"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Magazin kıyılarında dizi olmayı bekliyor!

Türk dizileri hikayelerindeki ana fikri, çatışmayı Güney Kore ya da başka ülkelerin yapımlarından aladursun, bizim magazin kıyılarına vuran çılgın hayatlar öylece bekliyor bir kenarda. Bir gün dizi/film filan olmak üzere.

Türk dizileri hikayelerindeki ana fikri, çatışmayı Güney Kore ya da başka ülkelerin yapımlarından aladursun, bizim magazin kıyılarına vuran çılgın hayatlar öylece bekliyor bir kenarda.
Bir gün dizi/film filan olmak üzere.
Bakınız, Harika Avcı.
Dün Hürriyet Pazar’dan Hakan Gence’ye röportaj veren Avcı’nın anlattıkları, “Bu kadar da olmaz” dedirten türden.
Aklımda kalan ana kırıntıları anlatayım:
Önce Harika Avcı’nın abisi devreye girmiş, “Bu kadının aklı başında değil” diye.
Ardından abisi annesiyle birlikte Harika Avcı’yı vesayet altına almaya çalışmış.
Bu esnada Harika Hanım avukatı sayesinde İbrahim diye biriyle tanışmış ve İbrahim’le tak diye evlenmiş.
Ama kağıt üzerinde.
Sırf bu vasilik olayına karşı gelmek için.
Gel gör ki bundan sonrası yokuş aşağı olmuş:
Avukat onu dolandırmış, İbrahim madde bağımlısı olmuş ve bir sabah kafasına silah dayamış...
Mış da mış...
Ama durun, bitmiyor!
Sonunda (sezon finalinde) yaşadıklarını protesto etmek için Harika Avcı kendini vurmuş:
Bang Bang, my baby shot me down!
Aynı şarkının 1968 Fecri Ebcioğlu versiyonunu da sezon finaline yapıştırabiliriz pekala:
Dan Dan! Nedir bu ses, dan dan! İmdat nefes!
Her şey bitti dan dan, hem vurdu hem gitti...
ATEŞİN TA KENDİSİ!
Kısacası, Hakan’a “Kusura bakma ama Harika Avcı’yla konuşuyorsun” derken haklı, hayatı pek de harikalar diyarı gibi durmayan Harika Hanım.
Böyle bir hayat nerede var?
Üçüncü sayfa haberlerinde bile yok.
Ve böylesine iddialı lafları en son Ezel’de filan duymuştu bünye: “Ben küllerimden doğmadım, çünkü hiç yanmadım. Ateşin ta kendisiyim.”

Barış Arduç neden ilgi görüyor

Bir sosyal sorumluluk projesi için yemek organize etmekle meşgul olan bir tanıdığım, geçtiğimiz günlerde hayretle anlatıyordu:
“Yılda bir bu yemeği düzenliyoruz. Bu yemeğe sosyetedeki hanımların sevdiği dizi oyuncularını davet ediyoruz. Biletleri bin liradan satıyoruz. Yemek öncesinde küçük bir araştırma yapıyoruz. Yemekte hangi dizi oyuncularını görmek istersiniz diye.
Bu sene tek bir isim çıktı: Barış Arduç! İnanamadım.
Nedir bu Barış Arduç fenomeni Allah aşkına?”
Evet, gerçekten de kadınlar arasında bir Barış Arduç çılgınlığı hakim.
Baktığınızda Arduç, bir Kıvanç Tatlıtuğ ya da Kenan İmirzalıoğlu kadar “ağır karizma” değil.
Daha çocuksu bir yakışıklılığı var. İçten duruyor.
Demek ki ekranda fazla maço, ağır duran, höt zötlenen, kadını sahipleneyim derken canından bezdiren adam profilinden kadınlar sıkıldı.
Bu aşırı hayranlık ona işaret...

Cumartesi paranoyası

Artık her anımız artık endişe, güvensizlik ve paranoya üzerine kurulu.
Cumartesi günü de öyle bir gündü.
Bir anda herkesin telefonuna şu şekilde mesajlar düşmeye başladı:
“ABD Konsolosluğu Türkiye’deki vatandaşlarına önümüzdeki 72 saat boyunca şu şu semtlere gitmeyin, saldırı olabilir uyarısında bulunmuş.”
Nereden yayıldığı belli olmayan bu mesajı herkes
birbirine gönderdi durdu.
“Aman dikkat!” diye.
Sonunda konsolosluk bu mesajı yalanladı, böyle bir uyarı yapmadığını duyurmak zorunda kaldı.
Ama iş işten geçmişti tabii.
Cumartesi ve pazarı adı geçen o semtlerden uzakta durarak geçirdi birçok insan.
Şimdi asıl soru şu:
Nereye kadar böyle
paranoya ile yaşayacağız?

X