Esir şehirler

Bedri Rahmi Eyüpoğlu bir şiirinde diyor ki: Büyük şehirlere bağlanma Mehmed’im.

Haberin Devamı

Öyle bir şehre yerleş ki

Küçük olsun fakat bizim olsun...

*

Büyük şehirlere bağlanıp durmuşuz...

Gürültüsüne, kavgasına, kalabalığına ve telaşına rağmen gidemiyoruz hiçbir yere...

İstanbul bir sevda ama niceleri de içindeki hayattan bıkıp usanmış, yorulmuş...

Keyfini dışardakiler gelip yaşıyor...

İçerdekiler günlük telaşıyla meşgul...

Herkes aynı şehirde ama kimse kimseyi görmüyor, görmeyebiliyor...

Yalnızlığına sığınıp da köşesine çekilenlerin öldüklerine dair haberleri duyuyoruz veya bir yerlerde okuyoruz, işte o zaman bu şehrin ne kadar büyük olduğunu bir daha anlıyoruz...

*

“Her ağacına elin...

Her karış toprağına terin değsin” diyen Bedri Rahmi’nin sözleri düşüyor aklımıza...

Ve devam ediyor:

Ve kuytu evlerden birinde

Senden habersiz ölenler olmasın...

*

Haberin Devamı

Yıllardan beri evlerine kapanan insanlar bayramlaşabilmek için kapıları çalıyor ama birçoğu alıp başını uzaklara gitmiş...

Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları romanındaki gibi herkes bir veya daha fazla şeyin esiri olmuş...

Özellikle de büyük şehirlerde...

İş, aş, kariyer, mal ve mülk derken herkes şehrin bir yerlerinde kalmış...

Ne dönebiliyor, ne gidebiliyor ve ne de durabiliyor...

*

Oysa, Muhammed İkbal ne de güzel özetlemiş bir hayatı...

Demiş ki:

Ben sana yol sormuyorum, arkadaş soruyorum.

Yol arkadaşı yoksa yol neye yarar...

*

Yol çok ama dostun yok olduğu, kaybolduğu büyük şehirleri belki de
en güzel Bedri Rahmi tarif ediyor ve diyor ki:

“Büyük şehirlerde yalan söylenir...

Halbuki küçük köylerin mezarlığı bile yoktur...”

Yazarın Tüm Yazıları