Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 7 keskin mesaj

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la gittiğimiz Katar gezisi yaklaşık 1.5 saat süren basın toplantısıyla önemli bir boyut kazanıyor...

Haberin Devamı

Katar’ın “özel havaalanı”nda ihtişamlı bir salondayız...

Cumhurbaşkanı, stokçuların mallarına el koymayı da içine alan yeni yasa hazırlığından Avrupa Parlamentosu’ndan gelen kararları yok saymaya, İsrail’le ilişkilerden ekonomiye, oradan Kılıçdaroğlu’nun “ayıplı el hareketine” kadar çok samimi cevaplar verdi... Bunların tamamını başlıklar halinde özetliyorum....

İşte en kritik iki başlık:

1) ‘BİZİM YARGIMIZIN ÜZERİNDE AB KARARI TANIMIYORUZ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Kavala ve Demirtaş davalarıyla ilgili olarak aldığı “ihlal kararı” için çok keskin bir cevap verdi:

“Biz Avrupa Birliği’nin Kavala’yla, Demirtaş’la, şununla, bununla ilgili aldığı kararları tanımıyoruz. Olay bu kadar basit. Yok farz ediyoruz. Bizim indimizde bunlar yok hükmündedir. Bunları kaç kez açıkladık. İster anlasınlar ister anlamasınlar. Bizim yargımızın vermiş olduğu kararın üzerinde biz, Avrupa Birliği kararı tanımıyoruz. Ne biliyorlarsa onu yapsınlar.”

Haberin Devamı

Cumhurbaşkanı Erdoğandan 7 keskin mesaj

2) ‘STOKÇULARIN MALLARINA EL KOYULACAK’

Sohbetin en kritik konularından biri de kur ve fiyat artışları idi...

İşte Cumhurbaşkanı’nın cevabı:

“Tabii şu anda kimi ürünlerde görülen fiyat artışlarının bir sebebi küresel emtia fiyatlarının yükselişiyken, bir sebebi de maalesef piyasadaki açgözlü fırsatçılardır. Bu, özellikle de stokçuluktan kaynaklanıyor.”

YENİ YASA GELİYOR

Erdoğan, stokçulukla mücadele için hazırlanacak yasanın en etkili cezasını da şöyle açıklıyor:

“Şimdi bu bütçe müzakerelerinden sonra hemen bir yasal düzenleme yapacağız ve bu stokçuların üzerine ciddi manada gideceğiz. Bundan sonraki süreçte cezai müeyyidelerin çok daha yüksek olacağının sinyalini şimdiden veriyorum. Bunu bilsinler ve bu stokçuluğa tevessül etmesinler. Hem ellerindekine el koyacağız hem de cezai müeyyideleri yüksek tutacağız. Stokçuluk bizim dinimizde de haramdır. Bunun adı ihtikârdır. Buna fırsat veremeyiz. Kimse yaptığı işle vatandaşımıza zulüm edemez. Vatandaşımıza yaptıkları bu zulümle, oradan kazandıklarıyla helal lokma yediklerini zannetmesinler. Fakir fukaranın hakkını gasp ediyorlar, bunu yiyorlar, buna fırsat vermeyeceğiz.”

Haberin Devamı

KİM OLURSA OLSUN TEPESİNDEYİZ

Cumhurbaşkanı hakkıyla çalışan için de bir hatırlatma yapıyor:

“Yeni ekonomik düzenin en önemli adımlarından bir tanesi de bu olacak. Çalışsın, kazansın. Şu anda Türkiye, imkânlarıyla buna çok büyük fırsatlar veren bir ülke. Niye helalinden çalışmıyorsun arkadaş? Niye haram yollara başvuruyorsun? Stokçuluğu bırakacaksın bir defa. Kim olursa olsun, her alanda stokçuluk yapanın tepesindeyiz.

Bir yandan da yatırımla, üretimle, istihdamla ve ihracatla ekonomimizi daha da güçlendireceğiz.”

