"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Hayal ettiğim ülke bu değildi

O, aramızdan ayrılmışsa...

Öğrendiğim an, boğazıma bir şeyler takılmış, yutkunamamışsam...

Gerilere dönmüş, babamın o gün bana söylediklerini hatırlamış, hem babamı hem onu yeniden görür gibi olmuşsam...
Bir de bizlere, bütün Türkiye’ye yazıp bıraktığı vasiyet cümle hep başucumda duruyorsa...
Hani o...
“Hayal ettiğim ülke bu değildi...” cümlesi...

 

* * *

 

Ağlarım, çok ağlarım...
Onu kaybettiğimize, geçen yıllarımıza, hayallerimize...
Ve artık kaybettiğimiz umutlarımıza...
Çünkü hayal ettiğimiz ülke bu değildi...

 

* * *

 

1965 yılıydı...
Hem Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni, hem de o yıl öğretime başlayan Basın Yayın Yüksekokulu’nu kazanmıştım.
Mülkiye’nin efsane yıllarıydı.
Herkes bana Mülkiye’ye gitmemi tavsiye ediyordu.

 

* * *

 

Bir tek babam...
Komünistlerden nefret eden, Adnan Menderes hayranı, hayatı boyunca Menderes, Demirel ve Özal’dan başka kimseye oy vermemiş babam...
Bir tek o şöyle demişti:
“Oğlum ben gizli gizli iki kişiyi okuyorum. Biri İlhan Selçuk, öteki Çetin Altan. İkisinin de yazdıklarını çok beğeniyorum. Bizim ailemizde hiç böyle bir insan yok. Belki sen onlar gibi biri olabilirsin...”
Ben de, “Babacığım, onlar solcu. Demek ki senin içinde de bir solcu var” demiştim.
Çok kızmıştı bana...

 

* * *

 

Şimdi Çetin Altan da ayrıldı...
İki büyük kahramanım yok artık...
Babam ve İlhan Abi’den sonra şimdi Çetin Bey de ayrıldı, yetimim...

 

* * *

 

Onlar gibi ben de bambaşka bir Türkiye hayal etmiştim...
Çağdaş, ileri, demokrat, yaratıcı, renkli, eğlenceli, yaşamaktan keyif alan bir Akdeniz memleketiydi hayalim...
Güzel ve mutlu bir vatan bir vatan yani...

 

* * *

 

“Artık anlaşılıyor ki, ülkeme demokrasinin geldiğini görmeden ayrılacağım...”
Belki de geriye bıraktığı tek hüsran buydu...
Yaşamayı bildi... Bizlere de bulaştırdı o “güzel yaşamak” denilen hasleti...

 

* * *

 

İtiraz etmeyi bildi bu dünyada...
İtirazın bedelini ödemeyi de...

 

* * *

 

Çetin Altan’dı o...
Bize bir Çetin Altan lazımdı.
Kimsenin Çetin Altan olmayı göze alamadığı günlerde o Çetin Altan oldu.

 

* * *

 

Mahallesini peşine taktı yürüdü.
Mahallesine karşı yürümeyi de bildi...

 

* * *

 

Haklısınız Çetin Bey...
Hayal ettiğimiz ülke bu değildi...
Yine de güzel bir hayattı...
Ve mücadele etmeye, mahallede bile yalnız kalmaya, bütün Türkiye’de yapayalnız bırakılmaya, bedel ödemeye değerdi...

 

* * *

 

Güle güle...
Büyük gözaltı bitti...
Şimdi “Hiç olmazsa denedim” deme huzurunun keyfini çıkarma zamanı.

