"Jale Özgentürk" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Jale Özgentürk" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Jale Özgentürk

TÜSİAD’da masayı kim devirdi?

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan kamuoyunda yaratılan, “TÜSİAD’a başkan bulunamıyor” algısından uzun süredir rahatsızdı. Bunun için de ilginç bir formül buldu. Kendisi gibi güçlü bir ismin başkan olduğu ve yönetimde eski başkanlardan oluşan ailelerin yer aldığı bir sistem üzerine anlaşıldı. Ancak planlar daha ilk gece altüst oldu.

EROL Bilecik, geçtiğimiz hafta Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) 18’inci başkanı olarak göreve başladı. TÜSİAD’ta hem Bilecik’in başkanlığa doğru gittiğini hem de onun listesinde hissedilen Ali Koç’un ağırlığını geçen haftalarda gündeme getirmiştik.

Ancak itiraf edeyim TÜSİAD’ın başkanlık seçim sürecinde önemli bir ayrıntı atlamışım. Hem de önemli bir atlama bu. TÜSİAD seçimi sırasında tesadüfen öğrendiğim, daha sonra da kontrol edip doğruluğundan emin olduğum bir bilgiyi paylaşacağım sizlerle.

TÜSİAD’da masayı kim devirdi

SÜRPRİZ KARAR

Bildiğiniz gibi TÜSİAD’ta başkan belirleme süreci uzun sürmüştü. Meğer Erol Bilecik’in isminden önce TÜSİAD’ın kurmayları başka bir formül üzerinde çalışmış. Hatta bayağı da yol almışlar. Ancak bu formül sürpriz bir şekilde rafa kalkmış. Nedir bu teklif derseniz...

Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Tuncay Özilhan daha önce birkaç kez değindiğim gibi kamuoyunda yaratılan “TÜSİAD’a başkan bulunamıyor” algısından uzun süredir rahatsızdı. Bunun için de formüller üzerinde duruyordu.

İşte bu formüllerden birini seçim öncesi Başkanlar Kurulu’na götürmüş. Herkesi şaşırtan teklifiyle başkanlığa aday olabileceğini ancak bir şartı olduğunu açıklamış. Şartı şöyle: Başkanlık Konseyi’ndeki her aileden bir temsilci ve eski başkanlar yönetime girecek. Eğer bu kabul edilirse hem başkanlığı hem de Yüksek İstişare Başkanlığı’nı aynı anda yapabileceğini, böylece güçlü bir yönetim ile TÜSİAD’ın tek ses olarak güçlü bir şekilde temsil edileceğini söylemiş.

Başkanlık Konseyi üyeleri beklemedikleri bu sürpriz teklif karşısında çok şaşırmışlar. Toplantıya katılanların tümü eksiksiz bir şekilde teklifi memnuniyetle kabul ettiklerini açıklamışlar. Eski başkanlardan oluşan, ailelerin üst düzeyde temsil edildiği bir yönetim ile birlikte Tuncay Özilhan gibi tecrübeli ve güçlü bir ismin başkan olduğu bir TÜSİAD’ın mutluluğu ile bitmiş o gün toplantı.

Ancak daha o akşam gelen bir haber bütün denklemi bozmuş. Bir büyük aile son anda bu formüle verdiği desteği geri çekerek, TÜSİAD yönetimine sadece profesyonel bir ismi verebileceğini söylemiş.

Özetle Tuncay Özilhan’ın tek şartı yerine gelmemiş, masa devrilmiş.

TÜSİAD’da masayı kim devirdi

TAM DESTEK

Hemen belirtelim. B planına geçen TÜSİAD yine de güçlü bir yönetim belirledi. Dünyada yaşanan teknolojik devrimi yakından izleyecek, TÜSİAD’ı yönlendirebilecek bir başkan ve ailelerin genç üyelerinden oluşan güçlü bir yönetimle yola devam etme kararı aldı. Ayrıca Yüksek İstişare Konseyi’nin Özilhan ve eski başkanlarla güçlü bir şekilde devam etmesi de rahatlatma sağlamış.

Başkanlık Konseyi üyelerinin genel tavrına bakılırsa yeni yönetime destek de tam. Bu arada söylemeden geçemeyeceğim. Hatay’da eğitime, spora önemli destekler veren Erol Bilecik’in başkanlığı Hataylıları da çok sevindirmiş.

GÜMRÜK BİRLİĞİ’NE EN BÜYÜK DESTEĞİ MUSTAFA KOÇ VERDİ

Geçen yıl 21 Ocak işdünyasının en acı günlerinden biriydi. Türkiye’nin en önemli grubu Koç’un yönetim kurulu başkanı Mustafa Koç, hiç beklenmedik bir şekilde yaşamını yitirdi. Bu vefat sadece Koç Ailesi’ni sarsmadı, Türkiye’de de büyük üzüntü yarattı.

Mustafa Koç’un erken vefatı grubu etkiler mi etkilemez mi tartışmaları bir yıl gibi kısa sürede yanıtını buldu. Ömer ve Ali Koç yaptıkları iş bölümü ile grubun globalleşme idealini kesintisiz sürdürüyor.