3) KILIÇDAROĞLU'NA ‘BİR TARAFTAN HELALLEŞECEKSİN SONRA AYIPLI EL HAREKETİ YAPACAKSIN’

Basın toplantısı olur da yerel siyaset olmaz mı?

Elbette sorular geldi dayandı, Kılıçdaroğlu’nun Meclis’teki “el hareketine”... İşte Erdoğan’ın cevabı: “Meclis’in kutlu diyebileceğim kürsüsünde ana muhalefetin başındaki adamın el kol hareketlerini izlediniz, gördünüz. Ana muhalefetin başındaki bir adamın yaptığı hareketlere bakın. Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihinde böyle bir olay yaşandı mı? Bu, tam bir ibret vesikası. CHP’ye gönül veren tüm kardeşlerime de sesleniyorum, acaba böyle bir adama nereye kadar sabredeceksiniz? Yani iktidar partisine ve oraya gönül veren insanlara bu şekilde küfür eden bir ana muhalefetin başına nereye kadar sabredeceksiniz? Herhalde 2023’e kadar.”

Haberin Devamı

‘KİM ÖĞRETİYOR BU AYIP HAREKETLERİ’

Cumhurbaşkanı bir de soru sordu:

“Bir taraftan “helalleşmek” diyeceksin, öbür taraftan milletin Meclis’inde bu edepsiz el kol hareketini yapabilme cüreti göstereceksin. Kim öğrettiyse buna bunları?

Sen zaten kasetle geldin. Şimdi yerini bu şekilde mi koruyacaksın? ”

MEYDANLAR NE DİYOR?

İç siyasetteki önemli tartışmalardan biri de AK Parti’nin Siirt’teki miting meydanı ile CHP’nin Mersin’deki miting meydanına kaç kişi geldi sorusuydu... İşte Erdoğan’ın cevabı: “Meydanların dili bana ‘AK iktidar, ak günlere yürüyüşünü aynen devam ettirsin’ diyor. Siirt’teki o meydan yıllar önce bana cezaevi yolunu göstermişti. Fakat o gün baktım ki Siirt’te o meydan neredeyse iki katı dolu. Aynı anda bu beyefendi de Mersin’deydi. Ama tabii Siirt, Mersin’den daha kalabalıktı.”

Haberin Devamı

AK Parti’nin Siirt ve CHP’nin Mersin’deki mitinglerine kaç kişi katıldı sorusu sosyal medyada bir nevi “sayısal meydan muharebesi”ne dönüşmüştü ki... Erdoğan noktayı koydu:

“Bize laf attı: ‘Herhalde bu rakamı TÜİK’ten aldı’ dedi. Çok zavallı bu adam. TÜİK neyle uğraşır, Emniyet neyle uğraşır, bundan da haberi yok. Emniyet’ten aldığımız rakamlarla Siirt’teki katılımın Mersin’e göre daha yüksek olduğunu öğrenmiş olduk. Kıskanma, çalış senin de olur. Meydanların dili şu anda çok çok olumlu bir şekilde gelişiyor. Yağmur, çamur demeden meydanlar bizimle bütünleşiyor.”

4) YÜKSEK FAİZ ASLA...

Basın toplantısının bir başka kritik sorusu şuydu: “Kurdaki yükselişler ve ekonominin gidişi...”

Haberin Devamı

İşte Cumhurbaşkanı’nın cevabı: “Biz bir defa yüksek faize kesinlikle inanmıyoruz. Düşük faiz politikasıyla kuru da enflasyonu da aşağı çekeceğiz ve bunu düzenleyeceğiz. Kesinlikle yüksek faizin zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan bir anlayış olduğuna inanıyorum. Buna asla müsaade edemeyiz. Dolayısıyla da bu işi bir defa bu güzergâhta, bu düzlemde devam ettireceğiz. Bizim derdimiz düşük faizle yatırımı teşvik etmek suretiyle istihdamı arttırmak; istihdamı arttırmak suretiyle üretimi ve ihracatı arttırmak... Bunu sağladığımız zaman, bu bize büyümeyi getirecek. Kaldı ki bu zaten OECD içinde de görülüyor. OECD’nin en yüksek oranda büyüyen ikinci ülkesiyiz. Türkiye’nin 2021 yılı büyüme tahminlerini yüzde 10 olarak ifade eden uluslararası kurumlar var. Biz de zaten şu anda o oranı yakalayacağımızı ifade ediyoruz. Şu anda üçüncü çeyrekte malum yüzde 7.4’ü hamdolsun yakaladık. Yıl sonunda da inşallah bunun fazlası olacak, azı olmayacak. Bu konuda da kendimizden eminiz.”