 

 

Sordular: Niye çıktın ‘o adamın’ karşısına

 


DÜN sabahtan itibaren, mahallemden gelen çok sayıda tepkiyle karşılaştım.
Gelen telefonların yüzde 80’i “O adamın karşısına niye oturdun” diyordu. Önceki akşam Beyaz TV’de Osman Gökçek’in programına katılmıştım.
Üç saate yakın bir sohbet oldu.
Osman, kendi mahallesinden gelen “O adamı niye çıkardın” eleştirilerine karşı gardını iyi almıştı.
Program boyunca bana doğrulttuğu işaretparmağı hiç aşağı inmedi.
Alışık olduğum bir parmak bu. 17 üniversitede konuşma yaptım, sağdan da soldan da çok gördüm o parmağı...
Bir AKP savcısı gibiydi.
İtham ediyordu... Suçluyordu... Hazırladığı iddianameyi yüzüme okuyordu.
Her şey tam da beklediğim gibiydi...
Peki ben bir mazoşist miyim, yoksa aptal mı...
Bunları bile bile niye oraya gittim...
Niye gencecik bir insanın bana bu kadar pervasızca sorular sormasına, Gezi’nin hıncını bile benden çıkarmasına tahammül ettim
Cevabı çok basit...

 


Çünkü öteki mahalleye söyleyecek sözüm var

 


O programa şu nedenlerle çıktım:
-ÇÜNKÜ: Seçim sonucu ne olursa olsun, 1 Kasım’dan itibaren bu ülkenin artık böyle gidemeyeceğine inanıyorum.
-ÇÜNKÜ: Hepimizin giderek, sadece kendi
mahallemize seslendiğimize, bunun da hepimizi trolleştirdiğine inanıyorum.
-ÇÜNKÜ: Bu bitip tükenmeyen geçmişle hesaplaşma, rövanş alma duygusunun, ülkemizi sürekli bir kan davasına hapsettiğini görüyorum.
-ÇÜNKÜ: Karşımızdaki en kesin inançlılarla, en keskin tavırlılarıyla da konuşup, dinleyip, dinletmeyi öğretmemiz gerektiğine inanıyorum.
-ÇÜNKÜ: Nüfusu genç bir ülkede, en öfkeli, en şov meraklısı gençlerin de önüne çıkıp, onlarla konuşma cesaretine sahip olmamız gerektiğine inanıyorum.
-ÇÜNKÜ: Kendi itirazımı medeni bir şekilde anlatıp, varsa karşı tarafın maruzatını da dinlemek istiyorum.
-ÇÜNKÜ: Sadece kendi sesimizden ibaret bir trol vuvuzelasının, kulaklarımızı sağırlaştırdığını, karşı taraftaki makul sesleri bile işitmez hale geldiğimizi görüyorum.

 


Evet program boyunca çok tahammül ettim ama değdi

 

EVET... Program boyunca çok tahammül ettim. Allah’tan ki hayatın şöyle harikulade bir çelişkisi var. İnsanın önündeki günler azaldıkça, sabrı çoğalıyor. Çok da iyi oluyor.
-Çok sabrettim... Ama karşı mahalleye söylemek istediğim her şeyi de söyledim.
-Kibirden çok sıkıldım... Kibrin arkasında, kontrolsüz bir gururun da bulunduğunu keşfettim.
O yüzden gururum kırılır korkusu da kalmadı.
Gururumun incinmesi pahasına, hezimete uğrama pahasına, anlaşılmama pahasına, kendi mahallemde dayak yeme pahasına, karşı mahallede dayak yeme pahasına da olsa...
Ta şurama gelen sözü her yerde, her platformda söylemeye devam edeceğim. Ben içgüdülerimle hareket eden bir insanım.
Ve içgüdülerim bana bunu fısıldıyor.

 


DÜNÜN SORUSU

 

SURİYE Devlet Başkanı Esad, hangi hava sahasını kullanarak Moskova’ya gitti? Irak hava sahası tamamen Amerika’nın kontrolünde. Oradan mı, yoksa Türkiye hava sahasını kullanmış olabilir mi?

 


ACABA

 

BEN Beyaz TV’ye çıkıp bütün soruları cevapladım. Acaba Sabah, Star, Yeni Şafak gazetelerinin eski ve yeni genel yayın yönetmenleri, Halk TV’ye çıkıp manşetlerinin hesabını verebilir mi?

X