Okuldan sahaya kaçtı Avrupa şampiyonu oldu

Ruhumuzun enkaz altında kıvrandığı saatlerde...

Haberin Devamı

İçimize biraz olsun bir gülümseme bıraktı.

Aslında 10 yaşındayken haşarı bir çocuktu.

Kolay kolay laf dinlemezdi.

Disiplini yoktu. Boyun eğmez bir yapısı vardı.

Bir sabah beden öğretmeni sınıfı topladı ve şöyle dedi:

“Çocuklar yarın buraya bir minibüs gelecek. Ve aranızdan seçtiklerimi atletizm sahasına götürecek. Orada yeteneği olanlar seçilecek. Sporcu olacaklar. İyi çalışır, hocalarınızı dinlerseniz milli olur Türkiye’yi bile temsil edersiniz.”

Okuldan sahaya kaçtı Avrupa şampiyonu oldu

Tuğba bu sözleri duyunca öne atıldı.

Ve beden öğretmeni ona şöyle dedi:

“Kızım senden atlet olmaz. Çünkü disiplinli değilsin. Laf dinlemiyorsun.”

Öğretmeni doğru söylüyordu. Disiplin olmadan spor olmazdı ki...

Haberin Devamı

Tuğba yıkılmıştı.

Ertesi sabah minibüs gelmiş, seçilen öğrenciler hazırlık yapıyordu.

İçinde bir heyecan vardı ve o kadar çok katılmak istiyordu ki...

Gitti arkadaşlarına ve şöyle dedi:

“Ben de gelmek istiyorum. Kendimi denemek istiyorum. Ben önceden gidip minibüse bineyim. Ne olur siz de kimseye söylemeyin.”

Okuldan sahaya kaçtı Avrupa şampiyonu oldu

Arkadaşları kabul etti. Sustular. Söylemediler...

Tuğba böylece minibüse bindi ve kaderinin yolculuğuna çıktı...

Ulus’taki Naili Moran Atletizm Tesisleri’ne gelip de yeşil sahaya çıkınca içini bir başka duygu kaplamıştı...

Sahada büyük abiler, ablalar koşuyor. Birisi kum havuzuna doğru atlıyor. Diğeri sırıkla bir engelin üzerinden geçmeye çalışıyor. Süratle koşanlar, bir şeyler fırlatanlar...

Sanki bir panayırdaydı. Muhteşem bir panayır...

Tuğba o gün bütün yarışlarda birinci oldu. Antrenörlerin dikkatini çekti.

Bir hoca gelip ona şöyle dedi:

“Kızım senin yeteneğin var. Biz bu hafta gelip hocalarınla konuşuruz. Sen de istersen burada çalışırsın...”

Tuğba sevinçle eve döndü. Ertesi hafta Atletizm Federasyonu’ndan gelen birileri okul müdürü ve beden öğretmeniyle görüştü.

10 yaşındaki Tuğba artık resmen çalışmaya başlamıştı.

Aradan biraz zaman geçince, ilk kez il yarışlarına katıldı. Ve birinci oldu.

Okuldan sahaya kaçtı Avrupa şampiyonu oldu

Tuğba’nın içi içine sığmıyordu. Dikkatleri çekmişti. ENKA Spor’dan anında teklif geldi.

Haberin Devamı

(Bu noktada ENKA’nın amatör sporlara katkısı için bir kez daha teşekkür ediyorum... Şarık Tara’nın ruhu şadolsun.)

Başarıları devam edince ENKA bir de burs bağladı. Bu burs neden önemli?

Çünkü aile bütçesi geliş gidiş, spor kıyafeti, beslenmeyi karşılamayabilir. Bu nedenle dar gelirli aileler genellikle çocuklarını vermezler. Burs gelince aile de rahatladı.

Tuğba peşpeşe dereceler yapıyordu. Hem de üç adım, tek adım ve 100 metre engellide...

