"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Dünyaya sevgilimin gözünden bakmaya çalışıyorum

Henüz 20’lerinin başındayken İstanbul gece hayatına girip peş peşe konuşulan mekanlar (La Boom, Gizli Kalsın, La Boucherie) yaptı ve şehrin ritmini değiştirdi.

Tuba Büyüküstün’le aşk yaşamaya başladıktan sonra popülaritesi arttı, bu kez paparazziler peşine düştü.

Derken en popüler mekanı Gizli Kalsın’da Arda Turan-Berkay kavgası yaşandı, bu olayın olumsuz yankılarıyla uğraştı. 28 yaşındaki Umut Evirgen’den bahsediyorum.

Gece hayatının en çok konuşulan isminden.

Evirgen’le bizi moda dergisi L’Officiel aralık sayısı için bir araya getirdi. Tamer Yılmaz saatlerce uğraştı, pek stil fotoğraflarımızı çekti. Ben de “gece hayatının kapalı kutusu”, konuşmayı pek sevmeyen Umut’u bulmuşken “Madem bir araya geldik, sana şunları şunları sormam lazım” diye tutturdum.

“Tamam” dedi, “Ama her soruya yanıt vermem.” 

Şimdi buyurun Umut’la konuşmamıza...

En son üç yıl önce röportaj yapmışız. O zaman başlığım şuymuş: İstanbul’un en genç mekan patronu. Şu an, üç sene sonra nasıl bir Umut Evirgen’le karşı karşıyayım? Neler değişti, neler değişmedi?

- Hâlâ en genç mekan patronuyum! (Gülüyor) Yeni şeyler üretme merakım, arzum, iz bırakma tutkum değişmedi. Artık kendimi daha bütün hissediyorum. Kendimle daha mutlu olduğum bir dönem yaşıyorum. Eskiden yeni şeyler üretme konusunda kaygılarım fazla tetikleyici oluyordu. Artık daha tat bırakan projeleri doğal bir süreçte geliştirebiliyorum.

“Kendimi bütün hissediyorum” ne kadar iri bir laf böyle.

Erken mi olgunlaştın?

- Evet, olgunlaştım sanırım. Yapmak istediklerimi hayata geçirebilmek konusunda bugüne dek şanslıydım. Ama bu sorumlulukları da beraberinde getirdi. Tabii geriye dönüp bakınca ilkokul çağındaki Umut’u babasının işinin başında, bir problemin ortasında ya da kendinden 40 yaş büyük insanlarla arkadaşlıkta, sohbette hatırlıyorum! Düşün, okul arkadaşlarımın çoğu üniversiteyi uzatırken ben ikinci mekanı açmıştım!

Gizli Kalsın hâlâ en popüler mekanın. Ama bu sezon açtığın Chicki Boom son zamanlarda bir adım öne geçti. Buranın hikayesini bir anlatsana?

- “Buradan da mekan olur mu?” denilen ters köşe yerleri keşfedip kendi içimde hikayeleştirmem gerekiyor bir yer yaratabilmem için... 20’lerin 30’ların “speakeasy” konsepti sanırım yaptığım en iyi iş. Artık gastronomi insanların zihninde bir yere geldi, şimdi sıranın miksolojide olduğuna inanıyorum. Yediklerimiz kadar içtiklerimizin de sanatsal bir tarafı olduğunu ön plana çıkarmak istedim. Chicki Boom’da bunu başardık, içime fazlasıyla sindi.

Dünyaya sevgilimin gözünden bakmaya çalışıyorum

TUBA ÇOK MÜKEMMELLİYETÇİ

Chicki Boom’da sevgilin Tuba Büyüküstün’ün de katkıları var. Özellikle dekorasyon ve duvar resimleri konusunda. Nasıldı onunla çalışmak?

- Hiçbir mekanımı bir usta ya da mimara teslim olarak yapamadım. Çünkü iyi bir yeme içme mekanını işinin en iyisi dahi olsa bir mimar çıkaramaz.

