Boynumuzun borcu

6 Şubat’ta yaşanan facianın birinci yılını anıyoruz. Depremlerin etkilediği bölgelerimizin genişliği bir memleket kadardır. Bir depremden sonra restorasyon kolay iş değildir. Birkaç mimarın ve mühendisin çok bilmişliğine bırakılamaz. Her şeyden evvel oranın sakinlerinin ecdadının gelecek nesillere bırakacağı bir bölgenin yeniden imarı hepimizin boynuna borçtur.

Haberin Devamı

KORKUNÇ bir depremin birinci yılını yaşıyoruz. Acılar geçmiş değil ama bu vesileyle tabii ki dışavurumu yükseliyor. Tansiyon had safhada. Böyle zamanlarda kışkırtıcı, kötümserliği artırıcı demeçler kadar insanların acılarıyla alay eder gibi tuzu kuru, münasebetsiz demeçlerin de yeri değil. “Ayakta kalırız” demek başka şey, “daha iyi gelecek” demek başka şey. Yakınlarını kaybedenlere “daha iyi bir gelecek” hiçbir olumlu katkıda bulunmayacak manasız bir terimdir.

Bazı şeylere dikkat etmek lazım. Deprem komisyonlarında üye olanların bu alanlarda ne kadar tecrübeleri olduğu belli değil. Deprem bölgesi kendi hâliyle bırakılmaz. Günümüzde dokümantasyon imkânları daha fazla, eskinin gözden geçirilmesi lazım. Hele Hatay gibi bölgelerde imarın yeniden ihlali söz konusu olabilir.

Haberin Devamı

Boynumuzun borcu

Erzin ilçe merkezinin yetkililerinin ve idarecilerin söz sahibi olmasına dikkat etmelidir. Burası örnek bir beldedir. Pazarcık fay hatlarının kesiştiği bir noktadır, yönetimin hukuka ve imara ve ananeye riayetinden dolayı büyük tahribat olmadı. Can kaybı hiç yok. Birçok yerde şehir sakinleri geleneksel mimariyi hızla terk ettiler, yeni yapılan binalar hakkında bilgileri yoktu. Maraş merkezinde bu facia yaşandı, birkaç bina var ki iyi mühendisliğin eseri olarak ortada duruyor, gerisinde çalışan ve üreten nüfusumuz kayboldu gitti. Malatya’da en seçkin sporcuları en iyi yapıda kaybettik. (Güya burası bölgenin depremi ağır geçirmeyen yeridir.) Adıyaman’da İsias Hoteli bir faciaydı, aynı zamanda bir skandaldır. Kıbrıslı yavrularımızı kaybettik. Otel kaçak beş kattan oluşuyor, üstelik önceden kamu desteği de almış. “Suçluların mahkûmiyeti, soruşturmaları, tutuklanmaları acaba nerede kaldı?” diye sormalı.

RESTORASYON KOLAY İŞ DEĞİL

Bir depremden sonra restorasyon kolay iş değildir. Birkaç mimarın ve mühendisin çok bilmişliğine bırakılamaz. İkinci Dünya Harbi’nden sonra müttefiklerin bombalayarak yerle bir ettiği Dresden, Hitler katillerinin ve Almanya’nın çekilirken özellikle tahrip ettiği Varşova’nın yeniden imarı sırasında mühendisin de, mimarın da, sanat tarihçisinin de bolluğu ortadaydı. Arşivlerde her şeyi gösterecek belge vardı. Buna rağmen sakinlerin reyine başvuruldu, bilgisinden yararlanıldı. İş öyle kolay değildir. Volgagrad, yani eski Stalingrad’da birtakım eski mezarlıkların, tarihî alanların şehrin yeniden inşası sırasında alakasız binalarla kapandığı hatta oto garaj yapıldığı bile söyleniyor.

Haberin Devamı

Boynumuzun borcu

GELECEĞİMİZİN EN ÖNEMLİ PROBLEMİ

Bu işin rejimlerle alakası yoktur. İşine ve topluma saygısı olmayan lakayd ve gaddarca tahrip eden mühendislerin bulunduğu toplumlar her yerde vardır. Hatta bunlar bazen sözde eğitimi yüksek kimseler olabilir, zengin olabilir ama gereken bilgi noksanlığı restorasyonu istenen ölçüde gerçekleştirmeyi önler. Deprem bölgelerimizin genişliği bir memleket kadardır; Macaristan veya Portekiz, İzlanda veya Sardinya Adası kadar. Nüfusu 10 milyonu bulan meskûn yerlerdir. Buraların imarı Türkiye’nin geleceği için en önemli problemdir. İş particiliğin veya muhalefetin mensubu olmakla ilgili değildir. Her şeyden evvel sakinlerin ve onları canı gönülden takip ederek denetimi ele alan bir milletin varlığı söz konusudur.

Haberin Devamı

Antakya bu deprem bölgesinde en çok tahribat gören üç merkezden biridir. Yerin altında ve üstündeki eserler üç bin yılı aydınlatacak, nüfusun renkliliğini temsil edecek bütün dinlerin nasipleneceği eserlerdir. Antakya’nın yeniden inşası diye eski ile alakası kopmuş, bir yeni heyulanın hiç kimsenin işine yaramayacağı açıktır. Her şeyden evvel oranın sakinlerinin ecdadının gelecek nesillere bırakacağı bir bölgenin yeniden imarı hepimizin boynuna borçtur.

SAHİPSİZ KALAN ÇOCUKLAR

- DEPREMDEN sonraki aylarda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı “çocukların yerleştirildiği” gibi bir demeç vermişti. Elhamdülillah merhametli bir halkımız var. 100 binlerce aile bu çocukları evlat edinmek için sıraya girdi. Bu çocukların en önemli ihtiyacı sıcak aile yuvasıdır. Hâl böyleyken yaş gruplarına bile dikkat etmeden bir kuruma yerleştirmekle iş bitmiyor. Bu merkezlerden bir ikisini gördüm; birçok görevli elinden geleni yapsa da travma geçiren yavrularımız için yeterli değildir. “Ben yaptım, oldu” diye rahat etmek kolay bir çözüm değildir.

Haberin Devamı

Boynumuzun borcu

BU ÇOCUKLAR AİLE İSTER

Bakanlığın, hükümetin, belediyelerin kadroları kadar muhalefetin de iyi niyetle, seçim döneminde rastlanacak kolaycı propagandalardan kaçınarak çocuklarımızı düşünmeleri ve ele almaları lazımdır. Merhametli bir milletiz. Bir yıldır bu çocuklar hâlâ yuvalarda. Hatta annesinin babasının öldüğünü söyleyerek ortada gezen bir yavru bile şimdi nerede bunu bilmiyorum. Bazıları onun da yetiştirme yurdunda olduğunu söyledi. Yetiştirme yurdu en son düşünülecek yer. Bu çocuklar aile ister.

Yazarın Tüm Yazıları