Restorana oturur oturmaz konuşulan ilk şey

Tabii ki menüdeki yemek fiyatları.

Haberin Devamı

Artık yemeğin kendisinden daha çok fiyatları karşılaştırıyor, onları konuşuyoruz.
Herkes masada en az yarım saat, “Bu tabağa bu kadar para verilir mi” tartışması yapılıyor.
“Geçtiğimiz gün o kadar yüksek bir kuver bedeli geldi ki, inanamazsınız”, “O da bir şey mi, bir kokteyle 650 lira ödedim” diye şikayetler yükseliyor.
Geçtiğimiz yaz popüler tatil beldelerinde ödenen yüksek hesapların adisyonları sürekli sosyal medyaya düşerdi.
“Şu kadar hesap ödedik, inanılmaz” diye.
Şimdi o hesaplar normalleşti, genele yayıldı.
Gördüğüm kadarıyla mekânlardaki bu fiyatlar karşısında iki tutum var. İlki, daha az dışarı çıkmak.
İkincisi, hem şikayet etmeyi sürdürmek hem de mekânları tıka basa doldurmak.
Ve yine gördüğüm kadarıyla şu an ikinci tutum daha baskın seyrediyor.

Haberin Devamı

Bu alışkanlık değişir mi

Bizde şöyle bir alışkanlık vardır.
Hesap masaya gelince öyle küsuratına kadar didik didik ederek pay edilmez.
Hatta bazen bir kahraman çıkar, “Bugün bendensiniz” der, kimseye bir şey ödetmez.
Acaba mekânlardaki yüksek fiyatlar karşısında bu tutumlar da yavaş yavaş değişir mi? Amerikalılar gibi, “herkes ne yiyip içtiyse onu öder” kafasına gelinir mi?

Yeni bir aşka yelken açalım mı aşkım?

Magazinin bambaşka bir dili var. Bazen eğlenceli bazen çok kıl ve seksist. Bazen de ikisi birden, ortaya karışık.
Mesela en son Umut Evirgen-Alina Boz’un ilişkisini duyuran haberlerde şöyle deniyordu: “Yeni bir aşka yelken açtılar.”
Yeni aşk genelde böyle tanımlanıyor magazin dilinde.
Yelken açmak hem umutlu, iyi bir şey hem de ürkütücü, gizemli.
Esasen, “Yelken açtılar ama nereye gittikleri belli değil, hadi haklarında hayırlısı” denilmek isteniyor.
Çünkü o yeni aşk yelkeni her an bir yerde fırtınaya tutulup alabora olabilir ya da tüm fırtınaları atlatıp uzun seyrine devam da edebilir.
Umut Evirgen-Alina Boz ilişkisi duyurulurken bir de şu dil kullanılmıştı:
“Alina Boz eski aşkı Mithat Can Özer’i çabuk unuttu.”
Bu hüzünlü sitemkâr ve fakat yüzde yüz erkek egemen dil, şu subliminal titreşimi de yayıyor alttan üstten: “İşte kadınlar böyledir; hemen unutur ve yeni birini bulurlar.”
Dahası, kadına atfedilen bu “çabuk unutma” özelliğiyle aslında farkında olmadan erkek tarafı da pek fena pek “zayıf halka” bir pozisyona sokuluyor.
Üstelik belki de çabuk unutan esasen Mithat Can oldu, nereden biliyoruz ki?
Ama magazin dili böyledir. Bir hikâye yaratılır ve o hikâyeye göre gelişir her şey.

Yazarın Tüm Yazıları