KURLA OYNAYAN CİDDİ TAKİBİMİZDE

Basın toplantısının sonuna doğru bir soru da yükselen döviz kurlarıyla ilgili olarak geldi.

Cumhurbaşkanı’ndan yine kesin bir cevap: “Devlet Denetleme Kurulu bu işin arkasında kimlerin olduğu konusunda araştırmalarını yapıyor. Buralardan kimler çıkacak onları da görme fırsatımız olacak.”

REZERV SIKINTISI YOK

“Peki döviz sıkıntımız var mı?” diye soranlar için de bir cevap var...

İşte Erdoğan’dan gelen o cevap: “Bizim rezervler noktasında ciddi bir sıkıntımız söz konusu değil. İnşallah rezervlerimizi de yine tırmandırmaya devam edeceğiz. Rezervlerimiz inşallah daha da artacak. Rezervlerde son rakam 124 milyar dolar. Şu anda bu rezerv miktarı, herhangi bir korkuya yer olmadığının alametidir. Bu rezerv, bundan sonraki süreçte daha da artacak inşallah... Yeter ki yatırımcı bulalım. Yeter ki bu konuda yatırımcılarla beraber geleceğe daha güçlü bir şekilde yürüyelim. Şu anda Merkez Bankamız birçok ülkenin Merkez Bankalarıyla da dayanışma içinde. Onlarla da birçok görüşmeler yapılıyor. Buralardan da tabii çok daha büyük güç kaynaklarını inşallah elde edecektir. Ben bu kur ataklarını da tersine çevireceğimize inanıyorum. Her zaman söylediğim gibi, inşallah bu da bizi teğet geçecektir. Bunu herkes böyle bilsin.”

Cumhurbaşkanı Erdoğandan 7 keskin mesaj

5) ABD İÇİN EN KRİTİK SORU

Bu ara başlığı neden attım biliyor musunuz?

Çünkü bana göre Cumhurbaşkanı Erdoğan PKK/YPG’ye sürekli destek veren ABD’ye en “dostane mesajı” Katar’dan gönderiyor...

Diyor ki:

“Biz Amerika’ya şunu söylüyoruz: “‘Siz teröre karşı birleşelim derken, öbür taraftan teröristlere silah, mühimmat, her türlü yardımı veriyorsunuz. Bu nasıl dostluktur, bu nasıl NATO’da beraberliktir? Bize, bunun cevabını verin?’ Tabii bize bunun cevabını veremiyorlar. Daha yeni görüştük Biden’la. Dışişleri Bakanım muhatabıyla bunları konuşuyor. Onlara da bunlar söyleniyor. Ama bütün bunlara rağmen maalesef Amerika bölgede yanlış bir politika yürütüyor. Biz bunu kendilerine söylemeye yine devam edeceğiz. Çünkü ne Cudi’de ne Gabar’da ne Tendürek’te ne Bestler-Dereler’de, aklınıza neresi gelirse bütün buralarda biz terörle mücadeleye asla ara vermeyiz.”

6) HDP İÇİN ‘HADİ BİR MİTİNG YAP BAKALIM’

Bir arkadaşımız Demirtaş’ın ortak miting önerisini hatırlatıyor...

