"Mehmet Y. Yılmaz" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Y. Yılmaz" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Y. Yılmaz

Ortadoğulu olmaya bir adım daha

CUMHURİYET gazetesi yönetici ve yazarlarına yönelik operasyon, savcılık açıklamasına inanırsanız FETÖ–PDY ve PKK–KCK terör örgütlerine yönelik bir operasyon.

 

Cumhuriyet’in yazar ve yöneticileri, güya bu terör örgütlerine üye olmamakla birlikte onların amaçlarına uygun faaliyetlerde bulunuyorlarmış!

 

Ama biz bu operasyonun amacının ne olduğunu biliyoruz.

 

Bunun ne terör örgütlerine üyelikle alakası var, ne de amaçlarına uygun faaliyetlerde bulunmakla.

 

Bunun bir tek amacı var, hoşlanılmayan seslerin susturulması, susturulmak istenilenlere gözdağı verilmesi.

 

Amaç sadece ve sadece budur.

 

Murat Sabuncu, Aydın Engin, Hikmet Çetinkaya, Kadri Gürsel, Musa Kart, Güray Öz ve Nebil Özgentürk’ün Fetullahçı olduklarına mı inanalım, PKK’lı olduklarına mı?

 

İki iddianın da iler tutar tarafı olmadığı için ikisini birden söylüyorlar.

 

Seç beğen al, hangi terörist örgüte üye olmak istersen!

 

Merak ettiğim konu, gözaltına alınan gazeteciler hangisinden yargılanmak istediklerini kendileri mi seçecekler yoksa savcı aralarında kura mı çekecek?

 

Cumhuriyet’e yönelik bu operasyon, yeni rejimin karakterinin ne olacağı konusunda da fikir veriyor.

 

Bu yeni rejimde hukuk olmayacak. Özgürlükler muktedirin istediği kadar, onun uygun gördüğü konularda olacak. Özgür ve bağımsız medya olmayacak.

 

Gittiğimiz yer Ortadoğu rejimlerinin olduğu yerdir.

 

AYAK BAĞINDAN KURTULMAK İÇİN İDAM

 

AKP’nin başkanlık sistemi ile birlikte getirmeye çalıştığı yeni rejimin istikametinin artık belli olduğunu söyleyebiliriz.

 

Hükümet, artık ayak bağı olarak gördüğü demokratik haklardan tümüyle kurtulmak için Avrupa ile olan ilişkiyi de koparmak ve tek adamın sözünün geçtiği bir rejime doğru yönelmek istiyor.

 

Geçtiğimiz haftanın son günlerinde yaşadıklarımızı üst üste koyunca başka bir sonuca varabilmek mümkün değil tabii.

 

Ortaya çıktı ki yakın bir gelecekte idam cezasını geri getiren bir kanun TBMM’ye gelecek.

 

Kabul edilecek ve Cumhurbaşkanı da vakit geçirmeden bunu onaylayıp yürürlüğe sokacak.

 

İdam cezasının geri getirilmesi demek Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliğinin askıya alınması ve AB ile üyelik görüşmelerinin belirsiz bir geleceğe kadar kesilmesi demek.

 

Avrupa Konseyi ve AB sözcüleri bugüne kadar bunu defalarca açıkladılar.

 

Ama belli ki Cumhurbaşkanı’nın gelecek planlarında zaten Avrupa’ya yer yok.

 

Avrupa “özgürlükler” filan diyerek onun kurmak istediği rejimin ayak bağı.

 

Belli ki ondan kurtulmak istiyor ve bu kurtuluşu sağlayacak en kestirme yol da idam cezasının geri getirilmesi.

 

Bir yandan halka “Siz istediniz biz getirdik” propagandası yapmaya olanak verecek diğer yandan da Avrupa, Türkiye’yi kendisi dışlamış olacak. Bir taşla iki kuş yani.

 

Öte yandan son KHK ile getirilen hükümler, FETÖ ve PKK yargılamalarının önünde sonunda AYM ya da AİHM’den geri dönmesi sonucunu getirecek uygulamalardır.

 

Hükümet belli ki bunları da göze alıyor çünkü Avrupa ile ilişkiler kesilince, zaten AİHM kararlarını uygulayıp uygulamamak kendi keyfine kalmış olacak.

 

Türkiye 15 Temmuz darbe girişiminin bastırılması ile kritik bir eşikten geri dönmüştü. Öyle görünüyor ki o eşikten bir başka kritik eşiğe savrulmuşuz!

 

BU SİSTEM OTOKRAT YARATIR

 


HAVUZ gazetesi, iki gün üst üste AKP’nin önerdiği başkanlık sisteminin ana hatlarını açıkladı.


Şunu söyleyebilirim: AKP’nin daha önce TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na verdiği öneriden bir farkı yok.

 

Yani getirmek istedikleri şey “Türk tipi başkanlık sistemi”!

 

Başkanın her şeye hâkim olacağı, kararnameler ile ülkeyi yönetebileceği bir düzen öngörüyorlar.

 

Hâkimleri, savcıları seçecek kurulları da büyük ölçüde başkan atayacak.

 

Milletvekili seçimi ile başkanlık seçimi aynı anda yapılarak “bu iki gücün uyum içinde” olması sağlanacak.

 

Bu açıkça bir kuvvetler birliği sistemi.

 

Adının ne olduğunun önemi yok. Bu şekilde parlamenter sistemden de, başkanlık sisteminden de sadece tek adam yönetimi doğar, başka bir şey değil.

 

Başkanlık sistemini ağızlarında yıllardır gevelemelerinin ama detaylı bir sistemi ortaya koymaktan kaçınmalarının nedenini de böylece öğrenmiş olduk.

 

Yaratmak istedikleri düzen, Türkiye’de demokrasiyi tamamen ortadan kaldıracak bir düzendir.

 

Bu sistem, başkanın kimliğinden ya da niyetinden bağımsız olarak otokratlar yaratır.

 

Sistemin işleyişi ile ilgili ayrıntılar ortaya çıktıkça, bu konuyu daha çok tartışacağımız anlaşılıyor.

 

 

X