Üst akıl hurafesi bile girdiyse vay halimize

'ÜST akıl’ denilen hurafe, Akıncı Hava Üssü iddianamesine de girmiş.

Haberin Devamı

***

- Eğer bu dava, bu mantıkla sürdürülürse, şuraya yazıyorum...

***

- Dünkü Cumhuriyet gazetesinde iddia edildiği gibi, iddianame önce Adalet Bakanı’na götürülüp, orada darbenin “siyasi ayağı” ile ilgili bölümler gerçekten rötuşlanmışsa...

***

- 15 temmuz günü MİT ve Genelkurmay Başkanlığı’nda yaşanan olay tam açığa çıkarılmazsa...

***

- MİT Müsteşarı, Cumhurbaşkanı’nın Koruma Müdürü’nü arayıp gerçekten “Sen orayı koruyabilecek durumda mısın” diye sormuşsa ve Koruma Müdürü bunu Cumhurbaşkanı’na söylememişse...

İddianame bu konularda tek kelime bile etmiyorsa...

***

- Adil Öksüz’ün nasıl serbest bırakıldığı inandırıcı biçimde ortaya çıkarılmazsa...

***

Şuraya yazıyorum....

Tarih 15 temmuz darbesini, bugün bu “üst akıl” iddianamesindeki tezlerle yazmayacak.

***

Haberin Devamı

Nasıl yazacağını da bizden sonraki nesillere bile kalmadan göreceğiz.

***

Beyler...

Bu ciddi bir darbedir.

Cumhurbaşkanımızın ve ailesinin hayatına kasteden bir girişimdir.

Bunu 28 Şubat’tan kalma, Ergenekon’dan kalma “afaki iddianame yazma teknikleri” ve zihniyetiyle yargılamaya kalkarsanız, “üst akıl” gibi hurafelerle sulandırırsanız...

Bugünü kandırabilir, yarını kurtarabilirsiniz, ama öbür günü asla kurtaramazsınız.

***

Genç kuşaklara tavsiyem...

Bu iddianameyi bir kenara koyun...

Bir de benim bu yazımı...

İleride karşılaştırırsınız.

MÜLKİYE’DEN MEZUN İKİ KÜRT’ÜN HİKÂYESİ

- İkisi de Kürt asıllı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak doğdu.

- Birisi 4 Nisan 1949 günü Şanlıurfa’nın Halfeti kasabasında dünyaya geldi.

Öteki 26 Ekim 1972’de Erzincan’ın İliç ilçesinde doğdu.

***

- İkisi de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde, yani Mülkiye’de okudu.

- İkisi de Siyasal Bilgiler’de okurken polis tarafından gözaltına alındı.

***

Üst akıl hurafesi bile girdiyse vay halimize- Abdullah Öcalan, 7 ay hapis yattı.

Hamdi Ulukaya gözaltına alındı ancak bir uyarı ile bırakıldı.

- İkisinin de içinde Kürt hakları için mücadele duygusu vardı.

Öcalan, bu hakların örgütlenerek ve şiddet kullanarak elde edilebileceğini düşünüyordu.

Haberin Devamı

Hamdi Ulukaya ise şiddet kullanmaya karşıydı.

***

- Abdullah Öcalan hapisten çıkınca Suriye’ye gidip dağa çıktı ve PKK örgütünü kurarak silahlı mücadeleye başladı.

Hamdi Ulukaya ise İngilizce bilmediği halde Amerika Birleşik Devletleri’ne gitti.

***

- Öcalan 1984’ten 1999’a kadar PKK terör örgütünü yönetti ve Kenya’da yakalanıp Türkiye’ye getirildi.

Ulukaya ise Amerika’da, metruk haldeki bir yoğurt fabrikasını satın aldı ve kendi adıyla yarattığı Chobani markası ile Amerikan yoğurt pazarına girdi.

- Öcalan 1999 yılından beri İmralı Cezaevi’nde yatıyor.

- Hamdi Ulukaya ise bu ay Amerika’nın en ünlü yeni ekonomi dergisi Fast Company’nin kapağındaydı.

