‘Sevgili kendim, teşekkür ederim (!)’

Haberin Devamı

ANKARA Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın müdürü kendi kendine bir teşekkür mektubu yazmış.
Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre AÜDK’da yaşanan istifaların ardından vekil olarak müdürlüğe getirilen Prof. Dr. Hasan Yener var bürokratik mini komedinin başrolünde.
Prof. Dr. Hasan Yener oturmuş (veya ayaktadır, bilemiyoruz tabii) “Sayın Prof. Dr. Hasan Yener” diye yazmaya başlamış.
Okulun antetli kâğıdına yazdığı mektupta şöyle seslenmiş yine kendisine:
“Yönetmenliğini üstlendiğiniz ‘Candide Operetinden Sahneler’ isimli eseri 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılı Mezuniyet Töreni kapsamında sahneleyerek, yapmış olduğunuz çalışmayla sağladığınız katkılardan dolayı teşekkür ederim. Saygılarımla.”
Prof. Dr. Hasan Yener’in, Prof. Dr. Hasan Yener’e yazdığı mektup elbette Prof. Dr. Hasan Yener’in imzasıyla nihayete eriyor.


*

Haberin Devamı


“Kendime mektup” hadisesine bulaşmamış olanları “Ay ne saçma” diye kikirdetecek basit bir hadise.
Ama “kendime mektup” başlıklı web sayfalarında benim gibi yolunu, aklını fikrini kaybetmiş olanlar duruma farklı yaklaşacaktır.
Kendime mektup”, adından da net şekilde anlaşılacağı üzere kişinin kendisine mektup yazması oluyor!
Çoğu “saykodelik his atakları” şeklinde oluyor bu mektupların.
Yazanlar gelecekteki kendilerine karşı inanılmaz bir hürmet gösteriyor bir kere.
Neredeyse kendisine “Siz” diye hitap edecek duruma gelmişlerini okudum ki; “Allah’ını seven arkadaşın üstüne Freud atsın!” şeklinde tepki vererek savuşturmuştum bu krizi.
İnternet üzerinde model model bulunabilecek mektuplarda “yoğuşmalı sevgi ve samimiyet krizi” yaşadığını gözlemliyoruz yazanların.
İçinde “gramofon”, “daktilo” gibi düşük kalibreli nostalji mermilerinin uçuştuğu “o kadar kötü ki, çok güzel” dedirten metinler.
Klişeler diyarından hisli cümleler, temenniler, kır düşmüş şakaklar, kurutulmuş yapraklar...
Anladınız herhalde formatını bu mektupların. Böyle dalga geçer gibi anlattığıma bakmayın, çok sıkı takipçisiyim bu güzel sitelerin.
Bu arada sırf “O zaman dans!!! Renk!!!” ortamı yok mektuplarda.
Şakacı gençlerin” kendilerine seslendikleri daha samimi mektuplar da var:
“Beni bırakıp gittiğini görmüşlüğüm yok allah var saol koçum benim, seni seviyorum.
Kahrımı çekiyosun yıllardır bi kere sızlandığını görmedim nadide çiçeğim benim. Mucuk lan sana!”


*

Haberin Devamı


Biz vekil müdürün kendine yazdığı teşekkür mektubuna dönelim...
AÜDK’nın web sayfasındaki biyografisi vekil müdürün böyle bir teşekküre ihtiyaç duymayacak bir kariyere sahip olduğunu gösteriyor.
Türkiye’deki eğitimin ardından ABD’de hem okumuş, hem de sahneye çıkmış.
Ünlülerle tanışmış. Biyografisinde şöyle diyor mesela:
“2008 yılı ABD Başkan adayı olan Senatör Dennis Kucinich tarafından ‘Bestecilerin stiline sadık kalan, son derece etkileyici, incelikli ve ustaca, dünya çapında bir yorumcu’ olarak nitelendirilen Prof. Dr. Yener...”
Şimdi sevgili okur...
Artık “Müdür herkese teşekkür eder de müdüre kim teşekkür eder?” diye içlenip mi yazdı o mektubu vekil müdür...
Yoksa “Hakkında tezvirat üreterek yıpratmak isteyen mahfillerin” şakasına mı kurban gitti müdürümüz, bilemiyoruz...
Neticede kendi kendisine teşekkür etmiş, bize “Rica ederim” demek bile düşmez...

Yazarın Tüm Yazıları