"Nil Karaibrahimgil" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nil Karaibrahimgil" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nil Karaibrahimgil

Öfkeye karşı bir küçük aynacık

Bir daha birisi size öfkelendiğinde, yüzünün çok komik göründüğünü, sesinin ergenliğe geçişteki gibi tiz ve titrek olduğunu ve sözlerinin de tekrar duymak istemeyeceği kadar çirkin duyulduğunu söyleyin.

M.S. 107 yılında yaşamış Fundanus, öfkesiyle savaşmak için bu metotları kullanmış.
Yanına bir yardımcı tutup, her öfkeye kapıldığında yüzüne ayna tutmasını istemiş. Bu sayede kendisini ne kadar gülünç bir hale soktuğunu görüp çekidüzen verirmiş.

Öfkenin sebebinin çoğu zaman ‘yok sayılma’ ve ‘küçük görülme’ olduğunu söylemiş.
Bu iki duygudan kurtulursak öfkeyle başa çıkabilirmişiz.
Peki bir insan bu kadar güçlü iki duyguyla nasıl savaşabilir?
Mesela Diyojen gibi. Diyojen, bazı insanların ona güldüğü söylendiğinde, “Kendimi gülünüyormuş gibi hissetmiyorum” demiş.
İşte sivri uçlu duygularla savaşmanın bir yolu. O duyguya karşı umursamaz bir tavır takınmak.
Bir güzel örnek de Antigonus’dan. Antigonus, çadırının dışında ona küfreden askerleri duyup, “Tanrı aşkına, beni biraz çadırımın uzağında bir yerde eleştiremez misiniz kuzum?” demiş.
Bunlar kolay verilecek cevaplar değil. İçte büyük barış ister. Fakat içinde kendisiyle bu büyük barışı sağlamış insanın da sırtı yere gelmez. En ufak bir lafla, yokuş aşağı bir kar topu gibi yuvarlanarak sinir küpüne dönmez.
Siz de iyi bilirsiniz ki, insanlar kavgada en çok kendi söylediklerinin öfkesine kapılıp düşerler.

Basit bir hayat yaşayan ve hayat ekstralarına bağımlı olmamış insanlar da öfkelenmeden durabilirler. Çünkü dışarıdaki dünyadan büyük beklentileri yoktur.
Dünyada ‘ekstra’lar olmadan duramazsanız, onlar olmadığında hayal kırıklığı yaşarsınız.
Ayrıca, denizcilik diliyle, eleştiri alan bir yerde demirlerseniz, kuzeyden esen sert öfke rüzgârlarını alırsınız.
O rüzgârlar sizi sallar, hatta batırır.
Her zaman akılda tutulacak bir şey varsa, o da eleştirilemeyecek kimsenin şu dünyada yaşamadığıdır.

Bunları okuduktan sonra kendime bir ‘öfke aynası’ edindim. Makyaj çantasına rahatlıkla sığabiliyor. Bir şeye öfkelendiğinizde kendiniz çıkarıp, suratınıza tutuyorsunuz. Ve ne tepki verdiğinizi, o sırada nasıl gülünç göründüğünüzü görüyorsunuz.
Nasıl göründüğünü görmek birçok tepkiyi törpüleyebiliyor. Yüzünüzün o kırmızı, buruşuk halini kendinize yakıştıramıyor ve hızlıca gelişi güzel de olsa bir gülümseme deniyorsunuz.

M.S. 107 yılından beri çözemediğimiz öfke kontrolünü Fundanus’un metoduyla çözsek ne iyi olurdu. Çabuk ve kolay öfkelenen ülkemde, herkes bir nebze ferahlardı.

X