“Evini merak ediyorum” magazini

Pınar Sabancı’nın evinin önünde çekip Instagram hesabında paylaştığı yunusların videosu çok güzeldi.

Haberin Devamı

Ama en az yunuslar kadar Pınar Sabancı’nın Boğaz’a nazır evi oluşunu diline dolayan da vardı.

Özellikle Twitter’da.

Hacı Sabancı Boğaz’a bakan evinde spor yaparken de aynı şey oldu.

Evi, zenginliği, daha doğrusu “konforu” dile dolandı, kıskanıldı.

Ya da Şahan Gökbakar.

Bahçesinde yanan ateşle beraber bir pozunu paylaştığında gelen yorumlar “O kadar büyük bahçen var, gel de 1+1 evde otur” minvalindeydi.

Sadece büyük, geniş, bahçeli, Boğaz’a bakan evler değildi karantina döneminde konuşulan.

Canlı yayın yapanların ya da bu yayınlara konuk olanların arkasında hep bir kütüphane fonu olmasına takılan da fazlaydı.

“Ne kadar çok okuduğunu göstermeye çalışıyor” denildi.

“Özellikle kütüphane önünden yayın yapıyor” diye laf atıldı.

Bitmedi...

Balkonundan Boğaz manzarasını görüntüleyip “Deniz bu akşam
göl gibi” diyenlere,
“Evinin manzarası olduğunu göstermeye çalışıyor” yorumu yapıldı.

Haberin Devamı

Evde spor videosu çeken eğitmenin, hareketleri için kullandığı sandalyeye dahi laf edeni gördü bu gözler: “Ne ucuz o sandalye.”

Kısacası, evde kalma sürecinde herkes ucundan “ev magazinine” düştü.

Çünkü sosyal medya hesaplarında ünlü
ünsüz tüm insanların paylaştığı videolar ve canlı yayınlarda evlerin içi öyle ya da böyle bir yerinden dikizlendi.

Sadece sosyal medya hesapları mı?

Haber kanallarında yayına alınan doktorların, akademisyenlerin evlerine dair de ipuçları edindik.

Hatta itiraf ediyorum, yayına alınan bir akademisyenin evinin dağınıklığını arka planda görünce yüksek sesle “Ne dağınık ev!” dediğimi anımsıyorum.

O karizmatik akademisyene dağınıklığı yakıştıramadığımdan...

Durumun özeti şu: “Evini merak ediyorum” magazininde tipik bir magazin haberini okuyunca yaşanan her şey yaşandı.

Kıskançlık, küçümseme, özenme, nefret etme, özdeşleşme; vesaire...

Fazla içli dışlı olduk

Bir yandan da evlerimizle bu dönemde öyle içli dışlı olduk ki...
Evin daha önce hiç fark etmediğimiz noktalarına ve hatta dip köşe tozlarına hakimiz artık.
Kendimden örnek vereyim: 15 Mart’tan bu yana tam dört kez evin şeklini değiştirdim.
Hâlâ kafamda fikirler mevcut, bitmiyor!
Evin şeklini değiştirmekten bitap düşmüş olanlar, bugünler bitince başka bir eve geçmeyi bile düşünüyor. Onlara da hak veriyorum.

Haberin Devamı

Bir başka hoşluğu daha var

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy açıkladı:
Yaz konserleri temmuzda başlayabilecekmiş.
Sosyal mesafe kurallarına uyularak tabii.
Sektör adına sevindirici bir haber.
Konser dinleyicisi adına ise başka bir açıdan daha hoşluğu var:
Mecburi sosyal mesafe nedeniyle konserlerde yaşanan o itiş kakış, çeşit çeşit taşkınlık, “Sen bana neden baktın?” ya da “Sevgilime mi bakıyorsun?” ucuzluklarının da önüne geçilmiş olunacak.

Yavan

“Evini merak ediyorum” magazininden sonra şu tarz magazin haberleri haliyle çok yavan kalıyor:
◊ 11 yıl önce dağılan Hepsi grubu yeniden bir araya gelebilirmiş...
Hepsi ya da hiçbiri. Kimsenin umurunda değil.

◊ Gönül Yazar ve Rüzgar Mağden aşkı bitmiş...
Of diyorum, of...

 

 

 

Yazarın Tüm Yazıları