Antrenör Osman Pehlivan’la çalışmaya başladı. Osman Hoca bu defa “Artık yalnız üç adım atlayacaksın” diye çizgiyi çekti. Ve onu yetiştirmeye başladı.

Ardından Türkiye birincilikleri geldi.

Ama Osman Hoca başka bir branşa geçince sıkıntı başladı.

Haberin Devamı

Bir yandan ailevi nedenler, bir yandan antrenör sıkıntısı... Tuğba bunalmaya başlamıştı. Sanki 10 yaşındaki disiplinsiz günlerine dönüyordu.

Sonra bir de üzerine sakatlık geldi. İyiden iyiye bozuldu.

Bu sırada ENKA uyarı yapıyordu:

“Böyle devam edersen eğer...”

KADERİNİN KARARI


O sabah kalktı. Uzun bir koşu yaptı. Dinlendi.

Bir karar vermek zorundaydı. Ya iyi disiplinli bir hocayla çalışacak ya da bitecekti.

Aklında bir isim vardı...

Cahit Yüksel.

Ama Cahit Hoca aşırı disiplinli bir isimdi.

Okuldan sahaya kaçtı Avrupa şampiyonu oldu

Korkuyla bir mesaj attı:

“Hocam, ben sizinle çalışmak istiyorum...”

Cahit Hoca’dan cevap geldi:

“Kızım ben seninle çalışmam çünkü sende disiplin yok. İstikrar sorunun var...”

Haberin Devamı

Cahit Hoca kestirip atmıştı.

Tuğba düşündü.

Son bir mesaj attı:

“Hocam şu anda bir karar aşamasındayım. Disiplinsiz olduğumu ben de biliyorum. Ama beni disipline edecek bir hocaya ihtiyacım var. Tam bir karar anındayım. Ya biteceğim ya da olacağım...”

Bu mesaj Cahit Yüksel’i gerçekten etkiler. Çalışmayı kabul eder...

Ve 5 yıllık çalışma sonucunda...

10 yaşında okuldan kaçarak sahaya giden Tuğba Danışmaz...

Önceki gün İstanbul’da yapılan Avrupa Salon Atletizm Şampiyonası’nda 3 adım atlamada altın madalyayı aldı.

Göğsünde ay yıldız...

Gönderde ay yıldız...

Şu deprem günlerinde biraz olsun içimize bir gülümseme bıraktı.

Arkadaşlar bu kadar detayı şunlar için aktardım:

Haberin Devamı

OKUL YÖNETİMLERİ İÇİN: Değerli öğretmenlerim. Haşarı, disiplinsiz, laf dinlemez öğrencilerinize dikkat edin. Onların o boyun eğmez halleri belki de bir şampiyonun işaretidir. İşte Tuğba...

SPOR BAKANLIĞI’NA: Bakanlar genellikle istatistik vermeyi severler. Şu kadar saha. Bu kadar salon. Falanca miktar sporcu... Ama hiçbir istatistik okuldan kaçıp şampiyon olan Tuğba’yı anlatamaz. Mesela şimdi 18-28 Ağustos Dünya Şampiyonası için Tuğba ve hocasının ihtiyacı nedir?

Özel fizyoterapist, özel masöz gibi...

Bunun için aylık en az 20 bin TL gelire ihtiyaç var. Bunu sağlayabiliyor muyuz?

VE BİZLERE GELİNCE: Spor Bakanlığı ve Atletizm Federasyonu çok başarılı bir Avrupa Şampiyonası organizasyonu gerçekleştirdi. Ama seyirci çok zayıftı. Neden? Oysa gelen her seyirci için 1 Euro deprem yardımı olacaktı. Yine de dolmadı. Önerim de şu:

Acaba böyle organizasyonlara okullardan öğrenciler getirilse... Bir hafta sonu bu muhteşem ortamı yaşasalar. Güzel olmaz mı? O çocuklar etkilenmez mi?

Yazarın Tüm Yazıları