Ekonominin geleceği referanduma bağlı değil

SON günlerde referandum-dan çıkabilecek sonuca bağlı olarak piyasanın nasıl şekilleneceğine ilişkin tahminler çıkmaya başladı. Halbuki piyasanın referandum sonrası bir-iki haftada nasıl tepki vereceğinden çok, orta ve uzun vadede ekonominin geleceğini belirleyecek olan temel politikaları tartışmak gerekiyor.

Haberin Devamı

Durum saptaması yapacak olursak; Fed’in faiz artışının başladığı, likiditenin azalacağı bir dönemde, gelişmekte olan ülkelerin bundan sonra daha büyük sıkıntı yaşayacağı kesin. Zamanlama tabi ki önemli ama bu adımlar artık zorunlu adımlar. Bu nedenle ülkelerin iç ve dış politik gelişmeleri, ülke yönetimlerinin ekonomide atacakları adımlar, ülkelerin ekonomik geleceklerini belirleyecek.

Bizdeki somut tabloya bakarsak; enflasyonun artış trendinde olduğu, büyüme oranlarının düştüğü, kurların dalgalandığı, popülist kararlarla mali disiplin konusunda kaygıların arttığı bir dönemde olduğumuz kesin. Bunun yanında ekonomiyi de derinden etkileyecek jeopolitik konum nedeniyle artan riskler, dış politikada sürekli hata ve geri dönüşler yaşıyoruz.

İşte bu küresel ekonomik ve siyasi iklim şartlarına nasıl uyum sağlayacağımız ve bize özgü koşullar için alacağımız kararlar geleceğimizi belirleyecek.

Haberin Devamı

Referandum sonrası, sonuç ne çıkarsa çıksın, en geç gelecek yıl yeni bir seçim olma ihtimali yüksek. Seçimin bu yıl sonunda yapılma ihtimali de mevcut.

Şimdi böyle bir ortamda, referandum sonrası uygulanacak ekonomik politikalar neler olabilir diye bakmak gerekiyor. Eğer büyümeyi körüklemek adına enflasyonla mücadeleden vazgeçme politikası devam ederse, enflasyonun daha da yükselmesi kaçınılmaz. Piyasalar enflasyon dahil referandum sonrası önlerini görecek temel yapısal tercihlerin hayata geçmediğini görürse, enflasyon artarken büyümenin yeniden artışa geçmesi de mümkün değil. Bu kapsamda Merkez Bankası’nın para politikasını belirlerken siyasi baskı altında karar vermeye devam edip etmeyeceği, faiz kararlarını zamanında alıp alamayacağı daha da kritik  öneme sahip olacak. Bol kepçe verilen teşviklerin yılın ikinci yarısında sonuç vereceği söyleniyor ama temel politikalarda güven verilemezse, büyüme adına istenen sonucu vermesi mümkün olamaz.

İDAM CEZASI AB VE EKONOMİ İÇİN BÜYÜK TEHDİT

Referandum sonrası alınacak ekonomik kararların ötesinde, iç ve dış politik gelişmelerin çok daha büyük öneme sahip olabileceğini düşünüyorum. Örneğin referandum öncesi söz verilen idam cezası için de referandum yapma sözü yerine getirilecek mi? Zaten AB ile iplerin gerildiği, referandum sonucuna bağlı olarak kopma noktasına gelme tehlikesi bulunduğu bir ortamda, idam cezasının gündeme gelmesi AB ile iplerin tümüyle atılması anlamına gelecektir.

Haberin Devamı

Ekonominin, biraz gevşese de, hala AB çıpasına bağlı olduğunu unutmamak gerek. Bölgedeki kritik durum, Batı ittifakının dışına çıkmamız halinde, bizim için çok ağırlaşacaktır. Bunun hem içerideki toplumsal gerilimi, hem dışarıda çatışma ihtimallerini artıracağı, hem de zaten referandumla iyice kırılganlaşan ekonominin iyice zayıflamasına yol açacağını söylemek kehanet olmaz.

Dün Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, bir TV kanalında yaptığı konuşmada, enflasyonun yıl içinde tek haneye ineceğini, büyümenin yüzde 6’ya gideceğini, yapısal reformların büyük bir şevkle yapılacağını söylemiş. Şimşek’in referandum yaklaştıkça, aslında kendisinin de pek inanmadığını sandığım kadar, pembe tablonun tonunu artırdığını görüyoruz. Keşke Şimşek’in dediği gibi olsa; reformlar yapılıp artık teknik kararlar alınsa.

Haberin Devamı

Sizce mevcut yönetim iç ve dış politikada, ekonomide rasyonel kararları alır mı?

 

Yazarın Tüm Yazıları