"Mete Tamer Omur" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mete Tamer Omur" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mete Tamer Omur

Bu işte bir çılgınlık var

ŞU meşhur Anayasa kitapçığının fırlatılmasıyla patlak veren 2001’deki ekonomik kriz döneminde iş arayışlarına başlar. Önce bir tasarım firmasının Türkiye’deki ilk bayisi olur. Ardından köftecilik gelir. Her iki işi de ‘Bu bana göre değil’ diye bırakır, evde dinlenir. Ve lise defterlerini karıştırırken bulduğu, ‘tişört sat’ notuyla yeni girişimin de rotası belli olur… 2006’da Kök-N’yi kuran Gökhan Peksarı, geleneksel Türk motiflerinin yer aldığı tişört koleksiyonu ‘Turqs’ markasıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı’na satar... Tişörtü bir iletişim aracı olarak kullanan Peksarı, tabii ki boş durmaz. İnovatif ürünlere yönelir. Stiker, tablo ve baskılı ayakkabı gibi ürünlerle farkını konuşturur. Bütün bunları da ‘Dogo’ şemsiyesinde toplar... Gökhan Peksarı, bugün Dogo ile bir yanda ayakkabı-çanta, bir yanda tekstil, bir yanda da ev dekorasyonunda binlerce tasarımı dünyanın dört bir yanına gönderiyor. Online satış, distribütör ve bayilerin yanına 2011’de Dogo dükkanlarını da ekleyen Peksarı’nın, 9 Türkiye’de, 2 de yurt dışında mağazası bulunuyor. Tasarım ürünlerinin yüzde 80’ne yakını kendi markalarıyla ihraç eden Gökhan Peksarı, bu yıl yurt içinde 6, yurt dışında 3 mağaza açmayı planlıyor.

Bu işte bir çılgınlık var

Bu patron biraz farklı

‘Türkiye’nin en ruh hastası ve çılgın tasarım firmasının patronu’ Gökhan Peksarı ile hem girişimcilik öyküsünü, hem de gelecek hedeflerini konuştuk. Aslında ilk girişimcilik deneyimi çocukluk yıllarından... Pazarda su satar. Ama öyle uzun soluklu bir süreç değildir bu. Anne ve babasının inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini ve kendisinin de bu alanda kariyerine yön vermesini istediklerini anlatan Peksarı, şöyle devam etti:
“Ben de Celal Bayar Üniversitesi ekonomiyi seçtim. Ama üçüncü sınıfta üniversite hayatımı sonlandırıp askere gittim. Askerden döndüğüm dönem ise Anayasa kitapçılığının atıldığı ve ekonomik krizin çıktığı 2001’di. İş yapmak istiyorsun ama ortam yok. İş arıyorsun o da yok. O yıllarda riske girip bir tasarım firmasının bayiliğini alıp İzmir’de iki mağaza açtım. Bu iş iki yıl sürdü. Mağazacılık zor işti. Bir günde iki mağazayı kapattım. Sonra gıdaya girme kararı aldım. Aklımda da kafe vardı. İstanbullu bir abimizden fikir alalım dedik. ‘Elde kahve mi olur’ dedi ve köfteci açmamızı söyledi. Onun tavsiyesiyle köfte işine girdik. Orada da hedef bir süre sonra zincir yaratmaktı. Ama bu, benim yapacağım en son işmiş. Bir yıl sonra köfteciyi de kapattık.”

Bu işte bir çılgınlık var

Lise defterindeki o not

İki girişiminin ardından 6 ay evde oturan Gökhan Peksarı, o dönemi şöyle anlattı:
“Lise yıllarında Amerika’dan baskılı tişörtler getiriyordum. Çok havalıydı onları giymek. Kızlar bayılıyordu. Evde oturduğum dönemde de lise defterlerimi kurcalarken bir not ilişti gözüme. ‘Tişört sat’ diye not düşmüşüm. İşte o not benim iş konusunda yol haritam oldu. 2006’da Kök-N Tasarım ve Danışmanlık şirketini kurdum. Tişört işi yapacaktım ama burada da bir farkındalık yapalım istedim. Bir hikaye olursa daha iyi iş yaparız diye düşündüm. Türk motiflerinden oluşan bir tişört koleksiyonu hazırladık. Tişörtlerdeki motiflerin öyküsünü anlatan bir de etikete yer verdik. Ve bitmiş ürünle Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kapısını çaldık. Ve ‘Turqs’ markasıyla o koleksiyonu bakanlığa sattık. Tişörtü bir iletişim aracı olarak kullandık. Firmaların farkına varmadığı, para kazandıracak işler araştırdım. Tabii bu arada Kültür ve Turizm Bakanlığı, ‘Turqs ile geleneklerimizi yabancılara tanıttınız, bunları gençlere de aşılayın’ diye markayı bize geri verdi. Biz de iç piyasaya sunduk. Ardından stiker ve tablo işleri yaptık. 2010’da da baskılı ayakkabı işine girdik. Ve bazen ayakkabıcı, bazen tekstilci, bazen de ev dekorasyonunda sorumlu bir yapıda yolumuza devam ediyoruz.”

