"Onur Baştürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Onur Baştürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Onur Baştürk

Bir grip, bir kanepe, bir de Teoman

Eğer çok süründürecek kadar dozu yüksek değilse grip olmanın şöyle hoş bir yanı var.

Dinlemek istediğin şeyleri sindire sindire dinliyorsun.
Okumak ve seyretmek istediklerini de öyle...
Bakınız hafta sonu çoğunlukla -bir tatlı grip nedeniyle- kanepede geçti ve Teoman’ın son albümü “Koyu Antoloji”nin içine daldıkça daldım, oradan çıkamadım.
Bir ara albümü dinlerken, hele hele “Hem Hayattan Hem Ölümden...” şarkısı çalarken kutup bölgesindeki buz kütlesinin altına dalan dalgıçlar gibi hissettim kendimi.
Yukarı bakıyorsun koca bir buz kütlesi. Sadece daldığın o küçücük delik görünüyor.
Aşağı bakıyorsun boğucu bir koyu mavilik. Yani sıfır hayat!
Evet, albüm bayağı koyu. Ama bu koyuluk da lazım bazen.
Onun da bir tadı var.
Unutmadan:
26 şarkılık “Koyu Antoloji” albümündeki favorilerim Tuzak ve bence -Teoman sinir olabilir ama- tam yaz akşamüstü şarkısı olan “Terlemeden Sevişenler”.
Onun sözlerini bir kuple aktarayım ve kanepeden kalkayım artık:
“Nasıl anlasınlar seni beni acıkmadan yiyenler
Uyumadan önce ayaküstü terlemeden sevişenler”.

Instagram’daki potansiyel katiller

Gianni Versace cinayetini anlatan malum diziyle ilgili en ilginç yorumu dün Hürriyet Pazar’da Ali Tufan Koç’un yazısında okudum.
Dizinin uyarlandığı kitabın yazarı olan Maureen Orth, Tufan Koç’a şöyle demiş:
“Katil Andrew Cunanan biraz daha geç doğup Instagram çağına yetişebilseydi Versace hâlâ hayatta olurdu.
Çünkü Cunanan fark edilme arzusu ve şöhret tutkusuyla zehirlenmiş biri.
Aslında bugüne, bir seks kasetinden doğan Kardashian kültürü ve kökü reality show formatına dayanan Trump başkanlığına ait bir ruh.”
Buradan yola çıkarak şöyle acımasız bir tez ortaya sürebilir miyiz:
Aslında Instagram fenomenleri arasında nice potansiyel katiller var!
Ya da şu tez daha mantıklı:
Instagram çağı herkesin fark edilme arzusunu ehlileştirdiği için iyi ki var!

“The Post”un o sahnesinde
seyircinin tepkisi

“The Post” filminde Meryl Streep ve Tom Hanks harikalar.
Özellikle de 45 yaşından sonra gazete patronu olan Katharine Graham’in tüm duygularını şahane yansıtan Meryl Streep.
Filmin konusu da bizler için çok tanıdık: Gazetelere sansür, baskı ve açılan davalar.
Kanyon’un en büyük salonunu cumartesi gecesi tıklım tıklım dolduran tüm seyirciler bu tanıdık his nedeniyle olsa gerek, filmde en çok gazetelere açılan dava sahnesindeki şu cümleye acı acı gülümseyip iç geçirdiler:
“Basın yönetenlere değil, yönetilenlere hizmet eder”.

Parmak izi kadar
benzersizdir kulak

DOT Tiyatro’nun yeni oyunu “İnsan Kulağı”nda sürekli tekrarlanan cümlelerden biri bu.
Oyun çok sıradan bir hikaye gibi başlıyor, sonra karmaşıklaşıyor.
Karmaşıklığı aslında oyundaki iki karakterin geçmişe, geleceğe yahut şimdiye geliş gidişlerini anında vermesi.
Peki bunu nasıl mı başarıyor?
Sadece başarılı ışık oyunları ve tabii iki oyuncunun, Serhat Teoman ve Esin Alpagon’un hiç sekmeyen oyunculuklarıyla.
İnsan Kulağı DOT’un Kanyon’daki sahnesinde.
Bir ara izleyin derim.

X