınız. Buna rağmen kilo vermenizde duraklama sürerse sakın “şok diyetler” filan yapmaya kalkmayın. Doktorunuzla görüşün. Gerekli çözümleri mutlaka bulacaktır.

BİR UYARI
ÇOCUKLARA DİYET YAPTIRILMAZ

Çok özel bazı durumlar dışında büyüme çağındaki çocuklara klasik diyetler yaptırılmaz. Kilo problemi olan bir çocuk için hazırlanan beslenme planının temel özelliği doğru, dengeli, çeşitli ve besin kalitesi yüksek bir mönü planıdır.
Çocukların yaptıkları beslenme hatalarını engellemek ve onlara doğru ve dengeli beslenmeyi öğretmek amaçlanır. Mutlaka gerekli görülüyorsa son derece ılımlı bir kalori kısıtlaması programı yapılabilse de bu sadece belirli bir süre için uygulanır. Bu durumda mutlaka bir “Çocuk Sağlığı Uzmanı” ile birlikte çalışılır, o uzmandan bilgi, destek ve izin alınır.
Kısacası çocukların kilo probleminin çözümünde diyetten çok dengeli beslenme ve düzenli bedensel aktivitelerden yani fiziksel egzersizlerden faydalanılır.
Unutmayın! Çocuklara diyet yaptırmak onları hasta edebilir. Psikolojilerini etkileyebilir. Gelişmelerini, büyüyüp boy atmalarını engelleyebilir. Çocuklara diyet yaptırma kararını ise diyet uzmanları değil sadece çocuk sağlığı uzmanları verebilir.

DİKKAT
İDRAR SÖKTÜRÜCÜ İLE ZAYIFLANMAZ

Sürekli olarak idrar söktürücü kullanmak vücudunuzu sürekli olarak susuz bırakmak anlamına gelir. Susuz bir vücut ise susuz hücre demektir. İdrar söktürücüler vücudunuzu yalnız susuz bırakmakla kalmaz kanınızdaki elektrolit (mineral) dengesini de bozar.
Sodyum kaybı ani ve şiddetli tansiyon düşmelerine, potasyum kaybı kas güçsüzlükleri ve kalp ritmi düzensizliklerine sebep olur. Diüretik kullanmak vücuttan magnezyum kaybını da arttırır. Magnezyum azlığı ise azlığı kemikleri, kasları, kalbi ve sinir sistemini bozuyor.
Kilo vermek isteyenlerin sık sık yaptıkları hatalardan biri de bağırsak boşaltıcı laksatifleri bilinçsizce kullanmaktır. İşin acıtan yönü bazı besin desteği üreticilerinin kilo verme çağırışımı yapan isimlerle pazarladıkları ve insanların doğal diyerek korkmadan satın aldıkları “zayıflama hapları”nın içinde bağırsak boşaltıcı bu maddelerin bulunmasıdır.
Eğer Sağlık ve Tarım Bakanlıkları vitamin tezgahlarını veya verdikleri ruhsatları yeniden gözden geçirirlerse bunları hemen göreceklerdir. Sürekli laksatif kullanmak da vücudun elektrolit dengesini bozuyor. Uzun süreli bir hipopotasemiye, bağırsak fonksiyonlarında dengesizliğe hatta böbrek yetmezliğine neden olabiliyor.

AKLINIZDA OLSUN
ŞOK DİYETLER SAÇ DÖKER

Şok diyetler çok düşük kalorili diyetlerdir. Ve ancak doktor gözetiminde, diyet uzmanı kontrolünde kısa süreli olarak uygulanabilirler. Her yaşın, cinsin bedeni temel kalori ihtiyaçları aynıdır ama sağlıklı bir bedenin günde ortalama 1200 kaloriden daha az enerjiyle ihtiyaçlarını karşılayamayacağı söylenebilir. Bu nedenle 600–700–800–1000 kalorilik “çok düşük enerjili diyetler” yalnızca tıbbi gözlem altında ve kısa süreli olarak özel amaçlarla uygulanabilir.
Şok diyetler uzun süre uygulandığında hele bir de yoğun egzersiz programlarıyla birlikte yapıldığında önemli sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Hipoglisemi yani kan şekeri azalmaları, hipotansiyon yani kan basıncı düşmeleri, şiddetli yorgunluk hali, bağışıklık zayıflaması hatta kalp ve beyin krizleri bu diyetleri yapanlarda görülebilen sağlık sorunları. Şok diyetlerin kalp kası iltihaplarını, kalp ritmi bozukluklarına da yol açabileceği biliniyor.

X