"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Böyle bir kadının aşk mektupları yakılır mı

 Bu haftanın en güzel mülakatını “Tuhaf” dergisinde okudum.

Işıl Cinmen, Turgut Uyar’la Tomris Uyar’ın oğlu H. Turgut Uyar’la konuşmuş.

Aman Allahım, ne güzel bir konuşma bu...

Böyle iki yazarın oğlu olan insanın nasıl güzel ve samimi cevapları...

Böyle bir kadının aşk mektupları yakılır mı

Türk Şiirinde “İkinci Yeni akımı”, bizim kuşağımızın saatleri ayarlama enstitüsüdür.

Biz saatlerimizi değilse de anlarımızı hep o şiire göre ayarladık.

Bir kadınla masaya oturduğumuzda, onu etkilemek için mutlaka bir “Üvercinka”, bir “Dünyanın En Güzel Arabistanı” dizesi sıkıştırdık sohbetimizin arasına...

Tabii yerini, saatini ve anını çok iyi ayarlayarak...

Bizler bu şiirler sayesinde “Anların management’ı” nedir öğrendik...

*

H. Turgut Uyar bu mülakatta bir şeyi açıkladı.

Annesi ile babasının arasındaki aşk mektuplarını yırtıp atmış.

Yani, onun annesi-babası, bizimse Turgut Uyar ve Tomris Uyar’ımızın mektuplarını...

Tut ki Sartre’la Simone de Beauvoir arasındaki mektuplar de...

Böyle iki kişinin mektupları nasıl imha edilir ki...

*

Şöyle diyor:

“Çok da kolay olmadı yırtıp atmak. Yıllarca durdu, bir akşam birkaç kadeh şarap içtim ve hepsini yırttım. Yüze yakın mektubu okumadan çöpe attım. Hiç de pişman değilim...”

*

Bir insan böyle efsane iki kişinin arasındaki duygu ilişkisinin delillerini nasıl yok eder?

Diyor ki...

“Elbette yırtmadan önce içeriğine kabaca baktım, özel olduğunu anladığım anda yırttım.”

*

Ben mektup meraklısı bir insanım...

Son olarak Gustav Mahler’in eşi Alma Mahler’in mektuplarını okumuştum...

*

Bazen evlat olmak çok zor zanaattır...

Aklıma da şu soru takıldı.

Acaba o, nasıl hissediyordu...

Turgut Uyar’ın oğlu mu.

Yoksa Tomris Uyar’ın mı...

*

Tam çıkaramadım...

Böyle bir kadının aşk mektupları yakılır mı

TOMRİS UYAR’IN EDİP CANSEVER’LE İLİŞKİSİ OLDU MU

“KIRK7” kitabımın bir bölümünün başlığı, “Büyük bir kadının hayatına kaç erkek sığar”dı. Tomris Uyar’ı anlatmıştım...

Bir kadın düşünün ki...

“İçime çektiğim hava değil gökyüzüdür” dizelerini yazan Ülkü Tamer’in karısı olmuş...

“Sevgim acıyor, kimi sevsem, kim beni sevse” dizelerinin yazarı Turgut Uyar’ın karısı olmuş...

“Daha nen olayım isterdin, onursuzunum senin” dizesinin yazarı Cemal Süreya’nın sevgilisi olmuş... 

“Daha bir sürü şey, şuramda darmadağınık” dizesinin yazarı Edip Cansever’in de sevgilisi olmuş...

Böyle bir kadının aşk mektupları yakılır mı

H.Turgut Uyar’ın sonuncusuna itirazı var. “Edip Cansever meselesi ayıp ve yanlış” diyor...

Çok iyi aile dostlarıymış...

Ama şu İkinci Yeni şiirine bir bakın ki... Edip Cansever’i de rahatlıkla Tomris Uyar’a yakıştırmış... Ne yalan söyleyeyim, çok da sevmiştik, çok da yakıştırmıştık bu ihtimali...

MONOGAM BABANIN POLİGAM OĞLU FLÖRT İÇİN NE DÜŞÜNÜYOR

YİNE o mülakattan bir bölüm:

“Babam annemi çok severdi, gözü başkasını görmezdi, çok monogam biriydi. En azından benim bildiğim dönemde böyleydi. Ama bunu iyi bir özellik olarak saymıyorum, bazı insanların romantik olarak, iyiymiş gibi gördükleri bazı şeylerin özellik olarak çok da iyi olmadığını düşünüyorum. Erkeğin ya da kadının gözünün başkasını görmemesi bence iyi bir ruh hali değil. Bir miktar dışa açık olmak, diğer insanlarla flört etmek sağlıklıdır.” 

Böyle bir kadının aşk mektupları yakılır mı

TURGUT UYAR, EŞİNİN HANGİ SEVGİLİSİNİ EN ÇOK KISKANDI

HEP yazıyorum...Ben kıskanç bir erkeğim ve hayatım boyunca kadın kaybetme korkusu ile yaşadım...