Cumhurbaşkanı devam ediyor:

“Edirne’de cezaevindeki zat bunlara diyor ki ‘Bir araya gelin, birlikte mitingler yapın’. Bunu söyleyeceğine sen bir tane miting yap bakalım orada. Sen önce kendi tabanına bir sinyal ver bakalım. Senin tabanının şu anda miting yapacak mecali kaldı mı? Biz tabii bunlarla muhatap olacak durumda değiliz. Böyle bir derdimiz yok. Eğer hâlâ bunlar oradan idare ediliyorsa benim milletimin özellikle bu konudaki tavrı çok açık, net ortaya çıkacaktır ve ortadadır. Milletim teröristlere veya terörizme asla taviz vermeyecektir.

Teröristlerle mücadelede şu anda güvenlik güçlerimiz her türlü tedbirini almış vaziyette. Bunlara her türlü darbeyi vuruyor, operasyonu yapıyor ve buna devam edecek. Buradan taviz vermemiz mümkün değil. Terörizm ve terörist... Bu iki kavramı unutmayalım. Terörizme karşı bir mücadelemiz var, bir de teröristlere karşı mücadelemiz var. Bu mücadelelerde şehitler de veriyoruz ama ciddi manada da bunlardan binlerce teröristi gömdük. Gömmeye de devam edeceğiz. Buradan geri dönüş olamaz. Elhamdülillah bunu gittiğimiz güneydoğu illerinde, doğu illerinde çok açık, net görüyoruz. Bakıyoruz ki artık sokaklara, caddelere huzur gelmiş. Bu huzurdan geri gidilmesine ve tekrar o terör dönemlerine dönülmesine asla fırsat veremeyiz. Bu kararlılığımızı böylece devam ettireceğiz ki Türkiye’nin huzur ülkesi olma konumunu daha da pekiştirelim.”

7) İSRAİL’LE YAKINLAŞMA NEDEN OLMASIN AMA...

Bir başka soru Türkiye ile Abu Dabi yönetimi arasındaki krizin yumuşamasını örnek verip İsrail ve Mısır’la ilişkileri hatırlatmasıydı...

Cumhurbaşkanı Erdoğan bana göre verdiği bu cevapla olumlu bir kapı açıyor:

“Abu Dabi yönetimiyle böyle bir talep, teklif geldiği için tabii ki biz de bu işi memnuniyetle kabullendik ve görüşmeleri istihbaratımızı, Dışişleri Bakanımızı göndermek suretiyle kademe kademe yürüttük. Burada şimdi de yine Dışişleri Bakanımız, istihbarat, Abu Dabi ile ilgili ilişkilerde aktif rol oynayacaklar. Böyle bir süreç İsrail’le ilgili de niye olmasın? Çünkü biz bir barış dünyası içinde, barışın egemenliği için çalışıyoruz ve bölge barışı için de bunu isabetli, hayırlı buluruz. Geçmişte benim İsrail ile görüşmelerim oldu. Fakat İsrail’in bu noktada, bölgede Filistin politikası üzerinde daha hassas davranması gerekir. Kudüs üzerinde, Mescid-i Aksa üzerinde hassas davranması gerekir. Buradaki hassasiyetleri gördüğümüz anda biz de elimizden geleni yaparız, adımlarımızı da atarız.”

BENİM ANLADIĞIM: Eğer bu hassasiyetler yerine gelirse yeniden büyükelçilikler bile atanır. Nitekim bunu da Cumhurbaşkanı Erdoğan şu kısa cümleyle özetliyor:

“Neden olmasın?”

Evet arkadaşlar...

Gittim, yerinde gördüm... Değişik televizyon ve gazetelerden genç arkadaşlarımla da değerlendirdik.

Size tavsiyem şudur:

Dünyanın bütün dev ekonomileri, askeri güçleri, Kuveyt’ten Katar’a, oradan Umman’a kadar o petrol bölgesine yerleşmiş. Kıyasıya bir rekabet halindeler...

“Sen parayı ver, ben seni korurum” yarışı...

Şimdi Türkiye orada...

Ama bir farkla...

Katar’ı yöneten Emirlik Divanı’nın hemen arkasında 6 Osmanlı askerinin mezarı var...

Katar yönetimi o mezarları korumuş...

Yani arada bir muhabbet var...

Bunun farkında olmak çok değerlidir...

 

Yazarın Tüm Yazıları