Hiç ışık yok

Viyana’dayız...

Haberin Devamı

“Herkes için bir şeyler söyler” dedikleri Viyana bize de eski zaman hikâyelerine dair birçok şey söylüyor ama nereden başlayacağımızı bilmiyoruz...

- Farklı kültürlerin buluştuğu, müzelerin, tarihi yapıların, parkların ve eski taş dar sokak aralarında dolaştıkça sanki yüzyıl öncesine gitmişiz gibiyiz...

Ve bize sanki bir şarkı söylüyor:

- Hiç ışık yok farkındayım...

*

Farkındayız ama büyük kalabalıklar dikili bir taş gibi kentin meydanlarına dikilmişçesine anlamsızca dolaşmayı sürdürüyor...

- Dünyanın her yerinde sanki hayat günlük yaşanıyor...

- Kendi hayatlarının akıp gittiği nehirde ayakta kalabilmenin telaşına dalıp giden büyük kalabalıklar batan bir kayıktan geriye kalmış gibi çırpınıyor...

*

“Arıyorum ama artık kayıp

Bu okyanustayım...” misali kaç milyon insan toprağından uzakta kayıp bir insan gibi kimliksiz, evsiz, işsiz ve de vatansız...

Daha da ötesi ekmeksiz...

Haberin Devamı

Ateşsiz, dumansız, bacasız ışıklı şehrin iki yakasında...

Tuna Nehri akıp gidiyor usulca...

Bir şeyler fısıldıyor sanki...

*

Tuna Nehri gibi kimse iki yakasını bir araya getiremiyor...

Melek Mossa “Hiç ışık yok farkındayım” diyor şarkısında...

Lakin kimsenin kimseyi ayıltmaya hali yok...

Herkes “batık bir kayık” gibi şehrin kaldırımlarında, ara sokaklarında anlamsızca, duyarsızca dolaşıyor...

*

İki yüzyıl öncesinde ölüm döşeğinde Mozart’ın “Ölümün tadı, dilimin ucunda. Bu dünyadan olmayan bir şey hissediyorum” yazdığı son mektubundaki gibi herkese bir şeyler söyleyecek hayat...

Lakin, o gün belki de hiç ışık olmayacak!

Yazarın Tüm Yazıları