"Mehmet Soysal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Soysal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Soysal

Bir adada kalan yüreğim

KÜÇÜK bir çocuktu...                 

Adı Yavuz... Dedesine hasret kalmış altı yaşında bir çocuk...

Ağlayarak evin içinde dolaşıyordu, dedeye hasretini kimseler dindiremiyordu.

*

Pembe bir pelür kâğıda küçük bir gemi resmi çiziyordu.

Bir ada ve dalgalı bir deniz.

Martılar uçuşuyor lacivert bir gökyüzünde.

Ve küçük elleriyle şu notu yazıyordu:

- Dedeciğim seni çok özledim, sana bir gemi gönderiyorum, binip de gel...

*

Kimdi dedesi?

Yassıada’ya götürülen, on yıl boyunca TBMM Başkanlığı’nı yapan Refik Koraltan’dı...

O küçük çocuk ise torunu Yavuz Koraltan...

‘İz Bırakanlar’ belgeselini yaptığım dönemde bu mektubu yayınlamıştım...

Belgeselin metinlerini ağlayarak yazdığım günleri dün gibi hatırlıyorum.

*

‘Sürgündeki Devlet’ belgeselinin çekimleri için 1994 yılında Yassıada’ya gitmiştik.

Viraneler diyarına dönmüş bir adayı demokrasi mezarlığına dönüştürdüklerine şahit olmuştuk...

Zindanlarını dolaşmıştık.

Ülkeye yıllarca hizmet eden Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Başbakan Adnan Menderes ve tüm bakanlarla milletvekilleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tüm üst komuta kademesi tutuklanıp bu zindanlara atılmıştı.

Ve göstermelik yargılanmışlardı.

“Sanıkların idamına, şahitlerin bilahare dinlenilmesine karar verildi” anlayışıyla yapılan duruşmalar kara bir leke gibi demokrasi tarihine yazılmıştı...

Kara bir yazıydı...

Ve asla silinmeyecekti bu ihanetin izleri...

*

Zindanlara atılan Menderes ve arkadaşları duruşmalara götürülüp getiriliyor.

Eziyet, kahır, işkence alabildiğine zirvelerde geziniyor.

Biriktirilen kin ve öfkenin hepsini bir günde adaya kusanlar gülerek keyif çatıyor...

*

Karanlık bir zindana atılan Menderes, arkadaşı ve dönemin Milli Savunma Bakanı Ethem Menderes’e diyor ki:

- Ethem, buradan bir sağ salim çıkayım... Yemin ediyorum ki gidip Çine Çayı’nın kenarındaki söğüt ağaçlarının dibine oturup, başımı göğe çevireceğim, söğüt yapraklarının yüzümde dolaşmasının bana getireceği saadetle yetineceğim. Hiçbir şeye karışmayacağım.

*

Ve geçtiğimiz pazar günü Yassıada’ya gittiğimizde adadaki hüznü yeniden yaşıyorduk.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TOBB’a yaptırdığı Yassıada’nın yeni yüzüyle tanışıyorduk.

Demokrasi ve Özgürlük Adası’ydı artık...

Müze ve konferans salonlarıyla dileriz üzerindeki bu kara lekeyi silebilir...

“İyi adamların kaderi bu muydu” sorusunun cevabı hâlâ verilemiyor...

X
YAZARIN DİĞER YAZILARI