Hayırlı işler?

Malum... İşinin hakkını verip kaliteli hizmet sunan para kazanır. Hatta en başarılı olanlar, ekstra ödül alır. Peki ya iyilik? İş yaşamında maddi bir karşılığı var mı? Diğer bir deyişle... İyilik para eder mi? İyilik, sadece ‘karşılıksız’ veya ‘hayrına’ olduğunda mı iyiliktir?

Haberin Devamı

HER İŞİN BAŞI SKOR

Hiç şüphesiz iş dünyasında primler, ödüller, esasen sayısal başarıya veriliyor. Örneğin milyar dolarlık futbol endüstrisi galibiyeti parayla ödüllendirirken, “centilmenlik” veya “iyi oyun” sadece sembolik takdir getiriyor. Bir düşünsenize... En az faul yapan, en az kart gören takım, şampiyon kadar prim alsaydı sahada her şey ne kadar farklı olurdu!

Hayırlı işler

Günümüzde iş dünyası pek çok konuda kamuoyundan “sarı kart” görmekten çekiniyor. Bu sebeple büyük kurumlardaki “etik davranış” kodlarının asıl gayesi, şirket saygınlığını korumak. Ayrıca usulsüzlüğe engel olmak için “uygunluk (compliance)” denetimleri ve ölçümleri yapılıyor. Bunlar elbette “güzel hareketler”...

Haberin Devamı

KAÇINMAK DEĞİL KATILMAK

Ne var ki “iyi davranış”, sadece kurallara uymaktan, doğruluktan ibaret değil. İyilik, aynı zamanda karşılıklı fayda sağlayan, gelişime yönelik davranışları içeriyor. İyilik, kendi başına bir ideal zaten. Bunun da ötesinde, insanı insan yapan bir duygu. Dolayısıyla iyiliğin odağı yanlıştan kaçınmak değil, güzel işlere katılmak.

‘İYİ İŞ’ YAPMAK ZAMANI

Artık biliyoruz ki, dev şirketlerin en büyük “sosyal sorumluluk” projeleri bile sorunların çözümünde yetersiz kalabiliyor. Ayrıca ücretsiz hizmetlerin sürekli sunulması çok zor. Öyleyse insanlığın önündeki yeni adım, herhangi bir işten kazanılan parayla iyilik yapmanın ötesine geçip, iyiliği esas alarak iş yapmak. Örneğin fakirlikle mücadele, sosyal denge, dezavantajlı kesimlere destek, kültürü ve doğayı koruma gibi hedeflere sahip iş kolları oluşturmak... Buna “sosyal girişimcilik” adı veriliyor.

GELENEKTEN GELECEĞE

Sosyal girişimcilikte ana fikir, masraflar ve çalışanların “makul” maaşları çıkarıldıktan sonra elde edilen gelirlerin tekrar o “hayırlı işler”e aktarılması. Temel hedef “kâr maksimizasyonu” olmadığı için gönüllülerin katılımına da açık. Ne mutlu ki araştırmalar, iyi eğitimli gençlerin eskisi gibi sadece kariyer peşinde olmadığını, bir yandan da “anlamlı”, “iyi bir iş” yapmak istediklerini gösteriyor. Aslında bu “yeni” iş modeli, hem yüzlerce yıllık vakıf işletmelerinin, hem de yardımseverliğe ve iş ahlakına dayalı ahîliğin yeni bir türevi. Diğer bir deyişle... Daha iyi bir dünya için gelenekle geleceğin ortak bir ürünü.

Haberin Devamı

Hayırlı işler
İYİLİK DEDİĞİN...

İNSANLIK, tarih boyunca iyiliğin tanımını yapmaya, davranışları “iyi” ve “kötü” olarak sınıflandırmaya çalışmıştır. Kuran’da iyilik, “berr, hayır, ihsan” gibi kavramlarla defalarca anlatılır. Ayrıca iyiliğin sadece şeklî ibadetlerden ibaret olmadığı vurgulanır: “İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz değildir”. Yani sadece Kâbe’ye/Kudüs’e doğru ibadet etmek, iyi insan olmak için yeterli değildir. İyi insan, inancının gereği olarak yardımseverdir; sevdiği mallarını “yakınlar, yetimler, yoksullar, yolda kalmışlar” ve diğer ihtiyaç sahipleri için harcar. İyi insan sözüne sadıktır, yaptığı anlaşmaların gereğini yerine getirir. Sıkıntıya düştüğünde, hastalık ve savaş gibi zor zamanlarda bile iyi davranışlarını terk etmez, sabreder...

Haberin Devamı

Hayırlı işler

YAZILIM DİLİ VE KÂİNAT

GÜNÜMÜZDE neredeyse her işin başı, yazılım. Öyle ki pandemi nedeniyle AVM’lere girebilmek için bile “HES kodu” gerekiyor. Malum... Kodlamanın temeli, 1 ve 0’dır. 1 sayısı, “var (açık)”, sıfır ise “yok (kapalı)” anlamına gelir. En karmaşık yazılımlar bile bu ilkeye dayanır.

*

Hepimiz biliriz: Temel matematikte, tüm sayılar 1’in yan yana gelmesinden oluşur. Yani her sayının özü, “1”dir. Örneğin 3 sayısı, 1+1+1’dir. “1”, bu şekilde sonsuza dek çoğaltılabilir. “0” ise kendi başına bir değer değil, “1” sayısının yokluğudur.

*

Müslüman âlimler de kâinatı ve var oluşu aynı anlayışla açıklamışlardır: Allah birdir, varlığı, zatı tektir (el-Vahid). Nasıl tüm sayılar 1’in farklı ifadesiyse, tüm mahlukat da bir olan Yaradan’dan (el-Halık) gelir. Kâinatta, O’nun sonsuz iyiliği (el-Berr) ve sevgisi (el-Vedud) vardır. Kötülük (şer) ise iyiliğin ve sevginin yokluğudur (ademiyet).
Dolayısıyla kendindeki “1”i göremeyen, yokluk içindedir: Ne kadar zengin olursa olsun gönlünde fakirlik, sevgisizlik çeker... Kendini boşlukta, yani “0” hisseder. Kâinatı ve tüm mahlukatı “1” göremedikçe hüzünlüdür. Ve Mevlânâ’nın ifadesiyle: “Kendi aslından uzak kalan herkes, yine kavuşma zamanını arar.”

Yazarın Tüm Yazıları