Suşi o kadar çok talep görüyor ki artık iyisini markette bulup almak mümkün!

Japon deniz ürünleri uzmanı Musashi Seto ve Dardanel’in kurucusu Niyazi Önen, dostlukları 43 yılı devirmiş bir ikili... Birlikte orkinos çiftliği kurmuş, ton balıklı sandviçler üretmişler. Şimdilerde piyasaya yeni sürdükleri paket suşilerin heyecanı içindeler. Kendi üretimleri somon füme de yakında raflarda... Onlarla buluştum; suşilerini tattım ve projelerinin hikâyesini dinledim.

Haberin Devamı

Önüme konan sekizli suşi paketinin üzerini açıp içindeki tahta çubukları elime alıyorum. Sonra suşilerin yan tarafındaki ufak bölmeye soya sosu döküyorum. Tam wasabi’yi soya sosunun içine sıkacakken duruyorum. Aklıma şef Anthony Bourdain geliyor. Wasabi’yi soyanın içinde havalı havalı ezenlere ‘Et kafalı’ dediği bölüm dün gibi aklımda. O sırada Seto, masanın karşı tarafından bana sesleniyor: “Bırak elindeki çubuğu. Suşi elle de yenir. Wasabi’yi de suşilerin üzerine sık. Soya sosuna banmaya gerek yok, bizim suşilerin tadı çok yerinde.” Hakikaten beklediğimin ötesinde lezzetli buluyorum tattığım paketli suşileri.

Suşi o kadar çok talep görüyor ki artık iyisini markette bulup almak mümkün

Haberin Devamı

YILLANDIKÇA KÖKLENEN BİR BAĞ

“Suşinin pakete girmesi şart mıydı” demeyin. Çevremde ergen çocukları olan arkadaşlarımdan biliyorum, nerede, hangi suşici açılmış, spesiyalleri ne, bizden iyi takip ediyorlar. Malum, İstanbul’da yakında neredeyse her mahallede bir suşici olacak. Yan tarafımda oturan Dardanel’in kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Niyazi Önen’e dönüp paket suşi üretimine nasıl karar verdiklerini soruyorum. Sonuçta raf ömrü kısa. Satış sirkülasyonu kâr ettirir mi?
“İyi bir sanayici doğru zamanlamanın kokusunu alır” diyor ama o esnada şirket danışmanları Musashi Seto’yla göz göze gelerek hafifçe gülümsüyorlar ve başlıyorlar anlatmaya...

Dardanel olarak bundan 20 yıl önce paketli suşi üretimi yapmışlar. Hem de 1 milyon dolarlık makine yatırımıyla... Ama o zaman paketleme teknolojisi şimdiki kadar gelişmiş değildi tabii. Şu anda ürünün raf ömrü bir haftayken
o zamanlar üç günmüş. E, bir de suşi bu kadar hayatımızın içinde değildi. Haliyle istedikleri sonuca ulaşamayıp üretimi durdurmuşlar. Ama bu iki inatçı adam, kafalarına koyduklarından vazgeçecek insanlar değil. Şimdi Japonya’dan getirdikleri makinelerde ürettikleri dört farklı ambalajdaki suşileriyle, iddialı bir şekilde tekrar market raflarındalar.

Suşi o kadar çok talep görüyor ki artık iyisini markette bulup almak mümkün

Haberin Devamı

Musashi Seto, yıllardır Dardanel’e danışmanlık veriyor. Niyazi Önen’le dostlukları tam 43 yıllık. Dile kolay, neredeyse bir ömür... Seto, Çanakkale’den deniz salyangozu almak için araştırma yaparken yolları kesişmiş. Japonların ürüne yaklaşımı ve kalite standartları malum. Japonya’ya gönderilen ilk parti ürünlerde sorun çıkıp Niyazi Bey bunları telafi edince aralarında bugüne kadar uzanan, yıllandıkça köklenen bir bağ olmuş. Seto 82 yaşında ve Çanakkale onun ikinci evi gibi.

 

KARADENİZ SOMONU DA KULLANIYORLAR

İkisi bir aradayken sürekli yeni ürünler, piyasadaki çeşitler ve daha sonra yapılacaklarla ilgili konuşuyorlar. Dinlerken onları yakalamakta zorlanıyorum. Sinerjilerine hayran olmamak mümkün değil. Her ürünle ilgili ayrı bir anıları var. “Dur sana orkinos çiftliği hikâyemizi anlatalım” diyorlar. Yıllar önce Seto, Çanakkale’de ciddi bir araba kazası geçirir ve hastaneye kaldırılır. Altı ay kadar geçici hafıza kaybı yaşar. Hastanenin penceresinden Çanakkale Boğazı’nı izlerken ‘blue fin’ yani mavi yüzgeçli orkinosları fark eder. Eşini bile hatırlamazken Niyazi Bey’i orkinos çiftliği kurmaya ikna eder. Birlikte Avustralya’ya gidip oradaki örnekleri inceledikten sonra burada ilk orkinos çiftliğini kurarlar. Gerçekleştirdikleri ilkler arasında hani yolda, sokakta hayat kurtaran o ton balıklı sandviçler de var. Niyazi Bey’in çok sevdiği, içi bol dolgulu Japon sandviçlerine benzer bir üretim yapmaya dikkat etmişler.    

Haberin Devamı

Suşi o kadar çok talep görüyor ki artık iyisini markette bulup almak mümkün

Ben tattığım suşileri bitirdikten sonra en yeni heyecanları olan somon füme üretimine gidiyoruz. Ürün geliştirme danışmanlığını yine Seto yapıyor, yakında satışa çıkacak. Hem Norveç hem de Karadeniz somonu kullanıyorlar. Karadeniz somonuna ‘gökkuşağı alası’ da deniyor. Seto’nun hem lezzet hem de görünüm olarak favorisi bizim somonla yapılan fümeler... Haksız da değil. Bizimki Norveç somonuna göre renk olarak daha koyu ve albenili, Alaska’nın ‘sockeye’ cinsine benziyor. Seto’ya “Sırada ne var” diye soruyorum. “Biz hem pirinç hem deniz mahsulünü çok severiz, bence Japonlar midye dolmaya bayılacak” diyor daha fazla detay vermeden... Bizimki gibi tezgâh açarlar mı bilmem ama midye dolmanın Japonya’da menülere girmesi
sizce de çok sükse yapmaz mı?

Yazarın Tüm Yazıları