DSİ acaba inceleme yapıyor mu?

İznik Gölü’nde sonbahar aylarının yağışsız geçmesi ile birlikte su seviyesi en dibi gördü. En dipten kastımız, DSİ verilerine göre “riskli seviye”

Haberin Devamı

Bu, şu anlama geliyor, artık acil önlemlerin alınması, tarımsal sulamadan, sanayiye giden suya, bilinçsiz sulamadan, gölü besleyen su kaynaklarının doğru yönlendirilmesine kadar her türlü tedbirin alınması.
Hatırlayacaksınız, geçen hafta Orhangazi’de bölgede tarımsal sulama yapan Keramet Sulama Birliği İznik Gölü’ndeki su seviyesinin korkutucu boyutlara ulaşmasından dolayı Tarımsal sulama sezonunu kapatma kararı almıştı. Bu, öyle kolay alınacak bir karar değil. Çünkü bugünlerde üreticinin en çok ihtiyaç duyduğu şey su.
Sonbahar aylarının yağışsız geçmesi, çiftinin ihtiyacı olan suyu daha da artırmış durumda. Dolayısı ile Keramet Sulama Birliği böyle bir karar aldı ve geçtiğimiz pazar günü bölgede tarımsal sulama sezonunu üreticilerine de duyurarak sonlandırdı. Bu karar İznik Gölü’ndeki su seviyesinin riskli noktaya gelmesinden dolayı alınan bir karar oldu.

***
Peki İznik Gölü’ndeki “riskli seviye” neresi. İznik Gölü’nün Denizden seviyesi normal koşullarda 85,50 metre. Bu seviye İznik Gölü’nün eski su seviyesi, yani çekilme yaşanmadan önceki normal seviyesi. Zaten İznik Gölü’ndeki su seviyesi 86.50’nin üzerine çıktığında göl kapakları açılır, su seviyesi normale dönene kadar su boşaltması yapılırdı. Gelin görün ki göl kapakları öyle sanıyorum ki en son 2010 yılında açılmıştı. Yani bundan tam 12 yıl önce. 12 yıldır İznik Gölü’ndeki su seviyesi git gide azaldı,
bugünkü seviyeye kadar geldi. Peki Gölün riskli seviyesi neresi? Şu anda resmi olarak teyit alamasak da göl seviyesi “riskli seviye” olan 83,30’lara kadar gelmiş durumda.
Özellikle Ağustos ayından bu yana bölgenin yağış almaması, sonbahar aylarının yağışsız geçmesi, göl seviyesinin en dibi görmesine kadar geldi.

***
Son yıllarda basında ve bu satırlarda sıkça İznik Gölü’nün su seviyesinin korkutucu boyutlarından söz ettik. İznik Gölü’nde özellikle Orhangazi sahilindeki iskeleyi baz alarak sık sık fotoğraflandırmalar yaparak, öncesi ve sonrası gibi karşılaştırmalar da yaptık defalarca. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, önceki haberlerimizi, yorumlarımızı hepsini unutun. Bunca yıllık meslek hayatımda gölde bu seviyeyi hiç görmemiştim. Geçen yıla oranla bile göl su seviyesinin metrelerce geriye gittiğini açıkça gözlemleyebiliyorum. Durum gerçekten vahim ve korkutucu. Ve artık somut bir şeylerin zamanı geldi de geçiyor bile.

***
İznik Gölü’ndeki durum ile ilgili olarak medya mensubu olarak bizim de görüşlerimize zaman zaman başvuruluyor. Buna benzer bir toplantıyı geçen hafta Orhangazi Belediye Başkanı Bekir Aydın ilçedeki basın mensupları ile bir araya gelerek yaptı. Görüşlerimizi sordu, neler yapılabileceğini, ne gibi tedbirler alınması gerektiği ile ilgili bir görüş alışverişimiz oldu. İşin doğrusunu söylemek gerekirse, İznik Gölü’ndeki su seviyesini korumak daha da kötüye gidişini engellemek için yapılacak şeyler çok sınırlı.
Bu konuda öncelikle yapılması gereken şey bölgenin en azından bu kış döneminde bol yağış alması için bol bol dua etmemiz gerekecek. Ama bunun yanı sıra önlemler alınması artık şart.
Örneğin, Keramet Sulama Birliği’nin kendince aldığı önlemin benzerleri ilgili diğer kurumlar tarafından yapılabilir. Bu noktada ilk akla gelen Gölden Gemlik’teki Gemlik Gübre fabrikasına çekilen su oluyor. Daha önce dile getirmiştik, Gemlik Gübre ile DSİ arasında yapılan yeni protokol ile kurumun gölden yıllık 10 milyon metreküp su çekme hakkı bulunuyor. Bunun için yeni sözleşme gereği pompaların hem girişine hem de çıkışına sayaçlar kondu, kullanılan su da ücretlendirilmiş durumda.
Ancak bundan yaklaşık 1,5 yıl önce DSİ’nin duyurduğu yeni sözleşme şartlarına göre İznik Gölü’ndeki su seviyesinin riskli noktaya gelmesi durumunda DSİ’nin suyu tek taraflı olarak kesme yetkisi bulunuyor. Eğer bu yapılırsa bu da göl için bir önlem olabilir.
Yanı sıra, bölgedeki sanayi kuruluşlarının ister İznik Gölü’nden doğrudan, isterse dolaylı yönden kullandıkları su kontrol altına alınabilir. Bunlar için de bir kısıtlamaya gidilebilir. Yine, bölgede tarım yapan çiftçilerin çok ciddi şekilde bilinçlendirilmesi, vahşi yada bilinçsiz sulamanın da önüne geçilmesi sağlanabilir. Bunları yapacak olan da devletin ilgili kurumlarıdır.

***
Sonbahar da bitiyor, artık kış mevsimine giriyoruz. Ama hala yağış yok. Dolayısı ile İznik Gölü konusunun çok daha ciddi bir şekilde ele alınması önlemlerin, yaptırımların da hayata geçmesi artık şarttır. Çünkü durum gerçek manada vahim bir noktaya ulaşmış durumda.

Yazarın Tüm Yazıları