"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

150 yılda ne hale getirmişiz

“İkİ okyanusun ve iki dünyanın kesişme noktasında olan imparatorluk başkenti İstanbul,

iki safir ve iki zümrüt arasına yerleştirilmiş olan bir elmasa benzer ve evrensel imparatorluk yüzüğünün en kıymetli merkez taşını oluşturur.”

1830’lu yıllarda Çanakkale, Marmara, İstanbul ve Ege’yi gezen Sir Grenville Temple’ın yazdığı “Akdeniz’de Geziler” kitabından aldım bu cümleyi.

Bir İstanbul anlatıyor ki...

Bugün hayal bile edemeyiz...

İşte bir örnek:

Boğaz’ın güzellikleriyle ilgili kendimce oluşturduğum tüm düşünceler, gerçeğine yenik düşmüştü. Hayret verici bir güzelliğe sahip olan Avrupa yakası hâlâ güzellik konusundaki zaferi Asya kıyısına bırakmıyordu. Fakat her iki tarafta da güzel ve ihtişamlı köyler, muazzam kasabalar, topçu bölükleri, imparatorluk sarayları, köşkler, özel villalar, camilerin yükselen kubbeleri ve ince minareleri, sayısız çeşitteki ağaç ve bitkilerin yemyeşil yaprakları, ormanlar, serviler, her yönde etkileyici vadilerle iç içe geçmiş tepelerin o çarpıcı ve zarif siluetleri daha çok durgun göllerden oluşan bir sıra gibi görünen Boğaz’ın kendisinin o tertemiz güzelliği, gökyüzünün berraklığı, hayal edilebilecek en muhteşem masalsı manzarasını oluşturuyordu...”

Bu satırları okurken, şimdi Boğaz’ın iki tarafından yükselen o beton azgınlığı düşündüm.

Sir Temple, Dolmabahçe, Beşiktaş’tan, Bebek’ten, Rumeli Hisarı’na doğru o yemyeşil manzarayı anlatırken şöyle diyor:

Balta Limanı’nı İstinye’yi, Yeniköy’ü, topçu bölüğünü, günlerden cuma olduğu için üzerinde padişahın tuğrası olan kan kırmızı imparatorluk sancağını...”

“...Bu manzara kesinlikle hayal gücünün tasavvuru mümkün olmayan, en büyüleyici ve muhteşem manzaralardan birisiydi ve şu ana dek duyduğum tüm heyecan verici tasvirleri çok ama çok geride bırakıyordu.”

Yemyeşil bir Boğaz, Osmanlı mimarisi.. 

Kız Kulesi’ni geçip Haliç’e demirleyen Temple İstanbul’u dünyanın en güzel şehri olarak tanımlıyor. 

Evet...

150 yıl önce berrak sularında kayık gezintileri yapılan Bebek’te şimdi pet şişelerden tutun, her türlü pisliği yüzerken görmekten utanır hale geliyorum.

Açgözlülükle ve estetik yoksunluğuyla, Boğaz’ı 150 yılda ne hale getirmişiz.

Bütün bunları neden yazıyorum.

Son dönemde bütün yeşillenme çabalarına rağmen dikine yapı azgınlığı engellenemedi.

Şimdi önümüzde bir yerel seçim var.

Dahası artık “yeni Türkiye sistemi” var.

Acaba diyorum yerel seçimlere doğru İstanbul için bir yeni yönetim sistemi kurulabilir mi?

20 milyon nüfusuyla Avrupa’nın birçok devletinden daha fazla olan nüfus yoğunluğu...

Bütçesi...

Boğaz’a kıyısı olan ilçeleri...

O muazzam tarihi...

Bütün dinlerin beşiği. Adaları.

Deniz ulaşımı ve ihtiyaçları açısından bakarsak...

İstanbul tarihine ve büyüklüğüne yakışır bir şekilde düşünmeye ve kafa yormaya değmez mi?

X