"Ömür Gedik" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ömür Gedik" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ömür Gedik

Üç aşı mutlaka tutar

21 yıldır uyuşturucu ve şiddete karşı seminerler veren, sosyal danışman olarak çalışan Haluk Piyes’le “Ateş” adlı filminin galası öncesinde buluştuk. Fotoğraf çekimi sırasında önümüzde çıkan kavgayı ayırmak için yumrukların arasına dalan Haluk’a, “Bu gece gala var, yaralanırım, gidemem diye hiç mi düşünmedin?” diye sordum. Her şeyin ilacı olduğunu söylediği ‘bilgi, ilgi ve sevgi’den bahsetti: “Sevgiyle yaklaşınca bana zarar gelmez.” Gerçekten de öyle oldu.

◊ 40 yaşındasın ama sanki 30’ların başında gibisin! Nasıl bu kadar genç görünüyorsun?
- Pozitif enerji. En zor anlarında bile tebessüm etmek.
◊ Az önce bir kavganın arasına daldın. Çok kavga ayırdın mı böyle?
- Bunlarınki kavga değildi. Bu biraz ticaretti bence.
◊ Ama sonuçta yumruklar uçuştu havada. Ben korktum açıkçası!
- Daha kötü şeyler de gördük. Uyuşturucuya karşı işler yapıyoruz, bir de bunun tehlikesi var. Oradan para kazanan insanlar seni çok sevmeyebilir.
◊ Riskli bir şey yapıyorsun aslında?
- Nezarette bir baronla buluşabiliyorsun ve arkadaş sana, “Ben seni tanıyorum, sen benim çocuğuma çok faydalısın” diyebiliyor. Bir buçuk ton uyuşturucu ile yakalanmış bir insandan bahsediyorum. “Ama sana faydalı olamamışız maalesef” dedim tabii.
◊ Ona “Benim çocuğumu kurtardın” dedirtmişsin ama.
- Evet, yaptığımız şeylerin farkındalar. Boşa gitmiyor tabii. Benim hedefim bir çocuğa ulaşmak.
◊ Kurtardıklarını takip ediyor musun peki?
- Onlar beni buluyor zaten. Sosyal danışman olarak çalışmamın 21’inci senesi bu sene. Bütün manzarayı görüyorsunuz. Tabii ki altın kural herkesi kurtaramazsınız. Bu sizin psikolojinizi de bozar.

Üç aşı mutlaka tutar


VEREN EL MUTLAKA ALIR

◊ Ben de hayvanlarla ilgili çalışıyorum. Bir iki kurtarıyorsun sonra bakıyorsun kendi psikolojin çökmüş; görüp yaşadıkların, kurtaramadıkların hep üzüntü, hep hayal kırıklığı...
- Beklentinizle alakalı. Benim inancım çok ilmidir. Kötü enerji de kaybolmaz, iyi enerji de. Sevgi de bir enerjidir. Doğal olarak sevgiye konsantre olduğunuzda bir yere ulaşıyorsunuz. Karşındakini mutlu etme çabası önemli olan. Veren el mutlaka alır. Buna inanıyorum.
◊ Neden seçtin bu yolu? Bir şey mi geldi başına ya da etkilendiğin bir olay mı oldu?
- Öyle bir anda olan bir şeyden dolayı değil. Belki Almanya’da bir gettoda doğmam nedendir. Ondan sonrası hep gerekçeydi.
◊ Orada doğan bir sürü kişi var ama herkes senin gibi olmuyor. Senin formülün ne?
- Üç aşıdan bahsediyorum seminerlerde de: Sevgi, ilgi, bilgi. Bunu çocuklara verdiğinizde bayağı bir koruyorsunuz aslında. Artı ben Köln’de doğup büyüdüm. Orada Napolyon’un kurduğu dünyanın 3’üncü büyük kilisesi var. Biz ilk Fatiha’mızı annemle o kilisede okuduk. Sonra beni Katolik ilkokuluna yazdırdı.
◊ Sen üç yaşındayken baban cezaevine girmiş!
- Evet, uzun bir süre kaldı. 20 sene bizden uzaktı. Aralarda görüyordum.

