Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

İffetin, kahkahayla ölçüldüğü şu günlerde Keriman Halis’i anmak…

Belçika’nın Spa kentindeki otelin 14. Louis tarzında döşenmiş kral dairesinin bütün ihtişamına meydan okurcasına bir köşede kıvrılmış oturuyordu genç kız.

Otelin önünde toplanmış binlerce kişinin kendi ismini haykırdığını duyuyor, gözlerinden akan yaşlara engel olamıyordu. Babası Tevfik Halis Bey, kızının saçlarını okşarken “Toparla kendini” dedi, “Bunca insan seni görmek için gelmiş. Balkona çıkıp onları selamlaman gerekiyor.”

“Yapamam baba” dedi; “Türk bayrağı olmadan asla çıkmam oraya”Aşağıdaki kalabalığın sesinden çok, kulaklarında hala birkaç saat önce ayrıldığı salondaki iki bin kişinin ayağa kalkıphaykırdığı şu cümleler yankılanıyordu: “Vive la Mustafa Kemal”, “Vive la Miss Turquie” (“Yaşasın Mustafa Kemal, yaşasın Türk Güzeli”)

***

1932 yılının 31 Temmuz gecesiydi. Dünya Güzellik Yarışması’nın yapıldığı salonda 28 ülkeden gelen genç kızlar birer birer podyuma çıkmış, aralarından üçü finale kalmıştı. Şimdi bu üç güzel, heyecan içinde jürinin kararını bekliyordu. Sonunda jüri başkanı elindeki zarfı açıp kazananı ilan etti: Miss Turkey...

Kırmızı tuvaletinin yakasına beyaz bir kurdele takmış olan kahverengi gözlü, uzun simsiyah saçlı genç kız salondakilerin alkışları arasında heyecandan donup kalmıştı. Keriman Halis, 28 kişilik jürinin 25’inin oyuyla Dünya Güzellik Kraliçesi seçilmişti. Sakın bugünkü yarışma enflasyonuna bakıp aldanmayın, o dönem için bu etkinlik gerçekten dünya çapında bir olaydı.

***

İşte o gece Keriman, otelin önünde toplanan kalabalığın karşısına elinde Türk bayrağı olmadan çıkmamaya kararlıydı. Kraliçenin isteği otel yöneticileri tarafından yerine getirildi.Hemen kırmızı atlas bir kumaş bulunup beyaz yastık kılıflarından kesilen ay yıldız atlasın üzerine dikildi. Keriman Halis o bayrakla balkona çıktı ve halkı selamladı.

***

Müjdeli haber ertesi günkü Türk gazetelerine “Keriman Halis, dün saat 17.15’de dünya güzeli seçilmiştir” şeklinde yansıdı ve büyük bir coşkuyla karşılandı. Peyami Sefa hiç vakit kaybetmeden şu satırları kaleme aldı: "Keriman Halis'in tüm dünyaya ispat ettiği şey, yalnız ferdi bir güzellikten ibaret değildir. O, düne kadar kafes arkasında yalnız 'insan yumurtlamaya' yarar, acayip bir kümes hayvanı zannedilen Türk kadını ile bugünün beynelmilel hareketlerine karışan, zeki vecevval bakışlı Türk kızının farkını meydana çıkardı. Bu olay Türkiye'nin geçirdiği inkilap hakkında yazılmış ve yazılacak kitaplardan ziyade fikir vermek kudretini haizdir"

İffetin, kahkahayla ölçüldüğü şu günlerde Keriman Halis’i anmak…

***

Biraz da eğlence olsun diye girdiği yarışmada Keriman Halis Türkiye’de seçilen dördüncü güzeldi.

Yarışmayı düzenleyen Cumhuriyet Gazetesi verdiği bir ilanla adaylara şu çağrıyı yapmıştı: “16-25 yaşlarında evlenmemiş, namuslu kızlar ‘hafif ve balo kıyafetiyle’ yapılacak bu seçime katılabilecek; kazanamayanların izzet-i nefislerinin rencide edilmemesi için adları açıklanmayacaktır”

Jüri ise o dönemin şöhretler resmigeçidi gibiydi. Yeni kraliçeyi, Abdülhak Hamid’den Cenap Şahabettin’e, Vasfi Rıza’ya, Yunus Nadi’den Peyami Safa’ya kadar dönemin ünlü yazar ve sanatçıları seçeceklerdi.

İffetin, kahkahayla ölçüldüğü şu günlerde Keriman Halis’i anmak…

Buna rağmen katılım çok düşük olmuş, Keriman sadece 8 aday arasından birinci seçilmişti. Hatta Son Posta Gazetesi “Keriman Halis Türkiye güzeli değil, olsa olsa Cumhuriyet Gazetesi güzeli olur” diye dalgasını bile geçmişti. Ama bu eleştiriler dikkate alınmadı, halk Keriman’ı çok sevdi ve benimsedi.

***

Keriman, dünya güzel seçildikten hemen sonra ona Ece soyadını takan Atatürk, 3 Ağustos günü yaptığı açıklamada şöyle diyordu:“Türk milleti bu güzel çocuğunu şüphesiz samimiyetle tebrik eder. Doğal güzelliğinizi bilimsel yöntemlerle korumasını bilin. Ama asıl yüksek kültürde dünya birincisi olmaya çalışın”

***

Keriman’ın Türkiye’ye dönüşü de tam bir olay olmuştu. Sirkeci Garı’nda binlerce kişi tarafından gerçek bir kraliçe gibi karşılanmış, üç gün içinde 30 bin tebrik telgrafı almıştı. Yerli ve yabancı dergiler adeta onu kapaklarına taşımak için yarışıyorlardı.

İffetin, kahkahayla ölçüldüğü şu günlerde Keriman Halis’i anmak…

Bundan iki yıl önce kaybettiğimiz Keriman Halis, Batı tarafından, Osmanlı’nın bağnaz bir toplum olduğu ön yargısının kırılmasının ilk simgelerinden biridir. Hatta öylesine ki, onun öyküsü Japonları bile etkilemiştir. Bugün Japonya’daki ders kitaplarında “Kerime Halis Olayı” diye okutulan bölümde, Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk kez bir güzellik kraliçesinin Türk kadınını erkek egemenliği baskısından manevi olarak kurtardığından söz edilmektedir.

Dünya güzeli seçildiği 31 Temmuz günü, Cumhuriyet kadınlarının öncülerinden biri olan Keriman Halis’i bir kez daha saygıyla anıyorum.

Hele hele ‘iffet’in, kahkaha atmayla, kadının yanında kocası olmadan tatile çıkmasıyla özdeşleştirildiği şu günlerde...

İffetin, kahkahayla ölçüldüğü şu günlerde Keriman Halis’i anmak…

X