Mustafa Koç’un ölümünün arkadaşları için yarattığı boşluk ise doldurulamıyor.

Sedat Aloğlu, Mustafa Koç’un yakın dostlarından biriydi. Ölüm yıldönümünde arkadaşları bir araya gelecek mi diye sordum. Aloğlu, “Ölmeden kısa süre önce çok yakın dostlarından oluşan bir liste yapmıştı. Bir araya gelecektik, olmadı. Toplanalım diyoruz ama yapamıyoruz. Çünkü yan yana geldik mi ağlıyoruz” diyor.

Aloğlu, sohbet ederken kendisi için “manevi bir borç” olarak gördüğü bir anısını da anlattı:

“Yıl 1990’ların başı. Türkiye, Gümrük Birliği anlaşmasına hazırlanıyor. Ben Türk Amerikan İşadamları Konseyi başkanlığını Mustafa Koç’a devrederek AB konusunda yoğun çalışan İktisadi Kalkınma Vakfı’na başkan oluyorum. Kamuoyunda beyaz eşya, otomotiv gibi alanlarda üretim yapan Koç Grubu’nun, Gümrük Birliği’ne karşı olduğu algısı var. Mustafa’yla bir araya geldik. Söylenenlerin aksine Gümrük Birliği’nin Türkiye için ne kadar önemli olduğunu söyledi ve bana her türlü desteği vereceğini belirtti. Ondan sonra da Gümrük Birliği çalışmalarında maddi manevi her türlü desteği verdi.”

TÜSİAD’da masayı kim devirdiTARİHİ RUMELİ HAN İCRADAN SATILIK

BUGÜNLERDE hepimizin yüreğini acıtan bir tartışma var. Beyoğlu ruhunu neden kaybetti? Şimdi anlatacaklarım çok değil 2012’ye uzanıyor. Yani sadece 4 yıl önceye ait.

Rumeli Han Beyoğlu İstiklal Caddesi’ne cıvıl cıvıl çalışan hanlarından biriydi. 1878’de Ragıp Paşa’nın ikameti için yapılan bu taş olma binanın alt katlarında da dükkanlar yer alıyordu. Binanın girişinde şapkacılar, şemsiyeciler, aksesuarcıların yanı sıra en az binanın kendisi kadar ünlü bir marka karşılardı insanları. Rebul Eczanesi. Rebul de 1895’ten beri oradaydı.

KONSER VERİYORLARDI

Hanın sakinleri de çok renkliydi. Kiracılar resim, fotoğrafçılık atölyeleri, tiyatrolar, konser ve dans mekanlarıydı. Hanın içinde dağcılık ve kaya tırmanışı yapılıyor, eğitimler veriliyor, Haymatlos ve Factory isimli mekanlarda Erkan Oğur, Metin-Kemal Kahraman gibi önemli isimler konserler veriyordu. 

İstanbul ve Beyoğlu dünya turizminde önemli bir destinasyon haline gelince Beyoğlu’nun tarihi hanlarının da talihi değişti. Artık tek amaç yatak kapasitesini arttırmak için otel ve alışveriş merkezi inşaa etmekti. Emek Sineması, İnci Pastanesi, Markiz gibi Beyoğlu’nu Beyoğlu yapan markalar da birer birer yok oldu gitti.

Rumeli Han da 2012 yılında Laleli’de dericilikle başlayan ve otelcilik ve turizme yönelen Taksim Hill, Art Otel, Kafkasya Otel Florya Konağı gibi otellerin sahibi Gevrekli Ailesi tarafından satın alındı.

Binanın 62 kiracısı 2014 yılına kadar çıkarıldı. Hilton zincirinin üst markalarından biri olmak üzere restorasyona girdi. O günlerde yapılan açıklamaya göre Hilton Worldwide, Curio-A Colellection by Hilton markasına Avrupa’da açacağı iki oteli ekleyecekti. 2017’de açılacağı belirtilen otelin 173 odalı, şık bir restoran ve bara sahip olacağı belirtiliyordu.

MAYISTA SATILACAK

Ne yazık ki Türkiye şimdi ekonomide zor günler yaşıyor. Beyoğlu ve İstiklal Caddesi de bundan nasibini alıyor. Markalar gidiyor, dükkanlar kapanıyor. Beyoğlu uzun zamandır ellerimizle yok ettiğimiz kimliğine bir de ekonomik darbe yiyor.

İcralar, iflaslar artarken Rumeli Han’dan da olumsuz bir haber var. Han icradan satışa çıktı. İcra ilamında değeri 29 dükkan ve 180 suit odalı otel taşınmaz kültür varlığı olarak tanımlanıyor. Değeri 450 milyon TL olarak belirlenen Rumeli Han için ilk açık arttırma 24 Nisan’da ikinci ise 22 Mayıs’ta yapılacak.

Geçmişinden koparılan Rumeli Han umarız eski günlerine döner!

X