"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Kurbağalıdere eziyeti

İstanbul’un şehircilik utançlarından biri, Kurbağalıdere, nam-ı diğer “Bokludere”, artık yanından araçlarının camları açık durumda geçenlerin direkt vefat edeceği yoğunlukta pislik ve kokuya ulaştı.

Bu civarda bırakın yürümeyi, bir saniye bile nefes almak söz konusu değil.
Aracıyla Kurbağalıdere Fenerbahçe Stadı civarına gelip camını kapatmayı unutanları son dakika çırpınışları içinde görebilirsiniz buralarda.
Panik içinde bir yandan burunlarını tutarken, diğer yandan pencere düğmelerine canhıraş basarlar.
Camlar kapalıysa ve klima havayı döndürmüyor da dışarıdan alıyorsa o daha fena.
İki gün siner klimanın derinliklerine o insanı anında bayıltacak kadar keskin koku. Kurtulamazsınız.
Köprünün üzerinde yürüyenler burunlarını tutarlar ama işe yaramaz.
Koku öyle keskindir ki, gözler yaşarır, cilt büzüşür adeta, insanın iç organları bile isyan eder duruma.
Koku bir yana, bu pislik deryası çevrede yaşayan herkes için tehlike.
Dünyanın en tanımlanamaz muhteviyatlı balçığı olduğu için tuhaf gri bir sıvı görürsünüz derenin üzerindeki köprünün üzerinden baktığınızda.
Derenin yüzey kısmı normal koşullarda da pislikten fokurduyordu, şimdi artık patlayacak kadar pislik biriktirmiş halde.
Burası bir zamanlar mesire yeriymiş. Güzel ahşap evlerle bezeliymiş dere kenarı, bugün hala birkaç tanesi durur.
Tahta köprünün olduğu zamanlarda kayıklar kiralanır, bir yanda Moda’ya, bir yanda Kalamış’a doğru uzanırmış İstanbullular.
Güzelliğe tahammülü olmayan bir kültür içinde, artık bu civarın “cennetten bir parça” olduğunu söyleyemeyiz.
Diyorum ya, şehrin utanç merkezlerinden biri.
Şimdi Kurbağalıdere, dereden çok bir arıtma tesisinin denize açılan ağzı gibi.
Bir utanç vesikası Kadıköy için.
Çok eskiye tarihleyebileceğimiz yanlış bir belediye uygulamasının geldiği son nokta.
İnsan kendi kendine tekrarladıkça delirecek gibi oluyor.
Karar mercileri, dereye lağım bağlanmasına ve öyle kalmasına NASIL müsaade edebilir?
Neden temizlik çalışmalarını YILLARCA yapamaz?
Neden Kadıköylüyü cezalandırır, neden hala güzel kalabilmiş bu civarı bir eziyet mahallesine döndürür ve öyle kalmasında ısrarcıdır?
Şimdi “görünürde” bir ıslak çalışması var dere civarında.
Eski salı pazarını bu çalışma için panolarla çevrelemiş belediye.
Bu panolarda “Satürn’e yeni halka ekliyoruz” tipi cümlelerle Büyükşehir belediyesi kendi reklamını yapmayı iyi biliyor ancak bu dereyi bir türlü, ama bir türlü kurutamıyor.
Artık kokusu bir yanda ta Göztepe’ye, öbür yanda Moda’nın ucuna kadar gidiyor.
Kirliliğin boyutunu ifade etmekte zorlanıyorum. Gidip görmek istemeyeceğiniz, gördüğünüzde utanacağınız, rezil bir durum.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, dere ıslah çalışmalarını bitirmek için tam olarak neyi bekliyor?



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI