"Murat Yetkin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Murat Yetkin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Murat Yetkin

“Arap Birliği ne menem iştir?”

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın İslam dünyasına şu dört eleştirisini çıkıp bir başkası yapsa, bugünün dünyasında başına nelerin geleceğini kimse bilemez.

Ama Erdoğan 28 Nisan günü hem de bir değil iki yerde, hemen hemen aynı konuşmayı yaptı.

 

Biri İmam-Hatipliler konferansında, diğeri de Türk-Arap Yükseköğretim Kongresinde.

 

Günün sıcaklığı içinde kaynayabilir, belki Erdoğan’dan başkasının da yapmaya pek cesaret edemeyeceği bu eleştiriler.

 

***

 

1- Müslüman gençlerin eğitim için batıya gitmesi: Erdoğan kendi çocuklarını yurt dışında okutmasını zamanındaki imam-hatip katsayısına ve türban yasağına bağlıyor, ama şimdi bu durumun artarak devam etmesine şöyle tepki gösteriyor:

 

“Kimi zaman da batı başkentlerine eğitim için gönderilen evlatlarımız, ülkelerine kendi halkından, kendi değerlerinden utanç duyan yabancılar olarak döndü. Maalesef, bugün kendi çocuklarımız bırakın fen ve mühendislik bilimlerini, kaliteli ilahiyat eğitimi için dahi İslam ülkelerine değil, batı üniversitelerine gidiyor.”

 

***

 

2- Sünni-Şii mezhep çatışması: Erdoğan’a göre "Ne yazık ki İslam dünyası şu anda Şia ve Sünnilik tehdidi altındadır.”

 

Erdoğan bunu 15 Nisan’da İstanbul’daki İslam İşbirliği Örgütü, eski adıyla İslam Konferansı kapanış toplantısında da söylemişti.

 

Benzeri bir uyarıyı 2013 yılında onikinci cumhurbaşkanı Abdullah Gül yapmış, mezhep ayrımının Müslüman dünyayı “Ortaçağ karanlığına” sürüklemekte olduğu uyarısında bulunmuştu.

 

Erdoğan bu nedenle İslam İşbirliği Örgütü’nün artık en temel konularda dahi karar alamaz hale geldiğini ve önümüzdeki iki yıllık dönem başkanlığında bu sorunu aşmaya çalışacağını söylüyor.

 

***

 

3- Öldüren de ölen de Allahuekber diyor: Erdoğan, DAEŞ (IŞİD’in Arap harfleriyle kısaltması), El Kaide, Boko Haram gibi “insanları İslam adına öldürdüğünü söyleyen” örgütlerin terörist olduğunu, Müslümanlıkla ilgisinin olmadığını söyledikten sonra şöyle yakınıyor: “Müslümanlar ne hale düştü. Öldüren 'Allahuekber' diyor. Ölen, o da 'Allahuekber' diyor. Biz bu günlere gelmeli miydik? Gençlerimizden bu yanlış, bu ifrat örgütlere kayanlar oluyor. Onları oralara kaymaktan kurtarmamız gerekiyor.”

 

***

 

4- Arap Birliği’ne ırkçılık suçlaması: Erdoğan yaptığı iki konuşmada da Arap Birliği’ne neredeyse terör örgütlerine yüklendiği kadar sert eleştiriler getirdi. Şu sözler, Erdoğan’ın, Ankara’nın gelinen noktada Arap Birliği’ne nasıl baktığını gösteriyor:

 

"Arap Birliği... Bunun karşısında Türk Birliği mi olacak? Niye olsun ya? Şimdi bir taraftan İslam İşbirliği diyorsun, öbür taraftan Arap Birliği diyorsun. Bu ne menem iştir, nasıl bir şeydir bu?

 

“Ne Arabın Arap olmayana, ne Arap olmayanın Araba üstünlüğü vardır. (..). Bakıyorsun, Arap kardeşim bana farklı bakıyor, ben Türküm, eğer Türk de Araba farklı bakıyorsa yandık. (..) Çünkü biz yaratılanı yaratandan ötürü sevdik, renginden dolayı değil, kavminden dolayı değil, ülkesinden dolayı değil. (..) Bu yanlışı gidermemiz lazım."    

 

***

 

Aslında yorum yapmaya da pek gerek yok bu sözlerden sonra.

 

Erdoğan’ın bu sözleri ciddi bir hayal kırıklığı içinde söylediği de anlaşılıyor.

 

Erdoğan belki de dünyadaki bir buçuk milyar Müslümanın doğru liderlikle birlikte davranabileceği bir siyasi ideali kurguluyor ama bunun imkânsızlığını her geçen gün biraz daha görmekten hayal kırıklığı yaşıyor.

 

***

 

Kendisi de söylüyor aslında, bugün dünyanın pek çok bölgesindeki savaşlar, iç savaşlar, çatışmalar ve yoğun terörizm kaynakları çoğunlukla Müslüman coğrafyadadır.

 

Biraz daha özelleştirerek söyleyelim, çoğunluğu da Arap ve Arap etkisindeki Afrika coğrafyasındadır.

 

Üstelik bu coğrafyalardaki savaş, kargaşa ve fakirlikten kaçmak zorunda kalan göçmenler din devleti olan Suudi Arabistan, ya da İran’a değil de, Avrupa’ya, Amerika’ya yöneliyor, hiç olmazsa Türkiye’de kalmak istiyor.

 

***

 

Sormak lazım, Arap televizyon izleyicisi neden İstanbul’daki modern yaşamı sergileyen Türk dizilerine hayran?

 

Acaba hem Müslüman kalıp, hem modern, daha serbest bir hayat yaşamayı onlar da istediği için olabilir mi?

 

Bu gerçek bile tek başına yoruma gerek bırakmadan açıklıyor Erdoğan’ın ağır eleştirilerini.

 

Cumhuriyetin, kadın-erkek eşitliğinin, laiklik ve demokrasinin faziletlerini böyle böyle yeniden keşfediyor olabilir miyiz hep beraber?

X