Turgut Uyar’ın oğlu “Babam çok kıskançtı ve anlamsız kıskançlıkları olurdu” diyor...

Ama bu eskiye dönük bir kıskançlık değilmiş. Mesela o kadar tutkulu bir aşk yaşadığı eski sevgilisi Cemal Süreya hakkında tek kötü söz etmemiş.

Keza eski kocası Ülkü Tamer hakkında...

“O güne ve ileriye yönelik bir kıskançlıktı onunki” diyor...

Çünkü en büyük korkusu Tomris Uyar’ı kaybetmekmiş...

Bana öyle tanıdık, öyle akraba bir duygu ki...

Çok iyi anladım...

Y KUŞAĞI TURGUT VE TOMRİS UYAR’I 2010’DA KEŞFETTİ

İKİ yazarın oğlu diyor ki...

“Y kuşağı bile tanıyor Turgut Uyar ve Tomris Uyar’ı. Bu bilinirlik 2010’dan sonra oldu, bunu onlar görmedi.”


O 49 CAN YÜREĞİNİZE 12 CHARLİE HEBDO ATEŞİ DÜŞÜRMEMİŞSE

CUMHURBAŞKANLIĞI Sözcüsü İbrahim Kalın haklı. Sonuna kadar haklı...

Bir Fransızsanız eğer...

Bir Katolik, Protestan veya Ortodoks...

O sabah uyanıp televizyonunuzda, güya Hıristiyan bir caninin camiye girip 49 insanı Mortal Kombat oyunu oynar gibi katlettiğini öğrendiğiniz an...

İşte tam o an...

Bir başka sabahı hatırlamamışsanız...

Yani Charlie Hebdo binasına giren güya Müslüman bir caninin o 12 insanı katlettiği gün aklınıza gelmemişse...

İşte tam da o an, içinize aynı ıstırap, aynı öfke oturmamışsa eğer...

O öfkeyle ve ıstırapla yüz binler olup sokağa akmamışsanız...

Terör denilen belanın dini, imanı, ırkı, cinsiyeti ve cibiliyeti olmadığına işte o gün bir kere daha iman etmemişseniz eğer...

Bak arkadaş...

Geçmiş olsun...

Biz “terör” denilen bu tarihi trajediyi her gün yaşamaya devam ederiz.

“Tarih tekerrürden ibarettir” diyen o sakil ifade de bütün insanlığın en büyük ayıbı ve aptallığı anlamına gelmeye devam eder.

Ve her gün bir yerde, bugün orada, yarın burada, bugün başkasının evinde, yarın senin sokağında...

Hepimiz, bütün insanlık, terör denilen bu bela karşısında hep hezimete uğrarız...

Elbette aynı şeyi biz Müslümanlara da söyleyeceğim...

Ama bugün o gün değil...

Bugün, Yeni Zelanda’da katledilen Müslümanlar için yastayız...

Bedenimiz burada, ruhumuz sokaklarda...

Böyle bir kadının aşk mektupları yakılır mı

O GÜN DAVOS’TA YENİ ZELANDA BAŞBAKANI’NI DİNLERKEN ALDIĞIM NOT

ÖNCEKİ gün 49 insanın hayatına mal olan terör saldırısını “ülkesinin en karanlık günü” olarak niteleyen Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern’i bu yılki Davos’ta iki ayrı oturumda dinledim.

Bunlardan biri Prens William’la birlikte katıldığı oturumdu.

O oturumun konusu akıl sağlığıydı.

*

O gün aldığım notlara baktım. Yeni Zelanda Başbakanı şöyle bir bilgi vermiş:

“Biz 5 milyonluk küçük bir ülkeyiz. Ama bir yıl içinde 600 insanımız intihar etti.”

Şöyle bir rakam daha vermişti.

Her 4 insandan biri, hayatı süresince ruhsal bir hastalıktan mustarip oluyormuş.

Böyle bir kadının aşk mektupları yakılır mı

WHATSAPP’IMA GELEN BİR KARE

BU kare, herhangi bir WhatsApp grubundan, herhangi bir an, herhangi birinize de gelebilir.

Gelir ve gerçekten söyleyen o mudur...

Yoksa biri mi uydurmuştur hiç önemi olmaz...

Cümle o gün ve o anki duygunuzun öyle bir bamteline basar ki...

İşte tam da budur dersiniz...

Tıpkı Michel Foucault’nun şu cümlesi gibi... 

ENDİŞEYE BAĞLI RUHSAL BOZUKLUĞUN GELDİĞİ NOKTA

YENİ Zelanda Başbakanı’nın konuşma yaptığı gün, Davos toplantısını düzenleyen Avrupa Ekonomik Forumu bir rapor yayınlamıştı.

Buna göre dünyada yaşayan insanların yüzde 4’ü, endişeye bağlı bir ruhsal bozukluktan mustaripmiş.

Bu bozukluk depresyon, alkolizm ve uyuşturucu kullanımını geçmiş...

Bu tür düzensizliklerin dünya ekonomisine getirdiği yük 6 trilyon doları bulmuş.

X