Dergi son 2 yıldır kapağına sadece Silikon Vadisi’nin dev teknoloji şirketlerinin sahip ve yöneticilerini koyuyordu.

Haberin Devamı

İlk defa dijital dünyanın dışından bir insanı kapak yaptı.

***

- Öcalan, bir terör örgütünün kurucusu...

Ulukaya, yılda 1.5 milyar dolar geliri olan bir şirketin sahibi.

Amerikan yoğurt pazarının yüzde 36’sını elinde tutuyor.

- Türk halkının büyük çoğunluğu Abdullah Öcalan’dan nefret ediyor.

Hamdi Ulukaya ise her yıl gelirlerinin yüzde 10’unu hayır işlerine harcıyor ve Amerikan toplumunun en sevilen iş insanlarındarn biri olma yolunda hızla ilerliyor.

***

İşte size Türkiye Cumhuriyeti’nden iki Kürt asıllı vatandaş hikâyesi.

İkisi de Cumhuriyet’in bütün vatandaşlarına sağladığı eşit ve bedava eğitim sisteminden yararlanarak okumuş.

***

İkisi farklı yollara gitmiş.

Haberin Devamı

Üst akıl hurafesi bile girdiyse vay halimizeBİRLEŞMİŞ BİR KAŞ DÜNYA MARKASI OLUR MU

MEXICO City’de Frida Kahlo müzesinin kapısında aldığım bu bez bebek evimizin en sempatik objesi haline geldi.

Bir filmin, başa takılan bir çiçek tacı ve birleşik bir kaş sayesinde bir kadını nasıl küresel bir marka haline getirdiğini görüyor musunuz?

Sanatın ve pazarlamanın gücü bu işte...

SERGENT PEPPER’IN 50. YILI OLMUŞ

EDİP Emil Öymen dün dunya.com’daki yazısında hatırlattı.

1 Haziran günü Beatles’ın Sgt. Pepper Lonely Hearts Club Band uzunçalarının 50’nci yılıymış.

Dün gibi hatırımda. Bu plağı ilk defa Büyük Efes Oteli’nin bir salonuna kurulmuş pikapta dinlemiştim ve kafam darmadağın olmuştu.

Resmen müzikte devrimdi...

Kafama koydum.

Haberin Devamı

1 Haziran’da veya daha önce Londra’ya gidip bunu kutlayacağım.

Bu arada aynı yazıdan vinil plakların tekrar yükselişi ile ilgili çok güzel ayrıntılar okudum.

Deloitte Global Teknoloji, Medya, Telekomünikasyon Öngörüleri 2017 raporunda vinille ilgili ilginç rakamlar açıklanmış. 33 devirlik plak da bu yıl 70 yaşına giriyormuş.

Şu anda vinil uzunçalar pazarı 1 milyar dolara doğru gidiyormuş. Bu yıl 40 milyon yeni plağın satılması bekleniyormuş ve bu da müzik pazarının yüzde 15-18’ini oluşturuyormuş.

Düşünebiliyor musunuz, vinilden sonra kaç müzik devrimi yaşadık.

Kasetli teypler, CR, MP3, iPod ve Streaming...

Ve genç bir nesil şimdi tekrar vinile dönüyor.

33 devirlik plak üzerine ilk tasarım kapağı Bob Dylan hazırlatmış.

Üst akıl hurafesi bile girdiyse vay halimize

REFERANDUM STRESİNE

Slimane, Lina El Arabi: “Mon Amie La Rose”. Bu eski şarkının biraz arabesk harika bir yorumu. Ritmi çok güzel.

DYLAN HAYRANLARINA

-  Bob Dylan: “Once Upon a Time”. Bob Dylan artık çok sık albüm çıkarıyor. Yumuşak şarkılara yöneldi. Triplicate adlı yeni albümden seçtiğim şarkı bu.

BİZ EKSİLDİK AMA ONLAR KAVUŞTU, GÜLE GÜLE GÜDÜK NECMİ

Yazarın Tüm Yazıları