Bu işin başka bir matematiği var. Ben çok fazla detaycı ve kontrol delisi biriyim. Tuba ise tanıdığım en mükemmeliyetçi insan olabilir. Bu nedenle beraber çalışırken bol bol atıştık, doğaçlama yaptık.

Atışmak derken? Hangi konularda atıştınız mesela?

- Tuba’yla en büyük farkımız zaman. Pratiklik adı altına sığınarak ben çok hızlı kararlar alabiliyorum. Ya da bir işi o an o saniye, imkansızı başarma hissiyle, bitirmeyi seviyorum.

Bir sanatçıya bir işi hızlı yapmasını teklif edemezsiniz, etmemelisiniz de... Gerçi aksiyona geçtiğimizde hiçbir sorun yok. Ama karar alma aşamasında zorlandık. Ben “Tamam yapıyoruz”a geçtiğimde Tuba henüz o fikri yeni yeni içine sindirmeye başlıyordu. Şansımıza, mekanın duvarlarını yıkarken dört kat altta 70’lerden kalma bir duvar kağıdı bulduk. Ahı gitmiş vahı kalmıştı. Tuba’nın bu kağıdı 1.5 saat gibi az bir sürede rötuş yaparak ne hale soktuğunu gördüğümde gözlerime inanamadım!

Tuba’yla ileride başka mekan sürprizleri olabilir mi?

- Onu ikna edebilirsem yeni bir mekan neden olmasın? Muhteşem bir lüks Tuba ile çalışabilmek.

KiMSEYi iSTEMEMEK YOK, AMA...

  La Boucherie’ye 27 yaş altını almaman kimileri için iyi kimileri için de kıl bir durum. Gece hayatında 20’likleri istemiyor musun?

- Her yaşın, her algının, kültürel dokunun, kendi içinde evrildiği mekanlar, tutkular var. Kimseyi istememek yok, ama ben 20 yaşında olsaydım başka yerlere giderdim.

La Boucherie’de geçen sezon Defne Samyeli’yi alıp sahne yıldızı yaptın. Şimdi yeni birileri var mı listede?

- Çok 90’lar jargonunda bir soru sordun (Gülüyor). La Boucherie’nin sahnesinin uğruna inanıyorum... İlk senenin yıldızı Rubato oldu. Çok çılgın bir noktaya geldiler. İkinci sene Defne Samyeli ve Ayta Sözeri, hatta Umut Kurt. Bu sene Meltem Cumbul çok içime sindi. Yılın sürprizi oldu. Tabii bu performanslarda benim kadar Özer Atik’in katkısını, vizyonunu, yeri geldiğinde sabrını unutmamalı.

KUZEY IŞIKLARININ ALTINDA OCAKBAŞI DA OLABİLİR!

 Bir ara New York’a mekan açma hayalin vardı. O hayale ne oldu?

- Kurumsal altyapıyı tam oturttuğum zaman hayata geçireceğim. Böyle diyorum ama şöyle bir şey de var: La Boom’u New York’ta diploma törenimin sabahında koşu bandında koşarken kurguladım. 24 saat sonra kazma kürek mekana başladık. Pizzacı bir akşam yemeğinde aklıma geldi. La Boucherie, New York-İstanbul uçağında, acil ihtiyaç torbasına çizerek oluşturduğum mekan... Chicki Boom ise duvardaki karolarını değiştirmek için mutfağa girdiğimde alanı büyük bulmamla oluşan bir yer...

O yüzden beni tetikleyen ne olur bilmiyorum!

New York’ta Fransız mutfağı da olabilir, kuzey ışıklarının altında ocakbaşı da!

BAZI SÖYLENTiLER FANTEZi SEViYESiNDE

Gizli Kalsın şehrin ritmini, akışını değiştiren mekanlardan biri oldu. Sonradan benzerleri açıldı ve gece hayatında başka bir kategori oluştu. Açarken böyle olacağını tahmin ediyor muydun?