Üç aşı mutlaka tutar


EVLAT EDİNMEK İSTERİM

◊ Onun etkisi olmuş mudur acaba?
- Muhtemelen. Hâlâ evli değilim mesela. Daha yeni yeni toparlıyorum. Güven sıkıntısı yaşıyorsunuz. 30’lu yaşlara kadar hep karşınızdakinden sizi mutlu etmesini bekliyorsunuz. Kendinize bunu itiraf etmeyi bile o yaşlarda öğreniyorsunuz. Şanslıysanız tabii. Şimdi artık ben karşı tarafı nasıl mutlu ederim diye düşünüyorum. Bu travmayı zor atıyorsunuz. Anne baba gerçekten sevgi muhabbet dolu bir ortamda büyütmeli çocuğunu. Yaşım geçiyor diye düşünüp çocuk yapılmamalı. O zaman evlatlık edinmek daha mantıklı.
◊ Düşünür müsün evlat edinmeyi?
- Çok isterim. Tabii ki ortamımın buna elverişli olması lazım. Önce bir eşim olması gerekiyor. Bir sürü çocuk annesiz babasız. İlle benim kanımdan, soyumdan mı olmalı? Bu bana biraz da faşizan geliyor açıkçası.
◊ Neden bir eşin ya da sevgilin yok hâlâ?
- Çok istiyorum ama bizim dünyamızda “Sanatçıya kız verilmez” durumu var.
◊ En son ilişkin ne zaman bitti?
- 2007 yılında. 10 sene olmuş nerdeyse.
◊ İnsan buna da alışıyor ama.
- Vallahi hiç alışamıyorum ben. Yalnızlığı hiç sevmem. Çok istiyorum. Buradan herkese duyurulur. (Gülüyor)
◊ Yalnız mı yaşıyorsun?
- Evet. Bazen annem gelir bende kalır.
◊ Oyunculuk hayatının neresinde?
- Birkaç parmaktan bir tanesi. Araç olarak kullandığım bir şey. Hukuk okuduktan sonra, sosyal danışman olarak çalışmaya başladım ve daha büyük kitlelere ulaşmak için oyunculuk bir araç oldu benim için.
◊ Biraz da son filmin “Ateş”ten bahsedelim. Yine bir derdi olan bir filmle geldin...
- İlk filmim “Kanımdaki Barut”, aile içi şiddetin temelini anlatıyordu. “Ateş” de evdeki sıkıntıların çocukları nereye sürüklediğini anlatıyor. “Çocuklarınıza yanlış davranırsanız bunlar bunlar olur” diyorum. Gerçek bir olaydan yola çıkıp iki ayrı kutuptaki arkadaşın hikayesi üzerinden yazdım hikayeyi.
◊ Hangi gerçek olay bu bahsettiğin?
- Maalesef bir liseli genç aşırı doz uyuşturucu kullanımından dolayı tuvalette öldü. Ve arkadaşı bunu videoya çekip, “ölüm tribi” adı altında Youtube’a yükledi. Sonra Youtube yasakladı bunu. Buradan yola çıktım ve çocuğun geçmişine gittim. Etrafına da bir hikaye kurguladım ki didaktik olmaktan çıkabileyim. Aşk dolu duygusal bir film oldu aslında. Aksiyonu da dozunda var.
◊ Bu filmin mesajı nedir?
- Bizim ailemize, sevdiklerimize sahip çıkmamız lazım. Beklentisiz sevgi ebedi, ölümsüz olandır.

Üç aşı mutlaka tutar

MUTLU EDEBİLECEĞİM BİR KADIN İSTİYORUM

◊ Nasıl bir kadın istersin hayatında?
- Mutlu edebileceğim birini isterim.
◊ Ne güzel, beni mutlu edecek biri demiyorsun, mutlu edebileceğim birini istiyorum diyorsun...
- Tabii ki. Kavgada bile karşımdakine tebessüm eden biriyim. Negatif olabilen bir insan değilim. Ahlaklı olmasından da bahsedilebilir ama artık her kelimeye öyle etiketler yapıştırdılar ki, bir şey söylemeye korkar olduk. Oysa ki herkes her şeyi yaşayabilir. Hatalar da yapabilir. Asıl problem zarar veren şeyden ders alıp düzeltmek. İnsan hatalarından ders alarak gelişiyor. Ve sizinle bunu paylaşması gerekiyor.

ÇOK İYİ YEMEK YAPARIM

◊ Sporuna, yediğine, içtiğine dikkat ediyormuşsun...
- Anne Çukurovalı olunca damak zevkiniz oluyor. “Şu olsun ama evde pişireyim” diyorsunuz. Her yerde yemiyorsunuz. Bu nedenle evde çok iyi yemek yapıyorum. Mercimekli köftelerden tutun da tatlılara kadar...

Üç aşı mutlaka tutar

UYUŞTURUCUYU ARKADAŞ GETİRİR

◊ İnsanlar uyuşturucudan çocuklarını nasıl uzak
tutacaklar?
- En büyük önlem zaten hiç başlatmamak. Uyuşturucuyu her zaman arkadaş getirir. Hiç tanımadığınız birisinden almazsınız. Zaten 20, 25 yaşlarında önlem konusunda çalışmaya karar verdim.
◊ Sen hiç kullandın mı?
- Kullanmadım. Ona şaşırıyorlar. Anne baba başında yokken o mayınlara nasıl basmadım diye. Çocuklar samimiyetinizi yokluyor, orada kendimi açıklamama gerek yok. Hemen alıyorlar o elektriği. Arabesk bir model de değilim. “Çok zor geçti” falan da demiyorum. Erik ağaçlarının tepesinde karnımı doyurmak da iyiydi. Fazla yersen karnın ağrıyordu sadece.
◊ Peki aileler nasıl farkına varacak, uyuşturucu içen bir insanı fark edebilir misin?
- Fark edersiniz. Onun sosyal çevresine bakarsınız. Bağlantılar koptuğunda zaten orada bir sıkıntı var. Sosyal bağlantılarımızın aktif ve sağlıklı olması lazım, bağımlı olmayacak şekilde. Anne baba ne kadar evde ki fark etsin.

 

 

X