Bu işte bir çılgınlık var

200 BİN ÇİFT SATTI

Dogo’nun Kök-N’in konsept markası olduğunu anlatan Gökhan Peksarı, altında 30’e yakın alt markanın bulunduğunu belirterek, amiral gemisinin baskılı ayakkabı grubunda olduğunu söylüyor. Peksarı, “Baskılı ayakkabıda bir çığır açtık. Kendi markamızla dünyanın dört bir yanına bu ayakkabılardan gönderiyoruz. 2014’te 200 bin çifte yakın ayakkabı sattık. Tüm ürünlerin tasarımları bizim. İyi bir ekibimiz var. Üretimi de İzmir’de yaptırıyoruz. Bizim için üretim yapan fasoncularımız var. Ama ayakkabıda artık sadece bizim için üretim yapan üreticiler var” diyor.


KAĞITTAN AYAKKABI OLUR MU?
Baskılı ayakkabıyı dünyada ilk kez kendilerinin yaptığını söyleyen Gökhan Peksarı, “Bir ilk de kağıt ayakkabı.. Suya dayanıklı, çevre dostu, güçlü, çok hafif ve antibakteriyel özelliklere sahip bir ürün” diyor.

Bu işte bir çılgınlık var
İÇERİDE DIŞARIDA YENİ MAĞAZALAR
Onlinenın yanı sıra distribütörlük ve bayilik kanalıyla tüketiciyle buluştuklarını söyleyen Gökhan Peksarı, 2011’de mağazalaşma yoluna gittiklerini paylaşarak, şu bilgileri verdi:
“Şu anda 9’u iç piyasada 2’si de yurt dışında toplam 11 mağazamız var. Bunlardan ikisi bizim. Biri de önümüzdeki ay İstanbul Taksim’de açacağım mağaza. Yurt dışında ise Abu Dabi ile Beyrut’tayız. Hem yurt içinden, hem de yurt dışından yoğun franchise talebi alıyoruz. 2015’te mağazalaşmaya ağırlık vereceğiz. Hedefimiz Türkiye’de 6 mağaza. Yurt dışında da Berlin, Amsterdam ve Barcelona’da yerimizi almayı planlıyoruz. Bizim ruhumuza uygun, markamızı taşıyacak kişilerle yol alacağız.”

Bu işte bir çılgınlık var

TASARIMIN ZİRVESİ

Bir yandan inovatif ürünler geliştirerek yoluna devam edeceklerini söyleyen Gökhan Peksarı, bir yandan da tasarıma merakı olanlara yönelik özel çalışmalarının olacağını aktararak, “Tasarım atölyesi ya da zirvesi gibi aylık organizasyonlar planlıyoruz. Tasarıma merakı olanları bir araya getireceğiz. Kimi zaman üretim odaklı, kimi zamanda bilgi paylaşımı şeklinde zirveler olacak” bilgisini paylaştı.

ARAPLAR SERİYİ ALIYOR
Tasarımlı ürünlerinin yüzde 80’nine yakını ihraç ettiklerini söyleyen Gökhan Peksarı, Arapların Dogo’ya büyük hayranlığı olduğunu belirterek, “Özellikle İstanbul’daki mağazalarımıza geldiklerinde bir ayakkabının serisini alıyorlar” diyor. Peksarı, Almanya’da da ciddi bir müşteri portföylerinin oluştuğunu, orada Türkiye’den daha çok ayakkabı sattıklarını dile getirdi.


HAFTADA BİR TASARIM
‘Öyle aylarca 15-20 parçalık bir koleksiyon için çalışmıyoruz’ diyen Gökhan Peksarı, Dogo’da neredeyse her hafta yeni tasarımlar veya yeni ürünlerin hazırlandığını belirtiyor.

X