Tahsilat korkusu yaşayan şirketler, alacağını garanti istiyor

Önce, bir okuyucumun yazdıklarını paylaşayım:

Haberin Devamı

“Orta halli bir işletmeyiz ve tekstil ile uğraşıyoruz, üretim yapıp, satıyoruz. İhracatımız da var ama ağırlıklı yurtiçine çalışıyoruz. Bir süredir sattığımız malın tahsilatını alamama korkusu yaşıyoruz. Geçen sene iflas erteleme nedeniyle yüklü miktarda alacağımız kaldı. İtalya’ya mal sattık, paramızı o kadar geç aldık ki, zor duruma düştük, çalışanlarımızın maaşını bile zar zor ödedik. Sadece biz değil çevremizdeki çoğu işletmenin durumu böyle. Alacağımızı garanti altına almak istiyoruz ama hangi sistemi kullanırsak kullanalım maliyetimizi artırıyor. Hem yurtiçine hem yurtdışına neredeyse maliyetine satış yapıyoruz. Daha fazla maliyete katlanacak gücümüz de kalmadı. Bunun başka bir yolu, çaresi yok mu?”


ALACAK GARANTİSİ NASIL İŞLİYOR?
Yaklaşık iki-üç aydır, buna benzer soru ve yorumları çokça alıyorum. Doğrudur; özellikle küçük ve orta boy işletmeler bir süredir tahsilat sorunu yaşıyor.

Kimileri gerçekten alacağını tahsil edemiyor ya da edememiş, kimileri ise diğerlerinin başına gelenleri duyup, temkinli hareket etmeye çalışıyor. Artık nasıl, temkinli hareket edilirse! Peşin satmaya çalışsa, olmaz, çünkü piyasada işler öyle yürümüyor. Satmasa olmaz. Satsa, alacağını tahsil edememe riski var; zaten iki kere alacağı batsa, dayanma gücü olmadığından kapıya kilidi vuracak.

Aslını isterseniz, işletmeler için alacağını garanti altına almanın bir-iki yolu var. Eğer ihracattan bahsediyorsak, yurtdışına gerçekleştirilen mal mukabili (satıcının bedelini tahsil etmeden malları ve evrakları alıcıya göndermesi) satışlardan doğan alacaklar, faktoring sistemi ile ödeme garantisi altına alınıyor. Bu, bir yol. 

İkinci alternatif, yine ihracata yönelik, sigorta şirketleri aracılığı ile alacak sigortası yaptırılabilir. Ancak Türkiye’de bu işi yabancı sermayeli iki-üç sigorta şirketi yapıyor ve yurtdışındaki gibi etkin değiller.

Daha açık şöyle anlatayım. Bu şirketlerin sermayedarları dünyanın hemen hemen tüm ülkelerinde çok etkinler ve tüm alacak işlemlerini sigortalıyorken maalesef, Türkiye’de o kadar etkin değiller. 

Bir başka alternatif ise Eximbank’ın kredi sigorta hizmeti. Nitekim son dönemde faktoring şirketleri ile Eximbank işbirliğine gitti ve işletmeler; Eximbank’ın, kısa vadeli kredi sigorta hizmetinden faktoring şirketleri aracılığıyla da faydalanmaya başladı. Ama bu da ihracata yönelik bir uygulama.


İHRACATTA SORUN YOK, YURTİÇİ SIKINTILI
Gelelim, yurtiçine. İşin bu boyutu biraz sıkıntılı.

Yine yukarıda bahsettiğim iki-üç sigorta şirketi aracılığı ile yurtiçi alacaklar sigorta ettirilebilir ama şirketler, yurtiçinde risk almak istemedikleri için ya sigortalamıyorlar ya da primleri yüksek tutuyorlar. Primin yüksek olması ise maliyetleri artırıyor. Yurtiçinde de garantili faktoring işlemi yapılıyor ama henüz ihracattaki kadar yaygın değil.

Maalesef faktoringciler ile sigortacılar da aralarında bir türlü anlaşamadıklarından yurtiçi alacakların tamamı garanti altına alınamıyor.

Sözün özü, ihracatta sorun yok ama aynısını yurtiçi için söylemeyeceğim. Alacağını sigortalatan yok mu? Var, birçok şirket sigortayı da faktoringi de kullanıyor. Ama yaygın değil.

Bence bu bir sorun ve bu sorunun çözümü için acil bir şeyler yapılması lazım. Lazım ki, bizim işletmelerimiz de tahsilat riski olmadan malını satsın, şirketini çevirsin.

Yazarın Tüm Yazıları