"Nil Karaibrahimgil" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nil Karaibrahimgil" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nil Karaibrahimgil

Kahkahamız bol olsun!

Kahkaha atmak o kadar güzel bir şeydir ki, yanınızda biri kahkaha attığında neye güldüğünü bilmeden yüzünüze mutluluk sıçrar.

İstemsiz güldükten sonra sorarsınız hep: Neye bu kadar güldünüz?
Hayat, gözyaşları kadar kahkahalarındır da. Bu ikisi dans edip dururlar, nehir kıyılarında. Aralarındaki romantik dansta savruluruz.
Kahkaha uçucu etekleriyle çabuk unutulur. Kelebek kadar ömründe, parlar ve söner. Benim gibi, kahkahası kolay insanların yanak kenarında çizgisi kalır.

Belki gülmenin sahtesi olur ama kahkahanın sahtesi olmaz. Kahkahada gözlerin kenarları kırış kırış olur, insanın ağzı bir şey yutacak kadar kocaman açılır.
Bir an için nefessiz kalınır. Gökkuşağı gibidir. İçindeki kirlileri mis gibi yıkar, asar. Her şey yeniden rengine kavuşur.

Denir ki, bir insanla dost olmanın en iyi yolu onunla karşılıklı kahkaha atmaktır. Bir yerde bunun sebebinin, birbirlerine ağızlarının taa içini gösterecek kadar güveniyor olmak olduğunu okumuştum.
Eğer biri, dişlerini sıkmayı bırakırsa, kalbini de sıkmayı bırakıp gönlünü açıyor. Kahkaha, kilitleri açan en büyük anahtar. Biz de kahkahayı seven bir milletiz. En çok gişe yapan filmlerimizin hepsi komedi.

Bütün bunlara rağmen ne yazık ki, sakladığımız şişelerce gözyaşı oluyor. İnsan evrimdeki ayakta kalma reflekslerinden dolayı, acılara dikkat ediyor.
Hayatta kalmak için, yüzbinlerce yıldır en çok korkularımızı akılda tuttuk. Bu yüzden acılar kaydediliyor. Diğer her şey buharlaşıyor.
Asıl acı olan bu bence. Keşke neye kahkaha patlattığımızı akılda tutabilseydik.

Kahkaha öyle değerli, öyle mücevher bir şeydir ki, bir anne bebeğinin kahkahasını duymak için ölebilir. Bir bebeğin kahkahasından daha güzel bir müzik duydunuz mu hiç?
Sesimizi, suratlarımızı o sesi duyabilmek için ne şekillere sokarız.
Duyulduğunda evleri şenlendirir, etraftakilere derdi tasayı unutturur. Hayatın başlangıcını hatırlatır. Her şeyin tertemiz olduğu, her şeyin kolayca komik olduğu o ilk zamanları.

Demem odur ki, siz siz olun kahkahanız geldiğinde öyle hapşırık tutar gibi tutup kendinize yüreğinizi dar etmeyin. Bırakın uçan bir balon gibi kopup gitsin. İzleyin sonra gökyüzünde yükselişini.
Gözlerinizden yaşlar gelene dek, yerlere oturup kaslarınızı kullanamayana dek, kendinizi dakikalarca toparlayamayana dek kahkaha atın e mi!

X