"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Zavallı Trump!

ADININ önündeki unvanı nasıl aldığını hep merak ettiğim “anayasa hukuku” profesörü Burhan Kuzu, Amerikan başkanlık sisteminin “denge mekanizmalarından” söz ederken “Zavallı Obama” demişti.

“Zavallı Obama” bu nedenle memleketine hâkim olamıyordu, ama Türk tipi başkanlık sistemi bu sıkıntıyı bertaraf edecekti!

Amerika’daki yeni başkanın da başı basınla dertte. Amerika’nın önde gelen gazeteleri ve televizyonları, Trump’ın geçmişini ve icraatlarını öyle didikliyorlar ki o da çareyi bu tür bütün liderler gibi gazeteleri yalancılıkla suçlamakta buluyor.

Bu da yetmiyor tabii, çünkü araştırmalara göre kaynağı Beyaz Saray olan haberlere halkın sadece yüzde 24’ü inanıyor.

Buna çare bulmak için de başında gelininin olduğu Facebook üzerinden yayın yapan bir online haber kanalı kurdurmuş.

Kanalın adı “gerçek haberler” anlamında “Real News”.

Bu haberi okuyunca aklıma “Zavallı Obama” sözü geldi, içimden “Zavallı Trump” diye mırıldanmadan edemedim.

Gerçi işin başında gelinlerin ya da damatların olmasında bir sakınca yok.

Ama Facebook’tan yayın yapan bir kanal ile rekabet edeceğiniz yayın organlarına bir bakın: New York Times, CNN, Washington Post, LA Times!

Yönetici seçme konusundaki başarı, kanalın rekabet gücü konusunda ortaya konulamamış.

Oysa, Amerika’da da “Türk Tipi” sistem yürürlükte olsaydı, neler olurdu neler...

Türkiye’nin eskiden “Küçük Amerika” olmak gibi bir hayali vardı.

Bizim bu ülkede gördüklerimizi, yaşadıklarımızı bilse Trump’ın da “Büyük Türkiye” olmak hayali kuracağına iddiaya girerim!

OSMANCIK’A İMAM HATİP LİSESİ NE OLDU?

AMERİKA’da tutuklu olan Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın kefalet ve ev hapsiyle tutuksuz yargılanma talebine savcılık karşı görüş bildirmiş.

Mahkemenin ne karar vereceği henüz belli değil ama dilerim ki tutukluluk hali sona ersin, yargılanması tutuksuz olarak sürsün.

Bu haberi okuyunca aklıma evinde destelerle döviz bulunan eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan bir kez daha geldi.

Hatırlarsınız, Süleyman Aslan’ın evinde ayakkabı kutularına ve iki adet banyo lifine doldurulmuş 2 milyon 445 bin dolar, 950 bin İngiliz Sterlini ve 520 bin TL çıkmıştı.

Bir banka genel müdürünün evinde bu kadar nakit parayı ayakkabı kutularında saklamasındaki garipliğe dikkat çekenlere Süleyman Aslan şu yanıtı vermişti:

Bu para, memleketi Osmancık’ta yapılacak imam hatip lisesi ve Balkan Üniversitesi’ne yardım için toplanan paradır, oraya harcanmak üzere evde bulunuyordu!

Süleyman Aslan’ın bu ifadesini dinleyen savcı kendisine hak verdi, suçlanacak bir durum olmadığını söyledi, hâkim de savcıyı haklı buldu, Aslan’a inandı ve “tutuklanan paranın” yasal faiziyle birlikte kendisine iade edilmesine karar verdi.

Ben de bir vesileyle bu olayı hatırlamış ve sormuştum:

Süleyman Aslan, söz konusu paraları Osmancık’taki imam hatip lisesi için topladığını söylüyordu, lise yapıldı mı?

Bunca para, hayır işi için kullanılmış olsa bile bunun bir kaydının olması gerekmiyor mu?

Kimseyi durduk yerde suçlamayı sevmem, bu nedenle Aslan’a bir çağrıda bulunmuştum, bu paranın söylediği amaca uygun olarak harcandığına ilişkin fatura, makbuz ve sair belgeleri gönderirse bu köşede yayınlarım diye.

Ama belli ki Süleyman Bey kardeşimiz o yazıyı kaçırmış, okumamış. Yoksa okusaydı eminim bir yanıt verirdi.

Genel Müdür Yardımcısı’nın ABD’deki haberini okuyunca yeniden hatırladım ben de.

Bu yazıyı okumazsa da dert değil. Ben zaman zaman hatırlatırım, belki tanıdıklarından biri görür, belli mi olur.

Tek derdim, parayı faiziyle iade eden savcı ve hâkimin, Aslan tarafından enayi yerine konmadıklarını gösterebilmek. Başka bir derdim gerçekten yok.

SORUN, NİKÂHI KİMİN KIYACAĞI DEĞİL

AİLE Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, sadece dini nikâhla yapılacak evliliklerin kadınları mağdur edebildiğini belirterek müftülerin nikâh kıymasının küçük yaştaki ya da resmi olmayan evliliklere engel olacağını söyledi.

Doğru bir noktaya işaret ediyor: Sorunumuz, resmi nikâhı kimlerin kıyabileceği değil, sadece imam nikâhı ile evliliklerin ve bundan doğabilecek mağduriyetlerin önüne nasıl geçilebileceğidir.

Resmi nikâh olmadan imam nikâhının kıyılabiliyor olması, çocuk yaştaki kızların evlendirilmelerine, birden çok kadın ile evliliğe yol açabiliyor.

Kadınların herhangi bir güvenceye sahip olmadan sokağa atılmalarına yol açabiliyor.

Onun için sorunumuz, resmi nikâh olmaksızın imam nikâhının kıyılabiliyor olması.

Eskiden bu cezalandırılabilen bir uygulamaydı, Anayasa Mahkemesi iki yıl önce bununla ilgili kanunu iptal edince, resmi nikâh olmadan dini nikâh kıyılabilmesi serbest oldu.

Özgürlükçü bakış açısıyla baktığımda Anayasa Mahkemesi’nin kararı doğru.

Çiftlerin hangi koşullar altında birlikte yaşayabileceklerine “izin vermek” kimsenin haddi olmamalıdır, bu kişisel tercihlerle ilgilidir.

Ancak küçük kızlarla evlilik açıkça tecavüz suçunun konusu olmalıdır.

Çok kadın ile evlilik mutlaka ağır şekilde cezalandırılmalıdır.

İmam nikâhı ile evlenmeye zorlanıp sonra sokağa terk edilen kadınların haklarını güvence altına alacak önlemler alınmalıdır.

Tekrar söyleyeyim ki sorun, kimin hangi nikâhla evlendiği değil, toplumsal ve dini geleneklerden kaynaklanan nedenlerle mağdur edilen çocuk ve kadınların haklarının nasıl korunabileceğidir.

X