"Osman Müftüoğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Osman Müftüoğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Osman Müftüoğlu

D vitamini üretmenin sırları

Bu uzun ve güzel tatil boyunca “Nasıl güneşlenirsek daha çok D vitamini depolayabiliriz?” sorusunun yanıtlarını dünkü yazımızda açıklamaya çalıştık.

Bugün de “D vitamini mucizesi” ile ilgili diğer detayları yeniden hatırlatıyor, hepinize KEYİFLİ, HUZURLU, DİNLENCESİ VE EĞLENCESİ BOL BİR TATİL diliyoruz. VE KISA BİR NOT: Bayramda kısa bir tatil yapacağız. Affınıza sığınıyoruz. Bayram sonu görüşmek umuduyla...

 
VARAN 1: Global bir D vitamini fakirliği var
D vitamini eksikliği çok tartışılıp sık gündeme getirilen sağlık problemlerinden biri. Yalnızca bizde değil, hemen her ülkede ilk sırada yer alan, önemsenen bir konu. Amerika’dan Fransa’ya, Güney Afrika’dan Avustralya’ya pek çok ülkede özellikle kadın ve çocuklar bu sorunla baş başalar. Bir bakıma “GLOBAL” bir “D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ TEHDİDİ” var. Problemin bu kadar öne çıkmasının, bu denli sık konuşulmasının, sağlık uzmanlarınca sık gündeme getirilmesinin nedeniyse şu...

VARAN 2: Ona neden “mucize molekül” deniyor?  
D vitamini, bir vitaminden daha farklı işlevleri olan bir madde. Beyin sağlığından kalp sağlığına, diyabetten hipertansiyona, bağışıklık gücünden kemik-diş sağlamlığına kadar onlarca sağlık parametresi vücudumuzda yeterince D vitamini olmasına bağlı. Miktarı azalınca bir dizi sağlık tehdidi gündeme geliveriyor. Kemikler daha zayıf, dişler daha çürük, bellek, bağışıklık daha zayıf oluyor. Damarlar, eklemler daha hızlı eskiyor. Beden sinsi ve ilerleyici bir ÇÖKME SÜRECİ içine giriyor. Bu nedenle de D vitamini eksikliğine karşı hepimizin uyanık, dikkatli, bilinçli olması, ona sadece bir vitamin veya hormon, bir “iyi hayat ilacı” gibi bakması gerekiyor...

VARAN 3: Onu kış aylarında da kazanabiliriz  
Güneşlenmenin zamanlaması kadar süresi de önemli. Sadece yaz aylarında değil yılın her ayında, her mevsiminde, kışın bile güneşlenmeli. Süre de cildinizde D vitamini üretimini etkileyen önemli bir faktör. Sağlıklı bir yetişkinin D vitamini ihtiyacını karşılayabilmesi için el, kol, ayaklar ve yüzünü haftada üç-dört kez 15-20 dakika güneşle buluşturması yetiyor. Özellikle öğle saatlerinde yapıldığında bu 15-20 dakikalık kısa güneşlenmeler cilde zarar vermiyor ama D vitamini ihtiyacını karşılamaya yetiyor.

VARAN 4: Mayo ile ne süre güneşlenilecek?  
Yazın mayo ile güneşlenenlere de ilk 20 dakika yetiyor. Bu nedenle hemen yağlanmak -koruyucu sürmek- yerine 20 dakika güneşlenip daha sonra koruyucu kullanmak daha doğru. Koruyucu konusu özellikle ailesel ve kişisel öyküsünde cilt kanseri olanlar için mühim. Yarım saati geçen güneşlenmelerde ciltteki D vitamini öncüleri parçalandığından D vitamini üretimi devam etmiyor. Sadece kararıyorsunuz, o kadar!

VARAN 5: İdeal kan seviyesi ne olmalı? 
Kan D vitamini düzeyi izlenmesi gereken temel sağlık parametreleri arasına çoktan girdi. D vitamini düzeyini en iyi gösteren parametre 25 (OH vitamin D). Vücutta yeteri kadar D vitamini varlığından söz etmek için 25 OH D düzeyinin 50’nin üzerinde olması lazım (50 n/mol/D). Bu rakamın özellikle 30’un altındaki değerlerinde D vitamini eksikliğinden söz etmek lazım. 20’nin altındaki rakamlar özellikle kemik sağlığı bakımından riskli. Makul (güvenli) aralık 50-100 aralığındaki değerler olmalı.

