Hürriyet'in Arka Köşesi
Hürriyetin Arka Köşesi
Hürriyet'in Arka KöşesiYazarın Tüm Yazıları

O masa işte bu masa

HÜRRİYET, işte bu masadan idare ediliyor.

Haberin Devamı

 O masa işte bu masa

Bütün kararlar, işte bu masada alınıyor.

Tercihler, işte bu masada belirleniyor.

Bu masa, Hürriyet’in yazıişleri masası...

*

Masanın sakinlerine şöyle bir bakalım:

*

EMRE ORAL: Manşetlerin efendisi.

*

ATEŞ YALAZAN: Sağduyunun sesi.

*

ARİF DİZDAROĞLU: Tablo gibi sayfa çizen adam.

*

ŞEHRİBAN OĞHAN: Soğukkanlı takipçi.

*

SEFER LEVENT: Ekonomide hiçbir şey kaçırmaz.

*

FİRUZAN DEMİR: Sayfalar dolaşır gözlerinde.

*

SELMAN ÖZGER: İçerikle görselliğin aynı anda hakkını verir.

*

NİLGÜN T. GÜMÜŞ: Dünya avuçlarının içinde.

*

RIZA DURSUN: Forvetimiz.

*

Hürriyet yazıişleri masasında...

Her kafadan ayrı ses çıkar... Bazen öyle tartışmalar yaşanır ki, İsmail Saymaz’lı tartışma programları bile çok barışçıl kalır... Farklı fikirler havada uçuşur... Her meşrep güzelce temsil edilir... Her yaklaşım saygıdeğer bulunur...

Haberin Devamı

Bütün bu ‘ekşın’ın tek bir amacı vardır:

Daha güzel bir Hürriyet.

ŞEHİTLERİMİZ

Gazete sayfalarına haberlerini yerleştirirken... Hepsinin birer ana kuzusu olduğunu hiç unutmuyoruz.

*

Kahramanlıklarını anlatırken... Onları yitirmiş olmanın üzüntüsünü en derin şekilde yaşıyoruz.

*

Cenaze törenlerini haber yaparken... Arkalarında bıraktıkları yakınları için gözyaşı döküyoruz.

*

Kısacası...

Şehitler, bizim için sadece bir haber konusu değildir, bir duyarlılık alanıdır.

İNADINA

HÜRRİYET olarak...

  • İnadına uzlaşma demeye...
  • İnadına toplumsal beraberlik demeye...
  • İnadına gerginlikler azalsın demeye...
  • İnadına düşmanlıklar son bulsun demeye...
  • İnadına cepheleşme bitsin demeye...
  • İnadına barış demeye...

Devam edeceğiz.

O masa işte bu masa

GECELER ONLARIN

BASKI işlemleri bütün bir geceye yayılır gazetecilikte... Gece yarısına kadar süren bir süreç bu.

Gecenin bir vakti... Bazen baskı durdurulur, bazen “ara baskılar” yapılır, bazen sayfalar baştan sona değişir.

Gecenin bütün yükünü ise bizim “gececilerimiz” çeker.

Gündüze göre stresleri daha fazladır “gececilerimizin”... Karar alma ve uygulama süreçleri daha hızlıdır. Pratik olmak gibi mutlak bir zorunlulukları vardır.

Haberin Devamı

Gazeteyi son haline onlar getirir.

*

Bu ekibin iki patronu var. Biri Ardıç Aytalar... Diğeri Şenay Tarhan...

O masa işte bu masa

Zorlu bir mesai yapıyorlar. Emekleri büyük.

Ama bu ekibin tartışmasız iki şansı var:

*

BİR: Geceleri iş çıkışı pek alternatif olmadığından sürekli kelle paça içip duruyorlar. Bu nedenle korona morona vız geliyor onlara. (Tabii Canan Hanım haklıysa.)

*

İKİ: İş çıkışı eve dönüş trafiği diye bir şey bilmiyorlar. Sabah trafiğini de duyuyorlar ama yaşamıyorlar.

GAZETECİLİKTE OLUYOR BASİRET BAĞLANMASI

34 askerimiz şehit oldu. Bu hain saldırının ardından haklı olarak hem Esad’a, hem Rusya’ya tepki oluştu. Tepkinin zirve yaptığı bir günde yazarımız Fuat Bol, yazısına “Ayıdan post, moskoftan dost olmaz” diye başlık attı. Gün içinde “Fuat Abi’yle konuşalım, kendisinden rica edelim, bu başlığı değiştirsin. Çünkü bu başlık Rus halkına yönelik toptancı bir yargılama içeriyor” diye konuştuk kendi aramızda. Ama sonra ihmal ettik Fuat Abi’yle konuşmayı. Resmen basiretimiz bağlandı. Halbuki Fuat Abi’nin böyle bir hassasiyeti haklı bulacağından emindik.

*

Haberin Devamı

Neyse, gazetecilikte oluyor böyle basiret bağlanmaları ve ihmaller...

Ama bu olay, daha dikkatli olmamız gerektiği konusunda bize ders oldu.

O masa işte bu masa

İDLİB’E AH ÇEKTİREN İKİ ARKADAŞIMIZ

Selçuk Şamiloğlu: Foto muhabirimiz.

İdris Emen: Muhabirimiz.

İki arkadaşımız da İdlib şehir merkezine kadar gittiler. İzlenimler aktardılar, fotoğraflar gönderdiler.

Çok etkileyici izlenimleri okudukça, yürek yakan fotoğraflara baktıkça “Ah İdlib ah” dedik.

Ve manşetimiz de böyle çıktı.

Yazarın Tüm Yazıları