"Mehmet Özdoğan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Mehmet Özdoğan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Mehmet Özdoğan

Cem Yılmaz’ın 13 günlük şok diyeti

Eğer Cem Yılmaz’ın iyi takipçilerindenseniz Teoman’ın müziği bırakma/müziğe dönme kararlarını usta komedyenin sık sık diline doladığını duymuşsunuzdur.

Kristal Elma’da, ayaküstü röportajlarında ve hatta son filmlerinden ‘Pek Yakında’da…

Çok da ahım şahım espriler değildi ama esprinin doğası kendiliğinden bir ‘konu’ydu zaten. Sahnede ‘Teoman…’ deyip üstüne o meşhur kahkahasını atması bile seyirciye yetebilirdi.

Çünkü Teoman gerçekten o çığır açan parçalarından ve hatta Bülent Ortaçgil’in deyimiyle o iyi şairliğinden daha fazla hatırlanacak iki karar almıştı.

Biri müziği bırakmak, diğeri müziğe dönmekti.

***

Cem Yılmaz’ın bohçasında zaten dünya kadar ‘gidiyorum, gittim, kalıyorum, yok yok döndüm’ döngüsünde yuvalarlanan şehirli bohem şakası vardı; Teoman da ‘cuk’tu.

Enteresan olan, seneler sonra aynı tuzağa kendisinin düşecek olmasıydı.

18 Temmuz’da şu notu paylaştı önce:

“Twitter ve Instagram hesaplarımdaki yorumların verdiği insanüstü rahatsızlık sebebiyle bu mecralarda paylaşım yapmayı bırakıyorum. Hepinize de tavsiye ederim.”

Hesaplar tabii ki kapatılmamıştı ama.

Facebook da nedense yırtmıştı bir şekilde.

Zaten 13 gün sürdü şok diyet.

Bir beyaz eşya markasının kendisinin yeni filmini konu alan reklam çalışmasını ‘Sosyal medyanın iyi yanı’ gibisinden kimsenin anlamadığı bir bağlamla açıklamaya çalışarak Twitter’ından paylaştı. Instagram hesabındaki paylaşımını da yorumlara kapattı.

Çok büyük ihtimalle bu post’un anlaşması çok çok çok önce yapılmıştı ve çok büyük bir sponsorluk paketinin bir parçasıydı. Ya öngörülememişti, ya da üstesinden gelineceği düşünülmüştü. “Bu kapatma kararı, ilk atılacak reklam postunun etkisini artırmak için oyun oyun!” türünden komplo teorilerini şimdilik bir kenara koyalım.

Zaten hiçbir yere bağlanamayan o –İşte sosyal medyanın iyi yanı!- cümlesi ortada iyi yönetilemeyen bir kriz olduğunu da ispat ediyordu.

ACUN TELEVİZYONUNU NASIL KAPATAMAZSA…

Kesin olan tek bir şey vardı; o da artık hiçbir markanın sosyal medyadan paylaşım yapmayı reddeden hiçbir şöhrete yatırım yapmayacağıydı.

Mübalağa gibi gelebilir ama bir sabah Acun’un kalkıp ben kanalımı kapatıyorum demesi ne kadar garipse, Cem Yılmaz’ın da 12 milyon takipçiye ulaşmış altın değerindeki Twitter hesabına ‘KAPALI’ yazması da o kadar enteresandı.

Çünkü burası artık önemli bir yayın alanıydı ve gün geçtikçe artan bir değeri vardı.

Bunu anlamak için sadece bu yıl markaların dijitalde yaptığı harcamaların öneminin, ölçülebilirliğinin getirdiği değerin diğer bütün reklam harcamalarının önüne geçtiğini bilmek yeterdi.

İşin garip ve anlaşılamayan tarafı, ‘insanüstü’ dediği yorumları şahane şakalarıyla alt edebilecek kapasiteye sahip, bu ülkenin aklını en iyi pazarlayan adamlarından birinin böyle ‘sıradan’ bir yol seçmesiydi.

Bir hataydı, olmuştu.

En üzücü olan kotarılma şekliydi.

Para kazanma yöntemiyle ilgili süper dürüst şakalar yapabilen, filmlerinde ürün yerleştirirken ürün yerleştirmeyle dalga geçebilen, kendi reklam anlayışını markalara takır takır kabul ettirebilen Cem Yılmaz’ın “Sosyal medyada güzel şeyler de oluyor… Bakın iki robot. Lay la lay la lay lay” gibi bir yerden mevzuyu toparlamaya çalışması, ondan hiç beklenmeyecek bir samimiyet eksikliğiydi.

 

 

X