VARAN 6: İdeal takviye dozu nasıl ayarlanmalı? 
Yeteri kadar güneşlenemeyen ve ihtiyaçlarını D vitamini destekleriyle karşılamak zorunda olanların günlük almaları gereken destek dozu ne olmalı? Bu konuda da net ve açık bir fikir yok. Daha önce bizim de “yeterli” diye düşündüğümüz değerlerin ise yeterli olmadığını gösteren birçok yeni veri mevcut. Prensip olarak genelde günde çocuklara ve yaşlılara 400, yetişkinlere 200 ünite civarında D vitamini takviyesi öneriliyorsa da bu rakamları yetişkinler için günde 800, hatta 1000 üniteye yükseltenler var. Ben günlük ihtiyacın yetişkin biri için 500 ile 1000 ünite aralığında olması gerektiğini düşünenlerdenim. En doğrusu kan D vitamini seviyelerini ölçerek karar vermek olmalı.

VARAN 7: D vitamini stoğumuz neden azalıyor?
Çok sık sorulan bu sorunun cevabını yeniden hatırlayalım: D vitamini seviyesinin dibe vurduğunu (!) öğrenenlerin aklına hep aynı soru gelir: “6 ay önce normaldi, şimdi neden bu kadar azaldı?” Yanıt açık ve net olarak şudur: D vitamini diğer vitaminler gibi sürekli olarak kullanılan/tüketilen bir bileşen. Vücudumuz pek çok işini/işlemini/üretimini D vitamini kullanarak (harcayarak) yapıyor, dolayısıyla yerine yenisi konmadığında D vitamini seviyesi düşüyor. Her ne kadar yağda eriyen yani “depolanabilen bir vitamin” olsa da neticede D vitamin dengesi için de bir “havuz problemi” durumu var. Bedenimizdeki D vitamini havuzuna giren miktar kullanılan miktarın altındaysa havuzdaki D vitaminimiz yavaş yavaş azalıyor. Sorun tam da bu noktada başlıyor. Çünkü en çok yarı yarıya doldurabildiğimiz havuzumuz cildimiz kış nedeniyle -zaten uzak kaldığı- güneşe hasret kalınca boşalmaya başlıyor. Bu sene kış zaten güneşsiz geçiyor. Güneş olmayınca da cildimiz D vitamini üretemiyor. D vitamini rezervimizin yüzde 90’ını ise derimiz üretiyor. Eğer destek olarak vitamin D ampulleri, damla ve kapsüllerinden istifade etmemişsek kanımızdaki D vitamini seviyesinin azalması sürpriz sayılmıyor.

VARAN 8: D vitamini azlığı nelere yol açabiliyor?  
D vitamini noksanlığının depresyon, kronik yorgunluk sendromu, saç dökülmesi, uykusuzluk, eklem ve kemik sorunları, diş problemleri, kalp-damar hastalıkları, kanserler, hatta bellek problemleri ile bağlantılı olabileceğini gösteren ciddi kanıtlar var. Kas erimesinin (sarkopeni), şeker hastalığının da bir şekilde D vitamini noksanlığı ile irtibatlı olduğu biliniyor.

VARAN 9: Ne zaman ölçülmeli?  
Benim önerim her yıl sonbaharda D vitamini seviyenize baktırmanız. Eğer eksikse depo ya da günlük D vitamini takviyesi almanız. Yaz başında yaptıracağınız ikinci bir analiz yazın ne oranda D vitamini depolamanız gerektiği konusunda yol gösterici olabilir.

VARAN 10: Güneş mi, hap mı?  
Güneş ışınlarının içindeki mor ötesi UVB’lerle ciltte üretilen D vitamini ve anne sütü ile kazanılan D vitamini en güvenli, garantili, etkili olanlar. Bedendeki yüzlerce genin çalışma düğmesinin D vitamini ile bir yerlerden bağlantılı olduğu dikkate alınırsa işi desteklere değil de güneşe havale etmek, yani güneşe güvenmek daha doğru olanı.

 

X