"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Yavuz gel seni ben savunayım

YAVUZ Bingöl kardeşim, önce bir konuda anlaşalım.

Ne senin bana garezin vardır, ne de benim sana...
Sicilimizde, ne senin bana ettiğin tek kelime kötü bir laf vardır, ne de benim sana...
Hatta dostuzdur biz...
Medeni iki insanızdır yani.
Bodrum’da Aydın Bey’in arabasına ne zaman binsem, senin müziğin çalar, ben de aynı keyifle dinlerim.
Anlaştık mı...


* * *


Şimdi gelelim ikinci noktaya...
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı çok takdir edebilirsin, hatta hayran olabilirsin...
Hiiiçç mahzuru yok.


* * *


Onunla görüşürsün, davet eder gidersin...
Hiiççç mahzuru yok...
Kalabalık içinde herkesi yararak öne fırlamaya çalışır, başkalarının üzerinden elini uzatır onun elini sıkma telaşına girebilirsin.
Hiçç mahzuru yok...


* * *


Bu konularda biri sana laf ederse, söyle bana birlikte kavga edelim.


* * *


Amaaa...
Kalkıp, “Bu ülke Gezi’den sonra kutuplaştı” dersen...
Ben de “Bir dakika kardeşim, orada dur” derim...
Çünkü bu ülkeyi hangi nefret dilinin, hangi belagat şehvetinin tarumar ettiğini, buzdağları halinde iki kutba çevirdiğini çok iyi bilirim.
Bu belanın faturasını, Gezi çocuklarına çıkarmaya kalkarsan, arkadaş markadaş dinlemem, “Bir dakika kardeşim. Orada dur bakalım” derim...

Ahmet Hakan, Yavuz’un sözlerini yanlış mı aktardı

TÜRKİYE iki gündür, Yavuz Bingöl’ün malum cümlesini konuşuyor.
“Onlar Başbakan’ın annesine terbiyesizlik etti, o da Berkin’in annesini yuhalattı.”
Nereden baksanız, ipe sapa gelmez bir mukayese, ucube bir vicdan kantarı....
Bingöl, “Ben öyle demek istemedim” deyince, Ahmet Hakan da konuşmanın o bölümünü aynen köşesine koymuş.
Üç defa dikkatle okudum.
Ahmet Hakan’a söyleyecek lafım yok.
Biraz kısaltmış ama söylediklerini, çarpıtmadan, bir şey eklemeden aktarmış.
Ama bana, “Yavuz Bingöl gerçekten de bunları mı söylemek istemiş” diye sorarsanız, cevabım “Tam öyle değil” olurdu.
Bana göre söylemek istediği şey şu:
“Gezi’de Başbakan’ın annesi hakkında ağır sözler söylendi, o da Berkin’in annesini yuhalattı. Bakın toplum olarak nereye geldik. Ben bu konuda taraf olmak istemiyorum...”
Yani Başbakan’ın yaptığını haklı gören bir durumu yok.
Böyle demek istemiş ama yüzüne gözüne bulaştırmış...



Cumhurbaşkanı’nın annesi ile Berkin’in annesi olayında ben kimin yanındayım

BİRİSİ bana bu iki olay hakkında ne düşündüğümü sorsa aynen şunu söylerdim:
-Bir tarafta Gezi’deki o haddini bilmez, edepsiz, densiz insan...
Onun yanında değilim, olamam.
Başbakan’ın annesinin yanında olurdum.
-Öteki tarafta devlet tarafından katledilmiş bir çocuk...
Ve onun meydanlarda, öfkeli kalabalıkların önüne atılan annesi...
Bir saniye düşünmem, Berkin ve annesinin yanında olurum.
-Bir başka tarafta ise Berkin’in acılı annesini öfkeli kalabalıkların önüne atıp recmettiren sorumsuz siyasetçi...
Bak işte, bütün dünya bir araya gelse, bana o siyasetçinin yanında saf tutturamazdı.

Onlar bana küfrederse ben de şunu yaparım dersen

-Evet sen, siyasetçi olarak böyle bir kısasa kısas uygularsan.
Öteki de çıkıp şunu demez mi...
“Eee arkadaş, bizler... Her gün AKP trollerinin ana avrat küfürlerine, iftiralarına maruz kalan bizler...
Bizler ne yapalım...”
Her sokağa çıktıklarında Cumhurbaşkanı’nın o yakınına bu yakınına saydırsınlar, yuhalatsınlar mı...
-Sen öyle dersen.
Camide arkadaşlarını, yaralı çocukları kurtarmaya çalışırken devletin en tepesinden atılan yalan ve iftira tarakalarına hedef olan, türbanlı kızı linç etmeye kalktı iftiraları ile öfkeli kalabalıkların önüne atılan insanlar...
Onlar ne yapsın...
Madem kısasa kısas, göze göz, dişe diş nizamı var, birinin annesine karşı ötekinin annesi hesabı yapılıyor....
Ne olacak bu ilkel kavim halimizin sonu...


Saray mı aşağı indi yoksa Başbakan mı yukarı çıktı

-BU ülkede hükümetin başı kimdir...
-Avustralya’da yapılan G-20, yani “icra başkanları zirvesinde” Türkiye’yi kimin temsil ettiğine bakarsanız, hükümetin başı Ahmet Davutoğlu...
-Ama Türkiye’nin alacağı gazın fiyatını, yapılacak nükleer santralın pazarlığını kimin yaptığına bakarsanız hükümetin başı Erdoğan...
-Ertesi gün Enerji Bakanı’nın devreye girerek, doğalgaz fiyatlarında yüzde 6’lık indirimin çok az olduğunu bildirmesine bakılırsa, hükümetin başı Davutoğlu...
-Aynı gün
Antalya’da başlayan Milli Eğitim Şûrası’nın açılışındaki konuşmasına bakarsanız, hükümetin başı Erdoğan.
-Başbakan G-20 zirvesindeyken “Bedelli konusunda kararı dönüşte Başbakan verecek” diyen Milli Savunma Bakanı’na bakarsanız, hükümetin başı Davutoğlu...
-Cezayir’e giderken “Bu bedelli olayını da kim uyduruyor” diyen Cumhurbaşkanı’na bakarsanız hükümetin başı Erdoğan.
-Bedelli askerlikle ilgili kararı kimin açıkladığına bakarsanız, hükümetin başı yine Davutoğlu.
-Akçesiz konularda yapılan icraata bakarsanız, hükümetin başı Davutoğlu...
-Milyarlarca dolarlık akçeli işlerin, kapalı kapılar ardındaki pazarlıklarına, kararlarına bakarsanız hükümetin başı Erdoğan...
Sizce ne oluyor... Saray mı aşağı iniyor, Başbakanlık mı yukarı çıkıyor...

X