"Nihat Demirkol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Nihat Demirkol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Nihat Demirkol

Çetin Altan, İsmail Sivri ve Ceren Damar...

Bu isimlerin, aynı başlıkta ne işi var biliyor musunuz ?

 

Çetin Altan,

29 Nisan 1960 tarihli,

 “Bugün canım yazı yazmak istemiyor“dan ibaret;

ve basınımızda, “kilometre taşı” sayılan meşhur köşe yazısının sahibidir.

 

İsmail Sivri,

(aramızdan ayrılmadan 1 hafta önce), 25 Temmuz 2007 tarihinde, telefonla beni arayıp,

“İsmail Sivri konuşuyor; Nihat’cığım, yazını okudum. ‘Ne yazsam acaba?’ diye başlık atmışsın. Ben de bazen böyle oluyorum...” diyen “İzmir Basınının Aksaçlısı”dır.

 

Ceren Damar ise...

“Çalışma arkadaşları”nın, “adı ve ideali” için,

aşağıdaki bildiriyi kaleme aldığı “ölümsüz meslektaşımız”dır.

 

“Ne yazsam acaba ?” diye  boğazı düğümlenen köşe yazarlarının,

hâlâ, “bugün canım yazı yazmak istemiyor“dan daha iyisini bulamadıkları ülkelerde;

bazen böyle “anonim satırlar” yetişir imdâda... Bugün de böyle oldu...

Kelimesine dokunmadan paylaşıyorum.

 

“...Zaman durdu ! Koridorlar çıkmaz sokak !

Zihnimizde cam kırıkları ! Çaresizlik ! Ve telâfisizlik !

Çalışma arkadaşımız katledildi !  2 Ocak 2019'da, Ceren'imizi bizden çaldılar !

 

Ceren'e dair kuracağımız bütün cümleler baştan devrik, peşinen eksik. Aldığı nefesin her bir zerresini başka yaşamlarla paylaşan ve hakkını veren Ceren'imizin ‘ardı’ yok, ifade etmek güç. Ama biz, hiçbir şeyi telâfi etmeyecek bu nâfile çabaya gayretleneceğiz:

 

Ceren, hayatın her alanını emekle, çabayla, özveriyle edinebileceğini, geliştirebileceğini, güzelleştirebileceğini biliyordu. Hiçbir zaman emek vermekten, emeğini bizlerle, öğrencileriyle paylaşmaktan çekinmedi. Mücadeleden sakınmadı. Mezun olduğu okuldan kendini, iyiliğini esirgemedi. Hayatlarımıza dokunuşunu hissettirmeyecek kadar alçak gönüllü olan Ceren'in tesiri derin, yokluğu ise ikamesiz.

 

Temmuz sıcağında caretta carettalar için Adana'ya gidecek kadar hayvansever, okulda hiçbir çiçeği sahipsiz bırakmayacak kadar duyarlı, içten gülümsemesiyle hepimize kalbinde yer açacak kadar coşkulu Ceren'imiz...

 

Haksızlıklarla dolu bir dünyada ‘adalet’ diyecekti Ceren, bunu anlatacaktı öğrencilerine. Bu değerin gücüne onların da inanmasını sağlayacaktı. İşte bu sebeple mahrum kalınan sadece varlığı değil; bilime katacakları, geleceğe taşıyacakları... Bir biliminsanının üretkenliğine, öğrenme hevesine, dünyayı değiştirme cesaretine sahipti Ceren. Güçlü bir kadın olarak, bu değerlerden oluşan bir hayattı kurmak istediği, uğruna bıkıp usanmadan sorumluluk duygusuyla çalıştığı... Artık; keşfedeceği coğrafyalar, erişeceği kütüphaneler, yazacağı cümleler ondan yoksun kalacak.

 

Ceren'in kıymetine mazhar olduğumuz için şanslı, ‘kötülük’ gelip çattığında yanında olamadığımız için mahcubuz... Ama söz veriyoruz; haksız, adaletsiz her uygulamaya sessiz kalındığında, ‘kötülüğe’ karşı iki çift laf edilmediğinde Ceren'i hatırlatacağız. Hatırlatacağız ki, Ceren'in örmeye çalıştığı anlam ve değer dünyası yitirilmesin. 

 

Bazen ‘bütünden’ bir ‘parça’ kopar, o ‘bütün’ dağılır.

‘Ceren'in kaybı ‘bütün’ümüzde tarifsiz bir boşluk yaratsa da dağılmayacak;

birbirimize yaslanacak ve dayanışacağız...”

X