"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Beyler o iki harfin açık hali Türkiye Cumhuriyeti

Yeni seçilen bazı CHP’li ve MHP’li belediyeler tabelalarına yeniden “TC” ibaresini koymaya başlayınca, tartışma yeniden alevlendi.

Madem öyle tartışalım ve gelin işe şuradan başlayalım.

“TC” harfleri ne anlama geliyor...

Yani açık hali nedir?

*

O iki harfin açık hali şudur: “Türkiye Cumhuriyeti”...

Devletimizin resmi adı...

İyi de arkadaş, devletimizin açık adını Anayasamıza koyuyoruz da...

Kamusal kuruluşların girişine niye koymayacağız?

*

Bazıları diyor ki...

Kürtler alınırmış...

Niye alınsınlar ki...

Devletin resmi adı Türk cumhuriyeti değil...

Türkiye Cumhuriyeti...

*

Bir başkası da çıkıp diyor ki...

Efendim “TC” denince, devletin geçmişte Kürtlere yaptığı zulümler akla geliyormuş...

Yahu arkadaşlar bu devlet geçmişte kime zulüm etmedi ki...

Sadece Kürtlere mi...

Türk aydınlara, sanatçılara, işçilere...

Herkese yaptı bunu...

*

Yani dün, bugün, yarın devlet vatandaşına kötü muamele yaptı, hukuksuz adaletsiz davrandı diye devletin resmi adını mı değiştireceğiz...

*

Amerikalısı USA yazmaya utanmıyor...

Fransız’ı RF yazmaya utanmıyor...

Biz utanacağız öyle mi...

*

İşte o yüzden bunu kaşıyanlara diyeceğim şudur:

Hadi ya işimiz gücümüz mü kalmadı...

Arkadaş...

Bu devletin adı “Türkiye Cumhuriyeti”dir...

Kısaltılmış hali “TC”dir...

Ve o cumhuriyet ilelebet payidar kalacaktır...

ANAYASA’NIN 25’İNCİ MADDESİNİ HATIRLAMA HATIRLATMA ZAMANI

Sağda solda...

Yandaş, muhalif hepimize musallat olmuş bir hastalık var...

Bir olay mı oldu...

Bir tartışma mı var..

Hepimizin iki eli ötekinin yakasında.

Haydi... Parmaklar uzatılıyor, haddini bildirmeler başlıyor:

“Hadi çık açıkla... Hadi sen de eleştir...”

Arkadaşlar...

Anayasamızın 25’inci maddesi şöyle diyor:

“Her ne sebep ve amaçla olursa olsun, kimse düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz...”

Beyler o iki harfin açık hali Türkiye Cumhuriyeti

HASAN TAHSİN DE BİR ‘DÖNEK’ MİYDİ

İzmirli gazeteci Yaşar Aksoy’un “Hasan Tahsin: Yürekler Selanik”* adlı kitabını bir solukta okudum.

Her İzmirli gibi Hasan Tahsin’le gurur duyan bir insanım.

Meğer onun hakkında ne kadar az şey biliyormuşum.

Yaşar Aksoy, onun hayatında iki ayrı dönem olduğunu yazıyor.

Biri Selanik yıllarında fanatik bir İttihatçı... Öteki İzmir yıllarında fanatik bir İttihatçı düşmanı...

Anlayacağınız fikirleri 180 derece değişmiş.

Bugün olsa bazılarımız anında onun alnına “dönek” etiketini yapıştırırdı.

Ama demek ki fikir değiştirmek her zaman kötü bir fikir de değilmiş...

Bugün onun eski düşünceleri ile değil, İttihatçılara karşı ve Kurtuluş Savaşı’ndan yana fikirleri ile seviyoruz.

...................................................

Yaşar Aksoy: “Hasan
Tahsin: Yürekler Selanik”, Kırmızı Kedi Yay., 2019.

GERÇEK ‘SİLAHÇI HASAN TAHSİN’ KİMDİ

Gerçek adı Hasan Nevres’miş...

Daha sonra Osmanlı gizli servisi olan Teşkilat-ı Mahsusa’ya girmiş. Hasan Tahsin, teşkilat tarafından kendisine verilen kod adıymış.

Bu isim de daha önce “Silah” adlı gazeteyi çıkaran, o kapanınca onu “Salah” diye çıkaran, pek de makbul olmayan “Silahçı Hasan Tahsin” olarak bilinen bir kişiye aitmiş.

Teşkilat-ı Mahsusa Hasan Nevres’i iki İngiliz casusuna karşı bir operasyona gönderirken, kod adı olarak ona bu ismi vermiş.

Buxton kardeşler isimli, Osmanlı aleyhine çalışan iki İngiliz’i Hasan Tahsin ortadan kaldırmış.

Hasan Tahsin Selanik’ten Atatürk’ün sınıf arkadaşıymış.

‘YÜREK SELANİK’ LAFI İYİ BİR ŞEY Mİ KÖTÜ BİR ŞEY Mİ

‘YÜREK Selanik’ lafını çocukluğumdan beri işitirim.

Daha çok “korkan” insanları anlatmak için kullanırdık.

Ama Yaşar Aksoy’un kitabından öğreniyorum ki bu deyimin üç farklı anlamı varmış.

*

BİR: “Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın hikâyelerinde de geçen anlamı. Yani ‘Çok heyecanlanmak, korkmak, ürpermek, bazen de aşırı biçimde coşmak.”

*

İKİ: “Selanik’ten, Makedonya’dan ve Balkanlar’ın öteki bölgelerinden göç edenlerin eski topraklara hasret ve özlemini ifade eden anlamı.”

*

ÜÇ: “İttihatçı komitacıların Balkanlar’da yaptıkları faaliyetlerde, ayrıca Abdülhamid rejimine karşı da kullanılan bir parola.”

Beyler o iki harfin açık hali Türkiye Cumhuriyeti

HABER KANALLARI UZAY UFKUNU GEÇTİ

10 Nisan günü Tokyo’daydım...

O gün “karadeliklerin fotoğrafının çekildiği” açıklanacaktı.

İşte o gün bir Türk YouTuber’ı, kendi kanalından canlı yayın yaptı.

Bu genç adamın adı Barış Özcan’dı...

*

Size daha önce de ondan söz etmiştim.

Bu basın toplantısını kendi YouTube kanalından yapacağı canlı yayında yorumlayacağını ilan edince, ben de o saatte YouTube’a bağlandım.

*

Canlı yayını başladığında, bu programı izleyen 70 bin kişiydik.

Şimdi gelelim asıl rakama...

*

Barış Özcan’ın canlı sunumu bittiğinde, o yayını izleyen insan sayısı kaç kişi olmuştu biliyor musunuz?

Tam 1 milyon 900 bin kişi.

*

Peki o sırada Türkiye’deki haber kanalları ne yapıyordu?

Her gün yaptıkları, birbirinin tıpkıbasımı siyasi programlardan birini daha...

*

Biliyorsunuz, karadeliklerin girişinde “uzay ufku” denilen bir çizgi var.

Bu çizgiyi geçen bir nesne, artık o karadeliğin içine giriyor ve oradan geri çıkışı artık mümkün değil.

*

Benden söylemesi...

Birbirinin tıpkıbasımı haline gelen haber kanalları artık o uzay ufkunu geçtiler.
 

 ÜÇ-BEŞ NOTA ÇALACAKSAN

“BİR enstrümanı güzel çalabilirsin. Ama üç-beş notadan fazla çalacaksan, anlatacak bir hikâyen olmalı.” B.B. King

Eric Clapton belgeselinden.

X