"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

20 gün saklanan haber

21 Ağustos 2014 günü Batman Havaalanı’na bir F-15 savaş uçağı indi.

Türk Hava Kuvvetleri envanterinde F-15 uçağı bulunmadığına göre, bu uçak kime aitti...

***


Bu olayı size biraz sonra anlatacağım.
Ama önce söylemem gereken bir şey var.
Olay 21 Ağustos 2014 günü meydana geldi.
Dün, 10 Eylül 2014’tü...
Demek ki bu olay, 20 gün boyunca Türk kamuoyundan saklandı.
Hürriyet Daily News Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Murat Yetkin büyük bir gazetecilik yaparak bunu bütün dünyaya duyurdu.

***


21 Ağustos günü Batman’a inen uçak Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri’ne aitti.
Uçak, havaalanına Türk F-16’larının nezaretinde indi.
Bu zorunlu bir inişti ve nedeni de uçağın hidrolik sisteminin vurulmuş olmasıydı.
Uçak, IŞİD mevzilerini vurmakla görevlendirilmişti.
Olay, bütün bölgede çok tehlikeli bir gerçeğin ortaya çıkmasına neden olmuştu.
IŞİD’in elinde artık en gelişmiş savaş uçaklarını bile vuracak silahlar bulunuyordu.
Tabii bu da şu sorunun sorulmasına yol açtı.
Bu silahları IŞİD’e kim vermişti?
Acaba Esad’ın Mig’lerini vurmak üzere gönderilen silahlar mıydı bunlar...

***


Uçak, Türkiye’den acil iniş izni istedi ve Türk F-16’larının nezaretinde Batman’a indi.
Çok kısa bir süre sonra İncirlik Hava Üssü’nden gelen uzmanlar uçağı onardı ve F-15 havalanıp Türkiye’den ayrıldı.
Peki bu uçak nereden kalkmıştı ve nereye dönmüştü...
Murat Yetkin’in verdiği bilgiye göre Türk yetkililer, “Türkiye üzerinden IŞİD’e karşı hiçbir silahın veya askerin geçişine izin verilmediğini” söylemişler.
Uçak Katar’dan kalkmış ve tamir edildikten sonra yine Katar’a gitmiş.
Siz bir şey anladınız mı...
O Katar değil miydi kısa süre önceye kadar Esad’ı devirecekler diye İslamcı, şucu bucu ayrımı yapmadan Suriye’de önüne gelene silah yardımı yapan ülke...
Türkiye’nin artık Arap dünyasında neredeyse tek müttefiki olan ülke...
Bu arada aynı yazıdan şunu öğreniyoruz.
Türkiye “insani amaçlı operasyonlar” için İncirlik Üssü’nü açmış.

***


Bütün bunlar şunu gösteriyor.
Türkiye Ortadoğu’da parmağını oynatamaz hale gelmiştir.
Son iki yıldır zincirleme facialarla giden diplomasi sonunda gırtlağına kadar Ortadoğu batağına saplanmıştır.
Musul Konsolosluğu’nu boşaltmayarak 49 vatandaşımızın hayatını tehlikeye atanlar artık çok, ama çok dikkatli davranmalıdırlar.
Bölgedeki durum, “Dik duruş”, “Onurlu tavır” “Büyük abilik raconu” ve emosyonel nutuklarla halledilecek noktayı çoktan geçti.

Hınzır bir arkadaşın sorduğu ilginç soru

GEÇEN gün bir arkadaşım sordu:
“Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, seçimlerde kaç oy aldı?”
Yüzdesini biliyordum ama sayısal olarak bilmiyordum. “Tam 23 milyon 740 bin kişi Sisi’ye oy verdi.”
Devam etti:
“Peki Erdoğan Cumhurbaşkanlığı seçiminde kaç oy aldı?”
Onu biliyordum. “20 milyon küsur” dedim.
Yani...
“Darbeci” diye tanımadığımız kişi, “ileri demokrat” diye bildiğimiz Erdoğan’dan daha fazla kişinin oyunu almış.
“Ama katılma oranı düşük” falan diyecekseniz de sakın demeyin.
O zaman “Müslüman Kardeşimiz Mursi”nin seçildiği seçimin ilk turunda aldığı oyu ve katılma oranını açıklarım...
Mahcup olursunuz.


İyi haber: Müslümanlar da sandığı tartışmaya başladı

ZAMAN gazetesi yazarı Ali Bulaç geçenlerde soruyor:
“Pekiyi şu veya bu, ‘az tarafta kalanlar’ın temel hak ve özgürlükleri ne olacak? Çoğunluk onları kendi arzuları doğrultusunda düşünmeye ve yaşamaya zorlayabilir mi?”
Cevabını da şöyle veriyor:
“Tabii ki hayır! Çoğunluğun böyle bir yetkisi yoktur. Eğer bir ülkede Müslümanlar, bu temel ilkelere bakmadan çoğunluğun desteğine bakıp meşruiyet sahibi olduklarını düşünüyorlarsa o memlekette çok ciddi sorunlar var demektir.”
Ben, şu “müzmin yenilmiş” kardeşiniz, yıllardır aynı soruyu soruyor aynı cevabı veriyorum.
Ne mutlu ki, son seçimlerde bazı Müslümanlar da yenilgiye uğradı ve aynı soruyu sorup, aynı cevabı vermeye başladılar.
Kardeşim, sandık sana istediğin her şeyi yapma, memleketi babanın malı gibi yönetme hakkı veren “ilahi bir gücün kaynağı” değildir.
Yolsuzlukları aklayan bir çamaşır makinesi ise hiç değildir.


Valla ben Lucy’yi hiç beğenmedim

HERKES beğense de...
Büyük bir gişe başarısı elde etse de...
Kırk milyon dolara mal olup, 400 milyon dolar iş yapsa da...
Ben beğenmedim...
Olmamış...
Ne bir Leon tadı, ne bir Matrix/Blade Runner, Space Odyssey tadı var..
Başlangıcı, big bang’e ve ilk hücrenin çoğalmasına götürme fikri de ne ilginç, ne de insana “Vauuv” dedirtecek bir fantezi.
Hele hele o odanın içinde her şeyi kaplayan tuhaf siyah şey...
Bir 21’inci yüzyıl filmine hiç yakışmayacak ilkellikte...
Yani diyeceğim, Scarlett Johansson bile kurtaramamış filmi...


Guardian’la aynı fikirde değilim yeni U2 harika

U2’nun yeni CD’si çıktı.
Dün tekrar tekrar dinledim.
Müthiş bir dönüş yaptılar.
Özellikle birinci şarkı “Miracle” harika... Rock’ın en güzel değerlerine dönmüşler.
“Every Breaking Wave”i ve “Songs of Someone”ı keyifle dinledim.
“Sleep Like a Baby” ilk dönem Beatles’ı tadında harika bir şarkı.
Guardian gazetesi dün CD’nin ilk dinleme yorumunu yayınladı.
Gazete, CD’ye 5 üzerinden 3 yıldız vermiş ve “I’ve still haven’t found” şarkısından esinlenerek, “Hâlâ arıyorlar ama bulamamış bir halleri var” diyor.
Aynı görüşte değilim. Bulmuşlar. Zaten daha ilk gün, 500 bin kişi bedava indirdi.

X