- İşimde tutkuyla hareket ediyorum, ticari kaygılarla değil. Tahmin ettim ya da etmedim diyemem, çünkü düşünmedim! Girişimcilik sanırım burada devreye giriyor.

Biraz risk biraz delilik! Ama keşke benzerleri yerine “speakeasy” konseptinde başka fikirler çıksaydı…

Gizli Kalsın’da unutamadığın bir gece  var mı?

- İlk gecesi! Spontane bir şekilde, birbirinden habersiz, ilk anda akla gelecek en başarılı 14 sahne sanatçısına ev sahipliği yapmıştık.

Bu başka kime nasip olur ki?

Son zamanlarda Arda Turan-Berkay olayıyla da çok konuşuldu Gizli Kalsın. Ama aslında bu tür olaylar oranın müdavimini pek etkilemiyor biliyorum. Ne diyorsun bu olan bitene?

- Aslında bu, mekanlarımın insanlarda oluşturduğu aidiyet, güven duygusunun bir delili...

Dünyanın her yerinde malzemesi insan olan, alkolün de alındığı mekanlarda bu tür istenmeyen olaylar olabiliyor...

Ama bu kavga olayında algı, olayın kendisinden çok daha büyük bir şeye dönüştü. Arda ve Berkay da bir dakikadan daha az bir sürede arabalarına binip gittiler aslına bakarsan. 

◊ Arda-Berkay olayından sonra Gizli Kalsın’la ilgili çok eleştiri de yapıldı. “Gizli eşittir bu tarz olaylar” şeklindeki yorumlara söyleyeceklerin var mı?

- Sen de farkındasındır ki genelde eleştiriler ya da bu tarz benzetmeler ortam hakkında yeterince fikri olmayanlardan geliyor.

Sen de gelenlerden birisin, duruma hakimsin ama işte söylentilerin önüne geçilmiyor...

Hatta bazıları fantezi seviyesinde bile denilebilir! Bu yüzden söylenenlere üzülmek dışında elimizden bir şey gelmiyor.
Dünyaya sevgilimin gözünden bakmaya çalışıyorum

DÜNYAYA SEVGiLiMiN GÖZÜNDEN  BAKMAYA ÇALIŞIYORUM

İnsanlar seni pek tanımıyor. Kendini değerlendirsene, 10 üzerinden puanlar ver. İlk olarak nasıl bir mekan sahibisin?

- Takıntılı! Prensiplerim, kurallarım var. İşkoliğim, kontrol delisiyim. Gece kaçta yatarsam yatayım, sabah 9-10’da aktifim. Duygularım ve sezgilerimle hareket ettiğim için zor olabiliyorum. 7 puanı geçmemek lazım!

Nasıl bir sevgilisin?

- İşime bakıp aldanmamak lazım. Çok fazla ev insanıyım. Evde yemek yapmaktançok keyif alıyorum. Deneysel bir mutfağımız var. Bu arada neden bilmiyorum ama Balık burcu olmakla gurur duyuyorum.

Duygusal, karşısındakine özen gösteren, kendinden geçerek karşısındakini düşünmeye çalışan bir tipim işte! Hatta dünyaya da onun gözlerinden bakmaya çalışıyorum. En büyük kusurum, bazen sevgilimle gereğinden fazla gastronomi hakkında ya da kendi işim hakkında konuşabiliyorum. 10 üzerinden 8 deyip geçiyorum.

 Nasıl bir arkadaşsın?

- Arkadaşlık konusunda aldığından çok vermenin iyi bir şey olduğunu sandım yıllarca. Bu da beni zamanla  yalnızlaştırdı. Şimdi daha  dengeli alışveriş kurmaya çalışıyorum. Sonsuz  yardımsever ve fedakârım. İhtiyaç halinde her şeyi bırakır yardıma koşarım. Ama acil durumlar haricinde telefonla ulaşılması çok zor biriyim. Bu yüzden 8 diyorum.

 

X